Milletimizin helal oylarıyla seçilmiş Eyüpsultan Belediye Başkanımız Mithat Bülent Özmen’in haksız hukuksuz tutukluğunun ardından yapılan başkan vekilliği seçiminde meclisin iradesi olması gerektiği gibi tecelli etti, Cafer Parlak Başkan Vekili seçildi.
Baskılara, tekliflere ve teşviklere rağmen Eyüpsultan’ın iradesine sahip çıkan tüm onurlu meclis üyelerimize teşekkür ediyorum.
Manisa Akhisar’da meydana gelen kazada 11 vatandaşımızın hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntü ile öğrendim.
Hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır; yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.
Can kaybının artmamasını, yaralı yurttaşlarımızın en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum.
Mahinur Hanım, babasıyla ilgili iddiaya üzülmüş. Babasının ellerinden öperim.
10 dakikada öğrenmiş, ‘Esas kişinin TC’si bu, babamın TC’si bu’ diyor.
Peki Mahinur Hanım listeyi kontrol etmek için görebiliyorsa, millet niye göremiyor?
Adalet Bakanlığı çevreleri isim sızdırıyor, kimi doğru, kimi yanlış.
Açıklayın listeyi, bitsin bu iş.
Bu sandığa emeklinin oyu düşecek.
Bu sandığa emekçinin oyu düşecek.
Bu sandığa kadınların oyu düşecek.
Bu sandığa hakkı yenen herkesin oyu düşecek.
Ak Parti de iktidardan düşecek!
Atilla Taş'ın acısını tüm kalbimle paylaşıyor, Allah'ın düşmanlarıma bile evlat acısını yaşatmamasını diliyorum.
Geride iki çocuk bırakarak gencecik yaşında aramızdan ayrılan evlâdının ardından iğrenç kötülemelerde bulunan insanımsılara da; "Allah topunuzun belasını versin" diyorum.
Halk TV'nin tüm haber kanalları arasında ve tüm kategorilerde ilk sırayı almasını sağlayan siz değerli seyircilerimizin büyük ilgi ve vefasına sonsuz teşekkürler...
Bugün Taksim'den başlayarak, İstiklal Ceddesi boyunca Galatasaray Lisesi'ne kadar, hayal kırıklıklarıyla dolu bir yürüyüş yaptım.
Tokatlayan Han gibi tarihi binalar yerlerinde duruyor ama iç görünümleri tamamen değişmiş.
İşyerlerinin çoğu Orta Doğulu yabancıların eline geçmiş.
Neyse ki 1935'den bu yana faaliyetini sürdüren Saray Pastanesi, sağ kaldırımdaki bilinen yerinden sola taşınmış.
Yani Saray, zamana inat, bildiğimiz kalitesiyle halâ var.
En büyük hayal kırıklığını ise 1895 yılında Fransız Jean Cesar Reboul tarafından Grande Pharmacie Parisienne-Büyük Paris Eczanesi adıyla kurulan, sonra da Kemal Müderrisoğlu tarafından işletilerek oğlu Eczacı Mehmet Müderrisoğlu'nca faaliyeti devam ettirilen tarihi Rebul Eczanesi'nin bulunduğu yeri (Ağa Camii yanı) görünce yaşadım.
Çünkü müze olarak korunması gereken mekânda, artık kokoreç ve midye satılıyor!
Rebul Eczanesi ise Taksim'e yakın bir ara sokakta, eski günlerin anılarıyla hastalara hizmetini sürdürüyor...
Günün sonunda "Keşke bu yolculuğu yapmamış olsaydım da bir zamanların Beyoğlu'nu anlarımda yaşatsaydım" diye düşündüm.
Tuncay Özkan'dan, AKP'ye geçmesi beklenen Cemil Tugay için protesto çağrısı:
"İlk Kurşun Anıtı önünde toplanıyoruz. Hep birlikte İzmir'e ve irademize sahip çıkacağız"
https://t.co/lyd7nJYPQC
Bu işin üstünü örtmek; birkaç günah keçisiyle bu işi kapatmak isteyecekler.
Şu ana kadar olan gelişmeler bu işte topyekûn bir temizlik olacağı intibaını vermiyor.
Bu işin altından çok fazla insan çıkacak. Emre Tezmen konuştuğunda; bu işi kimlerle yaptı? Hangi kamu yöneticileriyle? Hangi bakanlarla, bakan yardımcılarıyla görüştü? İletişimde kimler zenginleşti? Herhâlde çok şey biliyordur… Bunlar ortaya çıktığında çok sayıda Fatma Betül Sayan Kaya'lar olduğunu göreceğiz.
Bu para bir yerden bir yere gitti, yok olmadı. Vatandaş o parayı yatırdı, o hisseler yükseldi... Bir ekonomik gelişmeyle açıklanamayacak düzeyde yükseldi. O durumlarda zaten Borsa İstanbul bu hisseler için alarm verir. O alarmlara da bakılması lazım. Alarm verdi mi, vermedi mi? Bir hisse senedi bin kat artacak, 100-150 kat artacak; o arttığı fiyattan birileri aldı, birileri de sattı... Bu para alışverişinden kimler zenginleşti? Bu para buharlaşmadı. Oraya ulaşmak lazım…
Paranın gittiği yeri takip etmek ve o parayı geri getirebiliyor olmak lazım. Bunun külfetini de milletin, emeklinin, esnafın, öğrencinin, çiftçinin sırtına yüklememek lazım.
Ali Şekeroğlu, emekli bir polis memuru hayatına son verdi; hepimizin yüreği yaralandı. Bir tarafta biz bunları yaşıyoruz; diğer tarafta, 100 milyarlar, umreye özel jetle giden insanlar...
Bir tarafta gencecik bir şehir plancısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi, gencecik bir avukat tutuklu yargılanıyor. Meclis üyeleri sadece meclis üyesi sayısını değiştirebilmek için tutuklanıp yeniden salıveriliyorlar.
Diğer tarafta böyle bir büyük bir yolsuzlukta gözaltı sayısına, tutuklu sayısına bakıyorsunuz, mal varlığına tedbir konulan insan sayısına bakıyorsunuz; bu yolsuzluğun toplamı içinde üç beş tane villa, belki birkaç milyar dolarlık paralık bir hacimden bahsediyoruz…
Fatma Betül Hanım,
Tüm basının önüne çıkıp sorulara net cevaplar vermeyi ve insanın rüyasına girse, aklını alacak milyarlarca lirayı -4 ay gibi kısa sürede- nasıl kazandığınızı anlatmayı düşünmüyor musunuz?
Bunun bir siyasetçi için kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu, aksi takdirde siyasete devam edilemeyeceğini sanırım biliyorsunuzdur.
Basın toplantısı çağrınızı bekliyoruz...
@drbetulsayan
Onların gücü; makamdan, paradan, devletin bütün imkânlarından geliyor.
Bizim gücümüz; elindeki tükenmez kalemi partiye bağışlayan büyük yüreklerden geliyor.
Onlar, milleti hesaba katmadan siyaset yapıyor.
Biz, bütün hesabımızı milletle yapıyoruz.
Aramızdaki fark tam da bu.
��Artvin
BİR BUTLANCININ İBRET BELGESİNİ DİKKATİNİZE SUNUYORUM!
Bana "satılmış yalaka" diyen bir butlan CHP'lisinin yargıdaki savunmasından:
"...Ben (...) kentinin önceki dönem CHP il başkanıyım.
Psikolojik olarak stresli bir dönemdeydim. Normalde hitap ettiğim insanlara karşı gayet naif ve nazik davranırım. Ancak nasıl olduysa 23 Ağustos 2026'da X sosyal paylaşım hesabımdan, Uğur Dündar'a karşı "yalakalık yapan satılmış" ifadesinde bulundum! Bu sözleri hakaret mahiyetinde söylemedim ve bu sözlerin hakaret olduğunu da bilmiyordum.
BU SÖZLERİMDEN DOLAYI ÜZGÜNÜM VE PİŞMANIM.
Ayrıca bu paylaşımın hakaret olduğunu öğrendiğimde, Eylül ortalarında sildim.
Bu sözler hakaret niyetiyle yazılmış sözler olmadığı gibi, BUNLARI SARFETMEYE HAKKIM OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR VE UĞUR DÜNDAR'DAN ÖZÜR DİLİYORUM..."
***
Adı bende saklı olan ve yargı önünde suçunu kabul eden bu kişi şimdi maddi bir ceza ödeyecek.
O para ile burs vereceğim.
Ayrıca Avukatım Murat Ergün, butlancı hakkında manevi tazminat davası açacak!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan ve arkadaşları, mezun oldukları Kartal İmam Hatip Lisesi'nin kuruluşunu Uğur Dündar'ın yaptığı bir programa borçlular dersem şaşırırsınız, değil mi?
O halde okulun resmi tarihçesinden okuyalım:
"Her şey 1984 yılında TRT'de yayınlanan bir televizyon programıyla başladı. (Uğur Dündar- Olay) Almanya'da yaşayan Türk işçi çocuklarının karşılaştıkları sıkıntıların konu edildiği programda, bazı çocukların kültür çatışması ve adaptasyon problemleri sonucunda kendilerini kötü alışkanlıkların içinde buldukları, milli kültürlerinden uzaklaşıp, milletine yabancı bireyler olarak Almanya'da kaybolma tehlikesi ile karşılaştıkları anlatıldı.
***
Program, dönemin yöneticilerinin dikkatini çekince, Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler ve Din Öğretimi Genel Müdürü Hikmet Özdemir, konu hakkında inceleme yapmak üzere Almanya'ya gitti.
1985 yılında, yabancı dil programı ile imam-hatip müfredatı birleştirilerek, Türkiye'nin ilk Anadolu İmam Hatip Lisesi Beykoz'da kuruldu. İsmail Kasaroğlu başkanlığındaki Kasaroğlu Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından arsa ve binası karşılanan okulumuz, 14 Ekim 1985'te Kurucu Müdür Mehmet Dede'nin yüksek gayret ve çabaları ile "Beykoz Anadolu İmam Hatip Lisesi" adıyla eğitim öğretim hayatına başladı. Okulumuzun akademik kadrosu oluşturulurken, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yurt dışına göndereceği öğretmenler arasından seçim yapıldı.
Beykoz Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin ilk dönem öğrencileri Anadolu Liseleri Sınavı'nda aldıkları puanlar ve diploma notları göz önünde bulundurularak seçildi. Okulumuzun ilk dönem öğrencisi olma şansını yakalayan 102 öğrencinin dörtte biri kadarını Almanya'da ikamet eden ailelerin çocukları, geri kalan kısmını ise Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğrenciler oluşturmaktaydı.
***
Öğrenci sayısının giderek artması ve mevcut binanın yetersiz kalması sebebiyle Beykoz'da kurulan okulun, ilerleyen senelerde daha modern bir kampüse taşınması gündeme geldi. Araştırmalar neticesinde okulumuzun Kartal'da bulunan şu anki arazisi üzerinde karar kılındı ve bir merkez bina, bir pansiyon binası ve lojman inşa edildi. 1990 yılının yazında okulumuz Kartal ilçesine taşındı ve bugünkü ismini aldı..."