Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli görevden alındı.
Bir bisiklet organizasyonundaki taytlı görüntülerinden sonra görevden alınması, “valinin başını tayt yaktı” yorumlarına yol açtı.
Destekleyen var, kızan var.
İşin ilginç tarafı, taytlı görüntüleri meclis gündemine taşıyan CHP Ardahan Milletvekili İnan Akgün Alp oldu.
“Taytla gezen vali olur mu?” diye sorunca kamuoyunun gündemine oturdu.
Sahiden taytlı vali olur mu?
Valiler, devleti temsil eder, cumhurbaşkanının ildeki uç beyidir.
Bu temsiliyete uygun davranmak zorundadırlar.
Hele Anadolu’da.
Taytlı valiyi vatandaş da yönettiği kamu personeli de ciddiye almaz, devlet otoritesini tesis edemez.
Şunu da sormak lazım:
Bu vali bir sabah uyanıp taytla dolaşmaya başlamamıştır.
Bu zihin dünyasındaki isimler hangi kriterle vali yapılıyor, ona da bakmak lazım.
Testi kırılmadan…
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’na ilişkin Washington’da devam eden temyiz davası, bazı çevreler tarafından yine manipülasyon malzemesi hâline getirildi...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da açıkladığı gibi süreç henüz sonuçlanmış değil. Karşılıklı alacaklar ve faiz hesaplamaları devam ediyor; nihai hesaplaşma tamamlanmadan kimin alacaklı ya da borçlu olacağı kesinleşmiş değil...
Ancak algı odakları, bu gerçeği bilinçli şekilde görmezden gelerek “Türkiye kaybetti”, “milyarlarca dolar ödeyecek” söylemlerini dolaşıma sokuyor. Çünkü amaçları hukuki süreci anlatmak değil; eksik ve çarpıtılmış bilgilerle gündemi zehirlemek, kamuoyunda güvensizlik oluşturmak ve Türkiye aleyhine bir algı inşa etmektir...
Gerçekler netleşmeden kesin hükümler kuranlar, gazetecilik yapmıyor; dezenformasyona aracılık ediyor. Gündemi yalanlarla şekillendirmeye çalışanlar ne yaparsa yapsın, hakikat manipülasyonun gürültüsünden daha güçlüdür...
Zafer Bey çok önemli bir konuya değinmiş...
Evet artık Dünyanın neresine giderseniz gidin Türkiye'de tatil yapmaktan daha ucuz ve kaliteli hale geldi maalesef...
Eskiden çok kızardım cennet gibi ülkemiz varken ne gerek var sağa sola gitmeye diye şu anda kızamıyorum...
Şu an maalesef öyle bir hale geldi ki bu ülkede tatil yapmak akıl karı bir iş değil...
Osman Gökçek, ne güzel anlatmış.
“Baraj Patladı” yalanını özellikle unutmayın.
Arama kurtarma çalışmadı durdu bu yüzden ve kim bilir kaç kişinin canına mal oldu.
Cüneyt Özdemir’in dediği gibi: bu konuda empati yapmayalım kardeşim ya!
Yapmıyorum abi!
Hiçbirinin özürünü de inanmıyorum!
Sanat sepet takımı ve ünlüler bu “baraj patlattı” Yalanlarından sonra geri Çekilmeleri lazımdı.
Madem çok akıllılardı ve vicdanlılardı!
Geç abi! Müslümanları samimi vatanseverleri özürleriyle kandırmalarına müsaade etmeyin!
Ahbap’ın denetimini yapan ve usulsüzlük yoktur raporu veren dönemin TURMOB Genel Başkanı ve Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde Ticaret Politika Kurulu Başkanı olarak görev yapan Emre Kartaloğlu gözaltına alındı.
Ulan fetbazlar, dönüp kendinize bi'bakın hele...
Sevgilinizle altınızda havluyla otelde basılırsınız.
Genel Başkanlık için pazarlığı pavyonda yaparsınız.
Yardım paralarını kumarhanede ezersiniz.
Eskortlarla havada karada denizde,
Otelde yatta jette..,
Çağdaş laik modern Türkiye için her daim görevdesiniz!..
O zaman aşk ile söyleyin hep birlikte..,
"İzmir'in dağlarında çiçekler açaar..,
.
https://t.co/l5iaP7uF8N
.
Ece Güner’in beni şaşırtan biyografisinden iki çarpıcı nokta:
👇
Ece Güner ilginç bir isim. Biyografisine bakıldığında çok çarpıcı ilişkiler ağına sahip olduğunu görüyoruz.
Babası Engin Güner Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın prenslerindendi. Sıradan bir uluslararası ilişkiler uzmanıyken bu “prenslik” onun başarılı hayat yolunun taşlarını döşedi.
Dünya çapındaki medya imparatoru Rupert Murdoch'un en güvenilir partnerlerindendi. Engin Güner, kızı Ece’nin de başarılı hayat yolunun mimarı oldu.
Ece Güner de babası gibi Rupert Murdoch’ın en güvendiği isim oldu.
Biz, Murdoch’ın Türkiye pazarına girerek FOX tv’yi satın almasıyla birlikte kanalın yüzde 74 hissesini Ece Güner’in üzerine yaptığını biliyorduk. Malum yabancıların Türk tv kanallarındaki hissesi yasa gereği yüzde 25’i geçemiyor. Rupert Murdoch nasıl olup da milyarlarca lirasını Ece Güner’in üzerine yapacak kadar ona güven duyuyordu?
Bu sorunun cevabı hep karanlıkta kaldı ama beni daha da şaşırtan Ece Güner’in daha
1992 yılında Paris Panthéon-Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra; henüz 23 yaşında dünyanın en büyük milyarderlerinden ünlü silah tüccarı ADNAN KAŞIKÇI’nın 4 yıl süreyle özel asistanlığını yapmasıydı. Kaşıkçı, ABD'nin İran'a gizlice silah satıp buradaki gelirle Nikaragua'daki antikomünist Contra gerillalarını finanse ettiği büyük skandalda en kritik aracı rollerden birini üstlenmişti.
Filipinler'in devrik diktatörü Ferdinand Marcos ve eşi Imelda Marcos ile yakın ilişkileri vardı. Çiftin ülkeden kaçırdığı paraları ve çalıntı sanat eserlerini saklamasına yardım ettiği iddiasıyla ABD'de yargılandı.
Ece Güner’in Adnan Kaşıkçı ile bağları çok güçlüydü. Öyle ki 1996 yılında kurduğu Hukuk Bürosu’nun, Haldun Simavi’nin Göcek’te bulunan Halas Yatı'nda yapılan açılış kokteylinin onur konuğuydu. Güner Kaşıkçı'nın Türkiye'deki avukatlığını üstlenerek adını geniş kitlelere duyurdu.
Ece Güner, küresel Net Work’ünün bu kadar güçlü olması ve EKREM İMAMOĞLU’nun “Dış ilişkilerden sorumlu başkan yardımcılığı” görevine gelmesiyle çok ses getiren adımlar attı. Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’u kilitleyen o karlı gecede İngiliz elçiyle balıkçıda buluşturan da 2022 yılında Almanya'da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda “Şehirlerin Rolü: Demokraside Ezber Bozanlar" başlıklı bir panelde onu “İngilizce” konuşturan da oydu. İmamoğlu’nun sefil ve ilkokul seviyesindeki İngilizcesi günlerce tartışılmıştı.
Şimdi Ece Güner’in adını Haluk Levent ve AHBAP yolsuzluk soruşturmasında görmek de ilginç oldu.
Misal; 60 milyon lirayı Haluk Levent’e İmamoğlu’nun talimatıyla mı verdi?
Cevabı beklenen çok soru var kısaca.
Ahmet Hakan: (Haluk Levent hk.)
▪️Hepimizi inandıramadı. Seni inandırdı.
▪️Milletçe şokta değiliz. Sen şoktasın.
▪️Halk olarak şaşkın değiliz. Sen şaşkınsın.
▪️Herkesi kandıramadı. Seni kandırdı.
▪️Çok rica ediyorum, herkes kendi adına konuşsun.
Edirnekapı Şehitliği’nde Ulusal Kanal’a söylediklerim:
15 Temmuz işgal girişiminin amacı; Türkiye üzerinden Suriye, İran, Irak, Libya, Lübnan ve Orta Asya’daki Türk devletlerini kapsayan yeni bir taksimat yapmaktı.
Hedefleri, bu bölgenin kalbi olan Türkiye’yi ele geçirmekti.
Hırsızlık yapan..
Yolsuzluğa bulaşan.
Milleti dolandıran..
Oturduğu mevkiyi, makamı, şöhretini kullanarak haksız kazanç elde eden…
Milletin çocuklarını uyuşturucuya alıştırıp, fuhuş bataklığına çeken…
Her kimse… Cezasını çeksin.
Çekiyor da…
Adı, makamı, serveti, siyasi kimliği ne olursa olsun. Rutin dışına çıkan kanunlar çerçevesinde bedelini öder. Ödesin…
Hırsızın, yolsuzun, dolandırıcının partisi olmaz. Bu anlayış yavaş yavaş toplumun geneline hakim oluyor. Gelecek adına umut veren bir gelişme..
3,5 yıl boyunca Haluk Levent'in Ahbap Derneği'ni inceleyen "resmî yetkililer" de incelensin!
O kadar itirazlar oldu, görmediniz mi?
158 milyon dolar toplandı.
Mesele para değil, vatandaşın yardımı ve emeği ile garibanın hakkı.
Siz derneği nasıl incelediniz?
Cüneyt Özdemir:
“Karşımızda depremzedelerin paralarını yemiş adamlar var. Kumbarasını vermiş çocuğun parasını kumarda yemişler.
Bunu bir de gözümüze soka soka yaptılar.
Bakıyorum “aslında bu Haluk Levent öyle bir insan değilmiş de AK Parti’nin bir oyunuymuş.
Lan bi git.”
Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak.
15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek.
Birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece kimse bu milletin iradesine zincir vuramayacak.
İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak.
Demokrasimize kastedenler; millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacağını bilecek, bu millete kötülük yapmayı aklından bile geçiremeyecek.