Kimi zaman düşeceksin
kimi zaman çelme atacaklar ayağına
kimi zaman set çekecekler
yorulacaksin kimi zaman fakat
yolun yüceligini bilecek
Bismillah diyecek ve yürüyeceksin.
Rabbim muvaffak eyleyin inşallah Ankara’mıza hayırlı olsun...
Ak Parti Ankara İl Başkan’ı #HakanHanÖzcan
Türkiye olarak İsrail saldırılarından yoğun şekilde etkilenen Güney Lübnan’ın yeniden inşası bağlamında elimizden gelen desteği sağlamaya hazırız. 🇹🇷🇱🇧
Lübnan Cumhurbaşkanı Sayın Avn’u ülkemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duydum. 🇹🇷🇱🇧
Güçlü bağlara sahip olduğumuz dost ve kardeş Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne kuvvetli desteğimizi sürdürüyoruz.
Görüşmelerimizde bilhassa Lübnan’ın güneyinde süren İsrail işgali ışığında bölgesel gelişmeleri ele aldık.
Bizim Orta Doğu’da en başından beri hedeflediğimiz istikrar, barış ve iş birliği ortamından en fazla faydayı görecek ülkelerin başında Lübnan yer alıyor.
Sayın Avn’un son dönemde diplomatik girişimlerini de yakından takip ediyoruz.
Lübnan ile Suriye arasında gelişen diyaloğun artarak sürmesinin her iki ülke için faydalı olduğuna inanıyoruz.
Zor bir geçmişe sahip iki ülke ilişkilerinin güçlenmesi için gereken katkıyı vermeye hazırız.
Lübnan’ın güneyinde konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü UNIFIL’in görev süresinin tamamlanması önemli bir gelişmeyi teşkil edecek.
Mevcut uluslararası gücün geri çekilmesinden sonra bölgede güvenliğin desteklenmesi ve Lübnan’ın egemenliğinin temini için başlatılacak tüm girişimlerde Türkiye olarak yer almak istiyoruz.
Ayrıca güvenlik bağlamında Lübnan Silahlı Kuvvetlerine desteğimiz de sürecek.
Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır.
Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah’a hamdolsun çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz.
Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışadursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin başaktörü haline getirmeye çalışıyoruz.
Türkiye’nin aydınlık hedeflerine yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor.
Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim:
Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim.
Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112’yi arayalım.
Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım.
Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyorum.
Rabb’im ayaklarına taş değdirmesin…
Orman yangınlarında yanan alanların tamamı tohum ve fidanla buluştu.
“Yalan ağzına yuva yapmış” birilerinin iddia ettiği gibi o alanlarda oteller değil, fidanlar yükseldi.
Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla da kalmadık, yangınlarla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik.
Şundan kimsenin şüphesi olmasın:
Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir.
“Siyasette güven, yönetimde istikrar” olduğu sürece Allah’ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir.
Bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan, Kıbrıs’ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz.
Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum:
Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türkü kardeşlerini asla yalnız bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri haline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz’de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz.
Geçmişte Asrın Projesi ile Kıbrıs Türkü’nün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek önümüzdeki dönemde denizin altından doğal gaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecini, millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız.
Bu yaz ülkemiz genelinde 59’u orman dışı alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır.
Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır.
Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale’deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor.
Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter ve 420’si arazöz, 142’si su tankeri, 76’sı iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3 bin 210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor.
Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz.
Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun.
Ömrü boyunca Batı Trakya Türkü kardeşlerimiz için fedakârca çabalayan Doktor Sadık Ahmet’i ebedî âleme irtihalinin 31’inci yılında rahmetle ve saygıyla yâd ediyorum.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Batı Trakya Türk Azınlığı’nın derdiyle dertlenmeyi, her sıkıntısında soydaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz.
“Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2’nci İletişim Şûrasının ülkemiz, milletimiz ve iletişim dünyamız için hayırlara vesile olmasını canıgönülden temenni ediyorum.
İki gün sürecek şûramıza bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlarımıza, üniversitelerimize, yönetici ve hocalarımıza şimdiden teşekkürlerimi iletiyorum.
Şûra neticesinde son şeklini alacak belgelerin iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını diliyorum.
İletişimde başarıyı görünürlükle sınırlamak doğru değildir.
Asıl başarı, görünür olurken insan onurundan, hakikatten ödün vermemektir.
Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti, toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir.
Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz.
Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş; biz dâhil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür.
Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.
6 Şubat depremleri sürecinde sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin bir yıpratma savaşına müdahil olduğunu, âdeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.
Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.
Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduğunu hepimize çok net biçimde gösteriyor.
Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.
Bir defa şunun bilinmesini isterim:
“Suimisalin emsal olmaması” için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bunda son derece kararlıyız.
Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.