Kulübümüz Üsküp 1911 FK, üç yılı aşkın süredir binbir zorluk ve imkânsızlık içerisinde varlığını sürdürmeye, Makedonya’daki Türk toplumunu spor alanında layıkıyla temsil etmeye çalışmaktadır.
Ancak geçtiğimiz günlerde OFS Gazi Baba ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, daha önce kulübümüze verilen bazı sözlerin yerine getirilmeyeceği tarafımıza bildirilmiştir. Bununla birlikte, kulübümüzün kendi imkânlarıyla uygun bir saha bulamaması hâlinde bu sezon ligde doğrudan mücadele edebilmesi için gerekli lisansın verilmeyeceği de ifade edilmiştir.
Bugüne kadar yaşadığımız en büyük sorunlardan biri, kulübümüzün bu alanda yatırımcı ve destekçi bulmasına rağmen düzenli olarak kullanabileceği bir sahaya erişememesi olmuştur. Boş ve kullanılabilir sahalar bulunmasına rağmen kulübümüze herhangi bir saha tahsis edilmemesi, üç yıldır düzenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmamızı dahi ciddi şekilde engellemiştir.
Bugün gelinen noktada ise mesele yalnızca antrenman yapacak bir saha bulamamak değildir. Saha sorunu, doğrudan kulübümüzün liglerde mücadele etme hakkını ve geleceğini tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır.
Bu süreçte karşı karşıya kaldığımız uygulamaların sıradan bir bürokratik sorun olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kulübümüz üzerinde uzun süredir oluşan baskı ve engeller, bizlerde ciddi bir eşitsiz uygulama ve yıldırma politikası endişesi yaratmaktadır.
Bu nedenle başta Kuzey Makedonya Türklerinin siyasi temsilcileri olan Türk siyasi partilerine; ardından yalnızca Balkanlar’daki değil, dünyanın dört bir yanındaki Türklerin hak ve menfaatlerini her zaman yakından takip eden Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin Üsküp Büyükelçiliğine çağrıda bulunuyoruz.
Sizlerden beklentimiz; yaşanan sürecin yakından takip edilmesi, ilgili kurumlarla gerekli temasların kurulması ve kulübümüzün adil şartlarda spor yapma ve liglerde mücadele etme hakkının korunması noktasında bizlerle dayanışma içerisinde olunmasıdır.
Biz herhangi bir ayrıcalık talep etmiyoruz.
Tek isteğimiz; diğer kulüplere tanınan imkânlardan eşit şekilde faydalanabilmek, oyuncularımızın geleceğini riske atmadan spor yapabilmek ve Üsküp’ün, Makedonya Türklerinin ve Türk gençliğinin gururla temsil edildiği bu kulübün varlığını sürdürebilmesidir.
Üsküp 1911 FK, yalnızca bir futbol kulübü değildir. Bu kulüp, yıllardır kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışan gençlerin, bir toplumun spor alanındaki temsilinin ve Makedonya Türklerinin ortak değerlerinden biridir.
Bugün bizlere verilecek destek, yalnızca bir kulübe verilmiş destek olmayacaktır. Bu destek, Türk gençleri başta olmak üzere gençlerin spor yapma hakkına, , eşitliğe ve Makedonya’daki Türk toplumunun geleceğine sahip çıkmak anlamına gelecektir.
Yaşanan bu kritik süreçte desteklerinizi, girişimlerinizi, dayanışmanızı ve gerekli merciler nezdinde göstereceğiniz hassasiyeti bekliyoruz.
Saygılarımızla,
Üsküp 1911 Futbol Kulübü
@tahtaci_borsa Naçizane bir katkı da benden;
Yemek siparişi ile aynı mantık.
Aldığınız hizmet ya da ürünün gerçek sağlayıcısına ulaşmaya çalışın. En az %5 kâr edersiniz. Ör: Rezervasyon için direkt otele ulaşın. Acentaya ödenecek komisyonu seve seve paylaşırlar sizinle.
@mahfiegilmez Hocam, naçizane aynı şey benim başıma geldi. 160gr x 2 adet ton balığı konservesine 109,- ₺, yanına yeşillik olsun diye aldığım atom marula 89,-₺/adet fiyat yazılmış. Marulun niteliği aynı sizin salata tarifinize uygun. Kasada iade ettim. “bizdekiflasyon” tam olarak bu örnekle
Mark Zuckerberg az önce internette insan bağının ölümünü anlattı ve kimse dönüp bakmadı.
Tek bir cümle. On beş yıllık aşınma, on iki kelimeye sığdı.
Mark Zuckerberg:
“Sosyal medya başlangıçta insanların ağırlıklı olarak arkadaşlarıyla etkileşim kurduğu bir yerdi. Ve şimdi… en azından içeriğin yarısı, insanların içerik üreticileriyle etkileşim kurmasından ibaret.”
Eskiden telefonunu açtığında arkadaşlarının ne yaptığını görürdün.
Şimdi açtığında yabancıları izliyorsun.
Bunu sen seçmedin. Senin yerine algoritma seçti.
Arkadaşlarını, optimize edilmiş yabancılarla karşılaştırdı.
Arkadaşların kaybetti. Her seferinde.
Daha iyi ışığı olan, daha iyi zamanlaması olan ve daha iyi “kanca”ya sahip bir yabancı, seni seni seven birinden üç saniye daha uzun tuttu.
Ve algoritma, en yakın arkadaşının düğün fotoğraflarını, hiç tanımadığın Dubai’deki birinin yemek videosunun altına gömdü.
Sen de o yemek videosunu izledin.
İlk değişim buydu. Arkadaşlar, yabancılarla yer değiştirdi. Neredeyse fark etmedin.
İkincisi ise çoktan başladı.
Eğer algoritma zaten yabancıların gerçek ilişkilerinden daha iyi performans gösterdiğini kanıtladıysa ve yapay zekâ artık yaşayan herhangi bir insandan daha ilgi çekici bir “yabancı” üretebiliyorsa, geriye kalan hesap kendini tamamlar.
Yapay zekânın kötü haftası yoktur. Dikkatsiz bir şey paylaşıp algoritmanın gözünden düşmez. Tükenmez.
Her kelime ayarlanmış.
Her kare optimize edilmiş.
Her duraksama, parmağını kaydırmaman için tam doğru aralıkta yerleştirilmiş.
Bununla rekabet eden bir insan içerik üreticisi, matbaanın icat edildiği bir dünyada taş tabletlere yazı kazıyan biri gibidir.
Ekonomi zaten eşit değil.
Bir insanın kiraya, uykuya ve motivasyona ihtiyacı vardır.
Makinenin ihtiyacı olan tek şey elektriktir.
Mükemmel içerik üretmenin maliyeti sıfıra yaklaştığında, akışın içi var olmayan yüzlerle dolacak.
Tanıdık gelen seslerle.
Sana güven hissi verecek kadar sana benzeyen fikirlerle.
Sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi hissettiren, sıfırdan inşa edilmiş kişiliklerle.
Geçişin ne zaman olduğunu fark etmeyeceksin.
Zaten mesele bu.
Akış, dikkatini çeken şeyin bir nabzı olup olmadığını umursamaz. Orada kalıp kalmadığını umursar.
Ve seni senden daha iyi tanıyan bir makine, seni her zaman bir insandan daha uzun süre tutacaktır.
Bu bir uyarı değil. Yarısı zaten gerçekleşti.
Arkadaşlarını yabancılara kaptırdın ve fark etmedin.
Yabancıları da makinelere kaptıracaksın ve onlara “arkadaş” diyeceksin.
Başka bir uygulamada, başka bir sekmede, şu anda bulunduğun odada, seni gerçekten tanıyan biri bir an yaşıyor.
Senin asla göremeyeceğin bir an.
Paylaşmayı bıraktıkları için değil.
Sen artık orada olmadığın için.
@seyhanavsar Babanıza Allah’tan acil şifalar dilerim. Aynı şeyleri birebir tecrübe ettiğim için sizi çok iyi anlıyorum. Allah kimseyi ve yakınlarını bu zihniyete bırakmasın. Şahsen, bu tecrübeden sonra ben bir daha özel hastaneye gitmemeye karar verdim.
@elonmusk Dear Elon,
Why we dont have “dislike button” option for shitposts on the X? Dont you believe in democracy on the X? And this would be a great new statistical tool for your database. 😉
@ajans_muhbir Benim de bir yakınımın başına geldi ve android işletim sistemine sahip telefon kullanıyordu. Adına krediler çekilmeden önce telefonu 1 gün boyunca kitlendi ve bu arada sim kartı kopyalanıp bütün bu kredi işlemleri yapılmış. Lütfen şüpheli uygulamalardan ve sitelerden uzak durun.
@MelihKarakelle 15 yasindaki Acer marka dizüstü bilgisayarımı derin temizlik için açınca bozdum, yaptıracağım. Bugüne kadar ne mavi ekran verdi, ne açılmamazlık yaptı ne de arıza çıkarttı. Kesinlikle katılıyorum.