Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur
Yağmura,nisana ve yaşıma aldanıp
Uçurumları kıyı sanarak
Ve dağlar erişilmeyince acı verir
Sözünü unutarak
Kaf dağına gitmek istedim
Irmak inadıyla yürüdüm uzaklara
Bir derviş olup yürüdüm uzaklara..
Zaman ne de cabuk geciyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göge bu kadar
Zaman ne de çabuk geciyor Mona..
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.
Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara..
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda
Gel artık...
Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış..
Gelgelelim
Beter, bize kısmetmiş
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama
Susmak ve beklemek müthiş
Neden alnındaki yıkkınlık
Bakışlarındaki öldüren buğu
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri
Nasıl da almış aklımı
Sürmüş filiz vermiş içimde sevdan
Dost düşman söz eder kendi kavlince
Kınanmak yiğit başına
Bu ne ayıp ne de yasak
Öylece bir gerçek kendi halnde
Belki yaşamama sebep..