Sscb dağılacak
Dağıldı
Herkes fetulla ya küfredecek
Ediyor
Rusya Kırım'ı ilhak edecek
Etti
Avrupa ve ABD dağılacak
Yakındır
Türkiye, Selçuklu ve Osmanlı dan daha büyük olacak
İki güç Türkiye ve Çin kalacak
Gelişmeler o yönde görene
Daha iyisi gelecek
Allah hayırlı ömür versin
Stand up gösterisinde Yemen'de açlıktan, hastalıktan veya savaş yüzünden ölen çocuklarla dalga geçmek mi yoksa buna anıra anıra gülmek mi daha büyük alçaklık bir saattir karar veremiyorum.
İki gündür, acı içinde ölen çocuklara bile kahkahalarla gülebilen insanlarla mizahın sınırının nerede bittiğini tartışıyoruz. Din, iman, ahlak, vicdan gibi değerleri olmayınca bir deri bir kemik kalmış 12 yaşındaki bir çocuğun üstüne düşen bombaya da gülebiliyor işte "insanlar". Sen gülmediğin için ise keyifleri kaçıyor çünkü onlara hiçbir zaman sahip olamayacakları değerleri hatırlatıyorsun. Onlar da bu kez değerlerinle dalga geçmeye başlıyor.
İlmine, mücadelene diyecek bir şeyimiz yok hocam da şöhret afettir diye boşuna dememişler
Tamam takımı fetöye teslim etmedi zamanında hakkını da teslim ettik ama o kadar
Bir alimin, hayatını nasıl geçirdiği belli olan bir adama bu kadar methiyeler düzmesi garip gerçekten
Fenerbahçe seçimlerini üstün bir farkla kazanan Aziz Başkanımızı can-ı gönülden tebrîk ediyor, Fetö'yü en önce çözenlerden, onunla savaşanlardan ve bizimle birlikte onun ğadrine uğrayanlardan ama yılmayıp, baş eğmeyip, zulme karşı direnerek devletimizin dâimâ yanında duran kıymetli başkanımıza kalan ömründe sağlık, sıhhat ve âfiyet ile sevdikleriyle beraber yaşamasını Cenâb-ı Mevlâ'dan niyâz ediyorum.
Aziz Başkanım! Sen ismin gibi dâimâ azîz olasın.
@c_ahmethoca İlmine, mücadelene diyecek bir şeyimiz yok hocam da şöhret afettir diye boşuna dememişler
Tamam takımı fetöye teslim etmedi zamanında hakkını da teslim ettik ama o kadar
Bir alimin, hayatını nasıl geçirdiği belli olan bir adama bu kadar methiyeler düzmesi garip gerçekten
Türk çocuklarını ve kadınlarını diri diri yakanlar ne oldu da 10 sene sonra Kamal isimli şahıs hakkında Nobel Barış Ödülü teklifi verdiler?
Hani savaşı kaybetmişlerdi?
Hani denize dökülmüşlerdi?
Yoksa ‘Dinsiz ve Ahlaksız Türkiye’ kurulması için, bir ‘Yunan’ı denize döken şampiyona’ mı ihtiyaç vardı?
Yunan: “Bizim kaybettiğimizi kim söyledi? 1300 senelik Hilafet yok oldu! Bizi 400 sene yöneten Milletin kızları şimdi bikinilerle güzellik yarışmalarına katılıp ‘beni seçin’ diye gözlerimizin içine bakıyor. En büyük düşmanımızı içeriden ele geçirdik. Askerlerine bizim kıyafetlerimizi giydiriyorlar. Kurtarıcı sandıkları adamın kabrinin şekli bile bizim dünyaca ünlü Akropolis’imizden ilhamla yapıldı. Şimdi tekrar düşünün bakalım: 1300 senelik Hilafeti ve 600 senelik Türk-İslam Devleti’ni yıktık, rakı masalarından idare edilen Roma hayranı bir Devlet ortaya çıkardık. Artık bizim çocuklarımız onlara düşmanlıkla, onların çocukları Batı’ya hayranlıkla yetiştiriliyor. Sizce kim gâlip?” dese, ağzını açıp 1 kelime edebilecek bir tane Kemalist olabilir mi?
Konuşsa bile Yunan bunlara “Kapat lan çeneni! Tecavüz ettiğimiz kızlarınızın, diri diri yaktığımız bebeklerinizin bile tazminatını istemediniz! Siz yeni ve İslamsız bir ülke kurmak için bize biat ettiniz, idarecileriniz karılarını kızlarını liderlerimizin kollarına taktı!” dese bu Kemalist’in vereceği cevap olabilir mi?
Türk Milleti gerçek tarihiyle tanışmadan dine ve ahlâka dönemez!
Dine ve ahlâka sarılmadan, nesilleri mukaddesatla yetiştirmeden, içeride ve dışarıda hiçbir düşmanını yenemez, hiçbir sorununu çözemez!
ÇOCUKLARI KEMALİZM’DEN KORUYUN!
MEB’DE VE OKULLARDA KEMALİZM İSTEMİYORUZ!
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hükümdarının öldüğünü öğrendiklerinde “La Grande Aquite e morta!” diye bağırdılar. (Büyük kartal öldü) Batı yakasında çanlar çalınmaya başlandı, top atışları yapıldı, fener alayları düzenlendi.
Oysa Fatih, şehri fethettiğinde Bizans İmparatoru’ndan sonraki en önemli kişi Büyük Dük Lukas Notaras’ın evine giderek ona ziyarette bulundu ve “keşke direnmeseydiniz şu ölenlere ve esirlere yazık oldu” diyerek üzüntüsünü dile getirdikten sonra Notaras’ın hasta yatağında yatmakta olan eşine geçmiş olsun dileklerinde bulundu. “Kaybettiklerinizden daha fazlasını kazanabilirsiniz” diyerek de onların gönlünü almaya çalıştı.
Dini lider Skolaris’i patrik ilan ederek daha o yüzyılda din ve vicdan hürriyetinin en güzel örneğini sergiledi. Savaş sırasında ölen Bizans İmparatoru’nun da “ imparatorlara imparator gibi gömülmek yakışır” diyerek uygun bir şekilde defnedilmesini sağladı.
Tüm bunlara rağmen 74 imparator tarafından savunulan, dünyanın ilk Hristiyan şehri muhteşem Konstantinopolis’in Müslüman bir hükümdar tarafından fethedilmesi ruhlarında derin yaralar açtı.
Batı o günden beri bu büyük korkuyu ve nefreti üzerinden atamadı.
İngiliz yazar Andrew Wheatcroft, "Kapıdaki Düşman” adlı kitabında “1071 Malazgirt savaşıyla Türkler Anadolu'ya girdi ancak asıl İstanbul'un fethi Avrupalıların gözünü fena korkuttu” der.
Papaz Martin Luther, Türkler için “Tanrı'nın gönderdiği cezadır.” “Türkler, Tanrı'nın öfkeli kırbacı, yakıp yıkan şeytanın uşağıdır” demiştir. Voltaire ise Rus Çariçesi II. Katerina'ya yazdığı bir mektupta; “Türk dilini ve onu konuşanları Avrupa'dan sürmek gerek. İnsanlığın iki büyük baş belası var: Birincisi veba, ikincisi Türkler.” diyordu.
Victor Hugo, “Bu katil imparatorluktan, Osmanlı'dan yakamızı kurtaralım.” Engels ise: Türklerin ortadan kaldırılmaları gerekir” demişti. Leibniz, Goethe gibi birçok aydın, sanatçı, siyasetçi yüzyıllardır bu korkuyu ve nefreti içlerinde yaşadı/yaşıyor.
O yüzdendir ki Mehmed, onların nazarında ikinci Lusifer, tiran, cehennemin çocuğu, yedi kafalı kırmızı ejderha vs. olarak anıldı. Bugün dahi öfkelerinde hiç azalma olmamıştır.
İki imparatorluk, dört krallık ve on bir prensliğe son veren bu genç hükümdar devletini bir dünya imparatorluğu yapmak istiyordu. İstanbul merkezli bir dünya imparatorluğu. Ne ulvi ne muhteşem bir ülkü bu.
Trabzonlu Georgios, Fatih’i şöyle tarif ediyordu. “İkinci Mehmed, Kirus’tan da Büyük İskender’den de Sezar’dan da büyüktür. Hatta tek cümle ile söylenecek olursa; o, gelmiş geçmiş bütün hükümdarlardan üstündür.” Öyle ki ”Doğu da Batı da Allah’ındır” diyen bu cihan hükümdarı Sultan-i İklim-i Rum, Kayser ve Basileus gibi unvanlarla anıldı.
Diğer taraftan da bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Molla Hüsrev, Molla Gürani ve Akşemseddin gibi hocaların ellerinde yetişen Fatih’in, Türkçeden başka Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. İlmi tartışmalara giren, soru soran, üreten, okuyan, araştıran bu büyük sultan aynı zamanda tarihin en derin filozof padişahlarından biriydi.
Peki, neden Fatih’e ilgisiz kalıyoruz? Neden bu büyük fetih için tüm okullarda “Fetih Haftası” düzenlenmiyor? Neden Fatih'e İstanbul'u fethettiren tedrisatın mahiyetini sorgulamıyoruz? “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın” dediğimiz gençlere neden onun bir dünya imparatorluğu kurma ülküsünü aşılamıyoruz? Neden, neden, neden…?
At yalanı...
O dediğin akıl Türkiye'yi de bir Zelenski yönetsin istedi ama başka bir AKIL bunu gördü ve önce sessiz kalarak parlamasına izin verdi sonra da silkeledi
Öyle bir silkeledi ki CHP yi üçe böldü
Kudurmak serbest
@acikcenk
“Bahçeli’ye, Öcalan’a ‘kurucu önder’ dedirten akılla, Kılıçdaroğlu’nu yeniden CHP’nin başına geçiren akıl aynı.”
👉 Levent Gültekin: “Yıllardır ‘İmamoğlu’nun Türkiye’de cumhurbaşkanı olma ihtimalini sıfır görüyorum’ diyordum. Niye?
Çünkü Türkiye’ye biçilen rolde Erdoğan’dan sonra seküler bir cumhurbaşkanı gözükmüyor senaryoda.
Seküler bir cumhurbaşkanı demek Türkiye’yi alıp yeniden eski değerlerine döndürmek demektir.
Yani cumhuriyet değeri dediğimiz noktaya döndürmek. Ortadoğu ülkesi olmaktan çıkarmak, senaryoyu yırtıp çöpe atmak anlamına geliyor.
Şimdi yıllardır Erdoğan üzerine veyahut o iktidar üzerine yatırım yapmış insanlar İmamoğlu’nun iyi gel sen bizim 20 yıllık emeğimizi çöpe at demesine göz yumar mıydı sence?
Yummadılar zaten.
Yani İmamoğlu’nun meselesi sadece Erdoğan’ı yenip yenmeme meselesi değil.
Türkiye’yi yeniden Ortadoğu ülkesi olmaktan çıkarıp yüzünü batıya dönen bir ülkeye dönüştürme, döndürme ihtimali vardı.
Onu da o yüzden elediler.
Nasıl ki 2014’te Erdoğan kalsın diye Ekmelettin, 2018’de Erdoğan kalsın diye Muharrem İnce, 2023’te Erdoğan kalsın diye Kılıçdaroğlu ise 2027’de de Erdoğan kalmalı ki senaryo devam etsin.
Mutlak butlan kararını veren akılla İmamoğlu’nu hapse atan akıl, Devlet Bahçeli’ye Öcalan’a kurucu önder dedirtecek aşamaya getiren akılla Kılıçdaroğlu’nu yeniden CHP’nin başına geçiren akıl aynı.”
@ajansmuhbir1923 Bla bla
O dediği akıl Türkiye'yi de bir Zelenski yönetsin istedi ama başka bir AKIL bunu gördü ve önce sessiz kalarak parlamasına izin verdi sonra da silkeledi
Öyle bir silkeledi ki CHP yi üçe böldü
-Başta Amerika'da yaşayan- tüm Hristiyanlar (histerik Evanjelistler hariç) kendilerine asla söylenmeyen ya da saklanan şu gerçekleri bilmeli:
1- Müslümanlar Hz. İsa'yı sever ve diğer tüm peygamberlere olduğu gibi iman ederler.
İslam'da imanın şartlarından biri, Peygamberlere inanmaktır.
Hz. İsa'ya hakaret etmek ya da küçümsemek, büyük günahtır.
Dünyaya yeniden geleceğine inanılır ve Kur'an da defalarca adı geçer.
Hiçbir gerçek Müslüman'dan Hz. İsa aleyhinde bir söz duyamazsınız.
2- Yahudiler tarihsel olarak esasen Hristiyanlar'dan nefret ederler.
Ancak Hristiyanlara doğrudan güçleri yetmediği için (ve öncelikli düşman coğrafyada dolayı şimdilik Müslümanlar olduğu için) konvansiyonel savaşı değil;
Yüzyıllardır olduğu üzere şantaj, montaj, manipülasyon ve asimilasyon yolunu tercih ederler.
Evanjelizm işte bu stratejinin en büyük meyvesidir.
3- Radikal gruplar/yönetimler hariç, hem Yahudiler hemde Hristiyanlar çoğu Müslüman ülkede güvenle yaşayabilirler ve hatta rahatsız edecek derecede misyonerlik yapmadıkları sürece de fazlasıyla saygı görürler.
Bunun en köklü örneği ise tam 1000 yıldır olduğu üzere sırasıyla Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye-Anadolu İmparatorluğu olmuştur.
4- DAES, El Kaide, Boko Haram, El Şebab gibi örgütler CIA, Mossad ve MI6 ortaklığında kurulmuştur.
ABD, İsrail ve İngiltere bu örgütler üzerinden bir taraftan enerji ve ticaret yollarını gasp ederken,
Diğer taraftan İslam'ı terör ile ilişkilendirilerek Hristiyanları -bilinçli/planlı olarak- Müslümanlara karşı düşmanlaştırmıştır.
(Bakınız: Uluslararası Medya ve Hollywood)
5- Yıllardır (İsrail kurulduğundan beri) adeta cehennemi yaşayan Orta Doğu, İsrail'den önceki 400 yılını büyük ölçüde sükunet içerisinde geçirmiş ve insanlığa birçok açıdan yön vermiştir.
Bu 500 yıllık dönemde özellikle Kudüs, Beyrut, Şam, Kahire, Antakya, Halep ve İstanbul gibi tarihi şehirlerde Hristiyanlar ve Müslümanlar barış içinde yaşamış ve bunu sağlayan ise Müslüman Türkler olmuştur.
6- İsrail, Siyonizm ideolojisi üzerine kurulmuş radikal bir ırk ve din yapılanmasıdır.
Siyonizm, Yahudilerden başka (ki kendi içlerinde bile ayrım vardır) insanlığın tümünü alt ırk/goyim olarak görür ve özellikle Hristiyanları Siyonizmin gönüllü köleleri olarak sınıflandırır.
Kısacası İsrail ve Siyonizm,
İnsanlığın tamamı için gerçek anlamda ölümcül bir parazitten ibarettir ve son 80 yıldaki neredeyse tüm savaşların (doğrudan ya da dolaylı olarak) müsebbibi olmuştur.
Son olarak,
Amerikalılar şunu bilmelidir.
Gerek Hristiyan olsun, gerek Müslüman, gerek Deist, gerek Ateist farketmez.
Dünya'nın geri kalanı;
Amerika'nın asla özgür bir ülke olmadığını çok iyi bildiği gibi,
İsrail'in doğrudan kölesi haline gelmiş; Bilinçsiz, farkındasız, köhne ve çökmekte olan bir imparatorluk olduğunu çok net görmektedir.
Bu bugün için Amerikalılara fazlasıyla ütopik gelebilir ancak, tarihsel realite bunu açıkça göstermektedir.
Amerika'yı bu çöküşten kurtaracak tek çıkış yolu ise en kısa zamanda İsrail/Siyonizm parazitini bünyesinden tamamen temizlemesidir.
Aksi halde çöküş ve parçalanma kaçınılmaz olacaktır.