İstanbul’daki bazı CHP ilçe belediyelerimize bu sabah yine şafak operasyonu düzenlendi. 2 belediye başkan yardımcımız ve 7 ilçe meclis üyemiz gözaltına alındı. Seçimlere kadar rutin işlerini yapan, normal hayatlarına devam eden bu insanlar, seçimlerden sonra her nedense aniden ‘terörist’ ilan ediliyor.
Tıpkı 65 yaşında ‘terörist’ ilan edilen Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer gibi.
31 Mart seçimlerinde AK Parti’den 12 ilçe belediyesi kazanan, İstanbul’da 26 ilçe belediye başkanlığı kazanan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde rakibine 1 milyon oy fark atan partimizin başarısını sindireceksiniz. Öyle ya da böyle sindireceksiniz. Siyasal depresyonlarınıza, yargıyı alet ederek, çeşitli kılıflara sarılan siyasi operasyonlarınızla bu milletin gözünü boyamanıza dün de izin vermedik bugün de vermeyeceğiz.
İktidar koltuğu da, Cumhurbaşkanlığı makamı da kimseye babasından miras değil. Kimsenin tapulu malı da değil. Sadece milletin malı. Kendisini millet iradesinin üzerinde gören, kendisini milletin efendisi zanneden 1 kişinin kaprislerine memleketi alet etmenin faturasını ödüyoruz.
Hayat pahalılığı ile ödüyoruz
Geçim sıkıntısıyla ödüyoruz
Sosyal çürümeyle ödüyoruz.
Siyasal çürümeyle ödüyoruz
İşte bu çürümüş düzenin çürük elmalarını temizlemek, Türkiye’mizi hak ettiği demokrasi ve refaha ulaştırmak için yola çıktık, erken seçim istiyoruz. O sandık erkenden gelecek. Sandık millet isteyince gelir, siz isteyince değil.
Sandık gelecek. 1 kişi gidecek, her şey değişecek!
Samimiyet ve Cesaret Gerek!
Kobane davaları sonuçlanmış ve çıkan hukuksuz kararlara en üst perdeden karşı duran bir açıklama yayınlamıştım.
Gerek sosyal gerekse ulusal medyada, bazı kişilerin ve siyasetçilerin konuyu anlamadığını, anlayanların da işlerine gelmediği için attıkları "dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sen sebep oldun" iftiralarını üzülerek takip ettim.
Hiç lafı eğip bükmeden söylemek isterim ki: Mevcut iktidara benim dışımda "Diktatör" diyebilen bir siyasi lider görmediğim gibi, bırakın “Diktatör” demeyi; bu hukuksuz karara karşı çıkıyor olmanın yolunu, Erdoğan'ı eleştirmekten korktukları için, "Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkları kaldırdı" diyerek bulanları acıyarak izliyorum.
1- Terör suçu dokunulmazlık kapsamında değildir. Ayrıca Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının işlediği veya kendilerine isnat edilebilecek bir terör suçu da yoktur. Sayın Demirtaş savunmasında da vurguladığı üzere demokrasi ve barış savunucusudur.
2- Hal böyleyken Sayın Demirtaş, içerisinde AKP rejimiyle anlaşmalı bazı partililerinin de olduğu bir irade tarafından, yalan ve iftiralar manzumesiyle, “dokunulmazlığın kaldırılması” maskesiyle tutsak edilmiştir.
3- Ve aynı irade hukuksuz, etik dışı, vicdansız bir yargılamayla bu tutsaklığı hükme bağlamıştır.
4- Sayın Demirtaş’ı tutsak eden iradenin en önemli ismi Erdoğan’ın kendisidir. Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının, kendi partileri içerisinde, kimilerinin her fırsatta göz kırptığı ve Erdoğan’ın öncüsü olduğu irade tarafından tutsak edilmelerine karşı tek başıma kalsam da mücadele edeceğim.
Sayın Demirtaş'ı yalnız bırakanlardan olmayacağım.
Van'da, Diyarbakır'da, Muş'ta, Samsun'da, Kayseri'de ve bütün Türkiye’de seçim dönemi ve öncesinde bana olan sevgiyi ve çok daha önemlisi demokrasiye ve adalete olan özlemi, inancı görmüş biriyim. Güzel ülkemizin varlığı ve geleceği için samimi bir şekilde siyaset yapan ve çalışan herkes için sonuna kadar mücadele ettim, ederim!
Bugün, Sayın Demirtaş’ın da Sayın Can Atalay'ın da ve diğer bütün siyasi tutsakların da ödedikleri bedelin kaynağı dokunulmazlıkların kalkması değil, baskıcı hükümetin karşısında, halkın yanında dik durmalarıdır!
En başta kendi partileri olmak üzere, arka kapılarda adaletin değil de gücün yanında olmayı seçenlere tavsiyem; samimiyetle vatansever bir anlayışta siyaset yapmaları, yapılan bütün hukuksuzlukları cesurca muhatabına söylemeleridir.
Bütün siyasi partilerin içerisinde bedel ödemiş, müesses nizama karşı durmuş, milletin kötü talihi değişsin istemiş, bu uğurda mücadele etmiş bütün arkadaşlarımın haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim.
Vatanperver Kürt halkının sevgili Başkanı Sayın Demirtaş ve Hatay halkının göz bebeği vekili Can Atalay bizimdir, timsah göz yaşlarıyla arka kapı pazarlıkçıları Erdoğan'ın olsun.
Bir Kürt atasözünün de dediği gibi;
Bila mirov kuştiyê şera be ne girtîyê rovîya be.
İnsan; aslanın ölüsü olsun ama tilkinin tutsağı olmasın…
Adalet terazisi bugün bir kez daha kırıldı…
Yasama, yürütme ve yargının tek bir adama teslim edildiği her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de maalesef hak arama kapısı haklıya ve mazluma kapalı, diktatörlerin çıkarlarına ve yakınlarına hizmet eder hale geldi.
Hiç kimse unutmasın, bugün verilen bütün kararların geçerliliği otoriter hükümetin iktidar süresi kadardır. Vicdanlarda ve milletimiz nezdinde bu kararların hiç bir hükmü yoktur.
Bunun içindir ki dikta rejimleriyle el sıkışılmaz ve sistemin aparatı olunmaz!
Bütün bu olanlar normal değildir, vicdani de ahlaki de değildir. Otoriter yönetimle mücadele etmek bu yoldaki tek seçeneğimizdir. Bütün demokratların bu gerçeği görmesi gerekir.
Biz pes edersek, milletimizin ensesindeki tokat daha katmerli olur.
Unutmayalım: Başka Türkiye yok!
Mustafa Kemal'den sonra CHP'nin en Başarılı Genel Başkanı 👏👏✌️👍
Partisinin Başarısı için gerekirse
kendi koltuk ,
Siyasi beklentilerinden bile ,
gözünü kırpmadan Vazgeçebilecek
çok değerli bir Siyasetçi
Çok değerli bir İnsan ..
Sahte pankartçılara;
Sahte pankartlardan medet umanlara,
Bir yerlere yaranabilmek için seçimleri manipüle edenlere,
Kötü kalpli insanlara…
“Bilal'e anlatır gibi” son kez anlatıyorum…
❗️ "Kılıçdaroğlu sahaya inerse duygusal kopuş olur, seçmen sandığa gelmez" şeklindeki tezlerine saygı duyup bu teze sadık kalan ve istenilen şekilde sessizce kenarda oturan ben,
❗️ "Kılıçdaroğlu neden sessiz kalıyor, neden seçim için çalışmıyor." denilerek, haksızca ve hayasızca eleştirilen ben,
❗️Partimizin Genel Başkanına yapılan bütün hakaretlere karşı çıkan ve her fırsatta kurumsal kimliğimizi korumaya çalışan ben,
❗️Defalarca ama defalarca partimin bütün adaylarına destek çağrısı yapan, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 400 belediyesinin tamamını kazanacak gücünün olduğunu ve hedefimizin bütün belediyeler olduğu vurgusunu yapan ben,
❗️Bütün bunlara rağmen, "Kılıçdaroğlu partisinin seçimi kaybetmesini istiyor" iftirasına uğrayan yine ben..
❗️Tekrar ediyorum; PARTİMİN BÜTÜN ADAYLARINA DESTEĞİM TAMDIR!
Ayrıca; okuduğum yorumlarda ölmemi çok arzuladıklarını söyleyen trollere ve muhalif gibi görünen ama ülkemize değil de kendi istikballerine çalışanlara söylüyorum: Evet, birgün öleceğim ama şunu aklınızdan asla çıkarmayın; ölene kadar sizinle mücadele etmeye devam edeceğim!
Bunu da asla unutmayın: Cumhuriyet Halk Partisi teslim alınamaz bir kale olarak ebediyen var olacaktır…
Samimi bir Müslüman olarak inandığım bütün mukaddesler üzerine yemin ediyorum. Hem vallahi hem billahi böyle bir görüşme yoktur, yalandır, iftiradır. Milletimizden özür dilemelisin Erdoğan. Bir insana yakışır şekilde hareket et ve göz göre göre işlediğin bu suçlardan vazgeç.
Benim Kandil'deki teröristlerle görüştüğüme dair kasetler olduğunu söyledin. Ey Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın! Böyle bir görüşmeye dair elinde uydurma ve montaj olmayan gerçek bir kaset var da bunu yayınlayamıyorsan sen büyük bir yalancısın, müfterisin demektir.
Sadece görüştüğünü söylemiyorum Erdoğan, sen teröristlerin hamisisin! Madem kanıt istiyorsun, meydan okuyorum sana. Kendi televizyonun TRT’de, bu akşam, yarın ya da Cumartesi günü çık karşıma. Senin teröristlerle işbirliği yapan bir namert olduğunu herkese ispat edeceğim!