PERİNÇEK GÖRÜŞMESİ ve PERİNÇEK HAKKINDA GÖRÜŞLERİM…
Bir grup müebbet ceza almış asker anneleri ve bir kaç KHK’lı arkadaşın talebi üzerine Doğu Perinçek’ten randevu aldım.
Öncelikle, kimse adına ve bir müzakere yürütmek adına gitmedik. Kimseden medet ummak, yardım dilenmek amacımız yoktu.
Hedefteki cemaatle alakalı yaptığı çıkışların amacının ne olduğunu, bu inisiyatifin arka planında ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.
Röportaj yapma amacımın olmadığını, kayıt yapmak istemediğimi ısrarla vurguladım. Fark etmez dedi.
24 Şubat Salı 15.30’da VP İstanbul İl başkanlığında buluştuk.
Masanın etrafında sıralanan mağdurların hiç biriyle tanışmadı, iletişime kapalıydı. Doğrudan söze girdi ve epey süre susmadı, kimsenin araya girmesine fırsat vermedi. Bir yıl önce gördüğü centilmen, güler yüzlü adam yoktu, öfkeli, dayatmacı, dediğim dedikçi bir tavrı vardı.
Görüşmeciler yanlarında getirdikleri dosyaların kapaklarını bile açmalarına izin vermedi.
Anladığımız kadarıyla bireysel hiç meseleyi dinlemeyecekti. Dinlemedi de…
Alzaimer hastaları gibi en az 20 defa “Bu tankları kim yürüttü? Bu uçakları kim uçurdu? Bu kadar insanı kim öldürdü? Diye tekrar etti.
Ama biz yapmadık deyince “Dur dur sözümü kesme dinle” dedi ve konuşturmadı.
Hemen ilk safahatta görüşlerim netleşti.
Bu adamın hiç bir derde deva olmayacağını anladım.
Bir devlet projesi, ne de bir yoklama çekmek amacı taşımıyordu.
Bunu zaten ileriki dakikalarda sorduğum soru üzerine söyleyecekti.
Çözüm önerisinin ne olduğunu sordum.
Bana
- “600 bin mağduru kurtaracağız, FETÖ’yü gömeceğiz” dedi.
- “Peki bu nasıl olacak dedim?”
- “Mağdurlar, FETÖ’nün bir Amerikan gladyosu olduğunu, bir terörist organizasyon olduğunu kabul edecek, devletimin, milletimin, bayrağımın yanındayım diyecek” dedi.
- “Peki bu nasıl olacak? Bunu diyecek olduklarını varsayalım, bu insanların biri Van’da biri Edirne’de, biri şehirde biri köyde… Bunları nasıl bir araya toplayacak ve ortak beyanda bulunacak” dedim.
Bu teklifin ölçme ve değerlendirilmesinin imkânsız olduğunu bu teklifinizin realize edilemeyeceğini belirttim.
Sonunda Yarbay Alkan sözü aldı. Akla, hukuka uymayan keyfi uygulama ve cezaları anlatmaya çalışıyordu ki,
“Dur sen Fetö’cü müsün? Fetöcüleri savunma bana, bunları konuşacaksan neden buraya geldin” dedi.
Gerilim arttı.
Yarbay Alkan:
- “Sayın Başkan, Balyoz, Ergenekon yada 15 Temmuz… Bunlar kime yaradı? Siz kuklaya bakıyorsunuz asıl bir kuklacı var. Ona bakmak lazım” deyince,
Perinçek:
- “Kimmiş O” dedi.
Alkan:
- “Kim olabilir sizce? Her şeyin kendisine yaradığı kişi” diyince konuşturmadı.
Erdoğan’a söz söyletmedi fakat MHP’li Fethi Yıldız ile alay etti, küçümsedi.
Perinçek:
- “ Ben bugüne kadar ne dediysem oldu bu iş de olacak. Fetö beni Ergenekon sürecinde içeri attı. 5 yıl yattım. Mahkemede şunu söyledim: Buradan biz çıkacağız siz gireceksiniz. Oldu mu oldu. Bu da olacak. Ben bu devletin başına geçeceğim. Bu da olacak göreceksiniz” dedi.
Cemaat yönelik çağrısının Amerika’da yankı bulduğunu belirtti.
Önder Aytaç ve Ebuseleme Gülen'i örgütün etkin isimleri olarak tanımladı.
Sonra söze ben girdim.
- “Toplumda sizinle alakalı ‘derin devletin adamı’ olduğu yönde bir algı var. Yani devlet adına bu süreci başlattıysanız daha fazla insiyatif alın” demem üzerine öfkelendi. Arka arkaya bana Kafasız mısın Ahmet dedi. Sen de kafa olsa bu soruyu bana sormazsın dedi.
Yine söze girdim:
- “Bunu kabul etmiyorsanız öyleyse sizin için ‘ambulansın arkasına takılmış uyanık şöför’ benzetmesi yapılıyor. Gündem yaratmak için fırsat kolluyorsunuz” doğru mu diye sordum.
Perinçek:
- “Bana böyle sorular soracaksan bir daha beni arama buraya da gelme, nne yapıyorsam Vatan Partisi Gen. Başk. Olarak yapıyorum” dedi.
Açıkçası görüşmede tek mantıklı gelen ve beni ikna eden bu cümlesi oldu.
Aslında farklı ve fazla bir şey söylemiyor, ana fikri şu:
- “Siz FETÖ’yü kabul edecek, devlette sizi kazanmanın yollarına bakacak ama bunu hemen beklemeyin, sesinizi yükseltecek kamuoyu oluşturacaksınız. Sizin sorununuz PKK gibi etnik temele dayanmıyor, çözümü daha kolay ama önce Pensilvanya merkezli örgüt ve üyelerinin adım atması” diyor.
Buradan anladığım:
İşe dönmek, hakların iadesi, genel af vs gibi şeyler zaten mevzu bile değil.
Perinçek’in amacı kendince oluşturduğu 600 bin kişinin kazanılması.
Bu nasıl olacak: MEÇHUL.
Görüşmede geçmişi şaibeli, AKP’den kısa süre önce Vatan Partisi’ne geçen Ethem Sancak’ın olması dikkat çekti. İki saat boyunca ortamı gözledi. Bir yerde söze girdi Halit Bin Velid’den örnek verdi.
- “Hz. Halit Hz. Muhammed’in düşmanıydı, O’nu Uhut’ta bozguna uğrattı fakat Müslüman olduktan sonra Suriye’yi Irak’ı fethetti” dedi.
Konuşmasında Fethullah Gülen’in adı geçti. Bir süre duraksadı.
“Allah rahmet etsin, Allah taksiratını affetsin” dedi.
(Bunu dediği için Gzt. Kazım Güleçyüz 59 gün hapis yatmıştı.)
Son olarak,
Perinçek, 1960’ta siyasete başlamış bir figür, yani ben doğmadan 15 yıl önce. Siyaset ve diyalektiğin tüm cambazlıklarını biliyor. 85 yaşına rağmen, gündemde kalmayı beceren, gündem yaratan, her şeyi kendi penceresinden yorumlayan ya da her şeyi çarpıtabilen usta bir maniplatör.
Önceki yıllarda ordu ve yargıda etkili adamları vardı fakat 15 Temmuz’dan sonra Erdoğan ile yaptığı ittifak ona meşruluk verse de devlette altını boşaltı.
Bu tarz kişilerin çıkışları can yakıyor olsada 15 Temmuz mağduriyetinin konuşulması adına faydalı buluyorum.
Tarihsel sürece Perinçek’in geçmişine baktığımızda O'na güvenerek yola çıkılmaması ve bel bağlanmaması gerektiğini düşünüyorum.
-Bitti-
Ahmet Erkan @aerkan080 bey tesbitlerin yerinde. Halk tabiriyle Perinçekin ipiyle kuyuya inen oradan cikamaz. Ben 2001 gibi Hizmetten ayrilan N.Verenin, Perincekin Isçi (Vatan) partisine girdiginde Yuşa tepesinde rastgeldigimde. "Nurettin abi, hizmetten ayrildin anlayabilirim ama gide gide Perincekin dibine mi düştün"demistim. Cevaben bana "Perincekten baska kimse sahip cikmadi" dedi. Hizmetle şöyle böyle iliskisi olan ( Muhalif, muteriz, ozurcu veya fesihci hatta bu surecte itirafci, e.p. tayyipci ) hickimse bu duruma dusmemelidir. Abi nasihatim olsun.....Ahiret var,hesap var..asla unutmayalim...
Doğu Perinçek ile görüşmek değil mesele. “Doğu ile görüşülecek ise biz görüşürüz, siz kimsiniz ulan” nobranlığı. Netekim pek çok abilerimiz görüşmüş idi. Açın YouTube da var.
Zaten olmayan hukuk bu topraklara geri gelmeyecek. Ölene ölüm, kalana zulüm, çalana çaldığı, katile vurduğu kâr kalacak.
Dinleyin bu cahili ey Atinalılar Romalılar.
Doğu Bey Cemaat Yönetimi ile sohbette.Cemaat tepesi sohbet edince iletişim kurunca saygı hürmet gösterince sorun yok.Ama Y.Herkul sohbet yapınca hain öylemi.Buyurun yağlama ise birde burdan görün lk kimiş diyalog kuran?
https://t.co/tdLTqRsoop
Askeri öğrenci annesine bu iğrenç lafı söyleyene bir sözüm olacak eğer senin onurun varsa gelip mücadele ni vereceksin aynı bizim yaptığımız gibi onurumuzla şerefimizle evlatlarımız için mücadele ediyoruz sonuna kadar söylediği o sözü geri kendilerine ifade ediyorum
10 kazanacağı yerde 11 kazanmak için prensipleri, hatta ahlaki değerleri düşünmeden çiğneyen bir sosyokültürün, masumların özgürlüğü için bir retoriğe takılması.
Süreç mağduru bir arkadaşın Hastalıkları ve biriken borçları nedeniyle $10K desteğe ihtiyacı var. Bir el atarsanız çok sevinirim.
Teşekkürler! https://t.co/5ygUAmb0gu
Bugün Alman ZDF kanalı için Adana halinde 40 derece sıcakta ekmeğinin peşinde KHK'lı Mehmet Oruç'u çektik.
PKK-KCK suçlamasıyla işten atılan Mehmet'in, hakkında 10 yıldır soruşturma açılmamış.
"Suçlama çok ciddi, bu nedenle işimden oldum ama
bugüne kadar mahalle karakoluna çağrılıp 1 defa ifadem alınmadı" diyor.
Mehmet, çocukken ekmek tandırına düşmesi nedeniyle iki ayağını kaybetmiş.
Her gün olduğu gibi bugün de elektrikli bisikletine
2'şer kasa domates ve salatalık alıp mahalle aralarında satmaya çalışacak.
Adana halinde domates ve salatalığın kilosu 35 liraydı.
Kaç liraya satacağını sorduğumda "40 liraya" dedi.
Halden aldıklarının tamamını satsa 500 TL kazanacak.
Mehmet, Kafkas Üniversitesi Kimya bölümünden mezun, KPSS puanıyla Adana SGK il müdürlüğüne engelli kadrosundan memur olarak atanmış.
41 yaşındaki Mehmet 3 çocuk babası.
#10YıldaKHKlılar