Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi’nin Rusya’da nasıl okunduğunu, stratejik ve siyasi yansımalarını @UW_Inter United World için kaleme aldım. Değerlendirmeme aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
How Was the #Ankara Summit Perceived in #Moscow?
@NATO’s New Security Architecture According to #Russian Experts
By @ran_acar, Political Scientist
https://t.co/WAZTBIVf8E
Magazin yorumu ötesi ve berisinde aslında Çekya’nın temsil kavgasının arka planı şu👇
Bir tarafta eski NATO generali, Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Petr Pavel; diğer tarafta Ukrayna desteği ve savunma harcamaları konusunda daha temkinli ve popülist çizgideki Başbakan Andrej Babiš var.
Anayasa Mahkemesi’nin Pavel’in zirveye katılımının önünü açması ise önemli: Çekya’da Batı yönelimi sadece siyasi tercihle değil, kurumsal nizamla da korunuyor. Bu anlaşılmış oldu.
Bu kriz, Soğuk Savaş sonrası Batı Bloku’na katılan ülkelerde jeopolitik kimlik tartışmasının hâlâ bitmediğini göstermekte.
Not; Ukrayna-Rusya Savaşı, iki kardeşin kavgasının ötesinde bir güç mücadelesi ve bu Doğu Avrupa’ya ve Balkanlar’a da etki ediyor.
Çin’den gelirken ABD heyeti aldığı hediyeleri çöpe atmıştı. Nedeni ise malum hediye içinde dinleme, izleme ve takip sistemleri olabilir. Türkiye’de verilen hediyelere ne yaptılar acaba?
Değerli @eray_akcay_eray dostum ve kıymetli tarihçi Eray Akçay Hocamla hasret giderirken, tarihten günümüze, hayattan geleceğe uzanan çok güzel sohbetler ettik. Böyle dostlukların yıllara meydan okuması en büyük zenginlik.
Yeni buluşmalarda görüşmek dileğiyle…
📍Moskova 🇷🇺
Ankara NATO Zirvesi Türkiye açısından önemli bir diplomatik eşikti; ancak asıl değerlendirme zirve sonrasında ortaya çıkacak somut sonuçlara göre yapılmalı.
Zirvede ortaya çıkan fotoğraflar, verilen mesajlar, düzenlenen programlar, yenilen yemekler, renkli görüntüler, mehter takımı gösterileri ve Türk savunma sanayiinin sergilediği kapasite elbette değerli ve önemli.
Ancak diplomaside esas olan görüntüler değil, sonuçlardır. F-35 süreci, savunma sanayii kısıtlamaları, Karadeniz güvenliği, Suriye dosyası ve Türkiye’nin NATO içindeki konumuna ilişkin başlıklarda somut kazanımların ortaya çıkıp çıkmayacağını görmek gerekiyor.
Ankara Zirvesi’nin gerçek başarısı, bugün verilen görüntülerden ziyade önümüzdeki aylarda ortaya çıkacak sonuçlarla ölçülecektir.
Türk tarihinin en muhteşem zaferlerini bize Yeniçeriler yaşattı. Onların lider karşılama törenlerinde sembolik bile olsa görünür olması, bence son derece doğru ve isabetli. Tüm dünyada böyle bu işler. O yüzden bu gelenek devam etmeli.
NATO 1.0: Sovyetler Birliği’ni çevreleme ve Avrupa’yı koruma dönemi. (1949-1991)
NATO 2.0: Soğuk Savaş sonrası kriz yönetimi, terörle mücadele ve ittifak dışı operasyonlar dönemi. (1991-2022)
NATO 3.0: Büyük güç rekabetinin geri dönüşü, Rusya’nın çevrelenmesi, Çin’in yükselişi, savunma sanayi üretiminin artırılması ve Avrupa’nın daha fazla güvenlik sorumluluğu üstlenmesi dönemi. (2022-…)
Ankara Zirvesi ise NATO 3.0’ın siyasi ve stratejik çerçevesinin daha görünür hale geldiği zirvelerden biri olarak tarihe geçti ancak Türkiye NATO içinde yeni konumunu tanımlarken Rusya dengesini nasıl işletecek? Karadeniz’de artan NATO-Rusya rekabetini yönetmek ne kadar mümkün olacak? Çin, NATO açısından daha belirgin bir hedef olarak tanımlandıkça, Türkiye kendini nasıl konumlandıracak? Türkiye’nin Afrika’daki askeri ve istihbari hareketliliği ile NATO politikaları çelişirse neler olacak, Avrupa güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenirken stratejik özerkliğimizi koruyabilecek miyiz?
Zirve görüntüleri çok renkli ama gerçekler siyah-beyaz ve aktörleri zor karar almaya zorlayacak şekilde açık.
Rusya-Ukrayna Savaşı nereye gidiyor? Türkiye bu yeni jeopolitik tabloda nasıl bir konumda? Küresel güvenlik mimarisi yeniden mi şekilleniyor?
E. Tümgeneral Güray Alpar ile gerçekleştirdiğimiz röportajın 2. bölümü yayında.
E. Tümgeneral Güray Alpar ile Rusya-Ukrayna Savaşı, Türkiye-Rusya ilişkileri ve yeni güvenlik dengeleri
Yıldıran Acar'ın Moskova'dan röportajının 2. bölümü
https://t.co/FrCW5LnSGw
Küresel siyasetin geleceğinin tartışıldığı Moskova’daki Primakov Readings International Forum 2026 kapsamında, Jeopolitik Öngörü Enstitüsü Başkanı ve İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü YK Üyesi Tümgeneral (E) Doç. Dr. Güray Alpar ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.
Değişen küresel güç dengeleri, NATO’nun geleceği, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Türkiye’nin jeopolitik konumunu konuştuk.
Röportajımız yayında.
E. Tümgeneral Güray Alpar ile Yeni Dünya Düzeni, NATO’nun Geleceği ve Türkiye’nin Jeopolitik Rolü
Yıldıran Acar'ın Moskova'dan röportajı
https://t.co/DpW2bsgwNj
Moskova’da kıymetli Komutanım Tümgeneral Doç. Dr. Güray Alpar’ı ağırlamaktan büyük memnuniyet duydum.
Kendisiyle yeni dünya düzeni, küresel güvenlik dengeleri ve Türkiye’nin stratejik konumu üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Ayrıca Primakov Okumaları Konferansı’nda konuşmacı olarak yer alan Sayın Alpar, konferans kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov başta olmak üzere önemli isimlerle temaslarda bulundu.
Moskova’daki verimli programımızdan ve kıymetli sohbetlerimizden bazı kareleri paylaşıyorum.
#moskova #diplomasi #uluslararasıilişkiler #akademi #türkiye #rusya
Tümgeneral Doç. Dr. Güray Alpar Komutan ile Moskova’da bir araya geldiğimiz günden bazı kareler. Güzel bir sohbet ve güzel hatıralar. ( İnsan hayatında anılar biriktirmeli…)
#dostluk#diplomasi#moskova#uluslararasıilişkiler
Moskova’da kıymetli Komutanım, Emekli Tümgeneral Doç. Dr. Güray Alpar’ı ağırlamaktan büyük mutluluk ve onur duydum.
Jeopolitik Öngörü Enstitüsü Kurucu Başkanı olarak güvenlik, strateji ve jeopolitik alanlarında değerli çalışmalarını sürdüren Komutanım ile güncel uluslararası gelişmeler, bölgesel dinamikler ve geleceğe dair öngörüler üzerine son derece verimli ve samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Bilgi birikimi, devlet tecrübesi, akademik çalışmaları ve yetiştirdiği nesillerle ülkemize önemli katkılar sunan Komutanıma nazik ziyaretleri ve kıymetli paylaşımları için teşekkür ediyorum.
Moskova’da dostluğumuzu pekiştiren bu anlamlı buluşmadan kareleri sizlerle paylaşmaktan memnuniyet duyuyorum. Saygı ve muhabbetlerimle Komutanım.
Ukrayna’nın Moskova’ya yönelik drone saldırısını ve Rusya’nın muhtemel yanıtını Kıtalararası Platform için değerlendirdim.
#moscow#drone#ukranie#war#putin
https://t.co/yFxZVsZRAf
Rusya Federasyonu’na gerçekleştirdiğimiz iki günlük ziyaret, Moskova ve Kazan’da çok sayıda görüşme yapmamıza ve Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri kapsamlı biçimde ele almamıza vesile oldu.
Değerli mevkidaşım Sergey Lavrov başta olmak üzere bu önemli ziyaretin hazırlanmasına katkı sunan tüm yetkililere teşekkür ederim.
RF Devlet Başkanı Putin tarafından kabulümde, Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajlarını ilettim. Bölgesel konulardaki değerlendirmelerini dinleme fırsatı bulduk.
Dışişleri Bakanı Lavrov’la yaptığımız kapsamlı istişarelerde ve Sayın Putin’in Bağlantısallıktan Sorumlu Danışmanı Igor Levitin, Ukrayna görüşmeleri Başmüzakerecisi Vladimir Medinskiy, Rosneft Başkanı Igor Seçin, Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Shoigu, FSB Başkanı Aleksandr Bortnikov, SVR Başkanı Sergey Narışkin ve GRU Başkanı Igor Kostyukov ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ikili iş birliğimizi geliştirebileceğimiz alanları ele aldık ve bölgesel konuları değerlendirdik.
Türkiye olarak, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın diplomasi masasında sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Bu çerçevede, müteakip müzakerelere ev sahipliği yapmak dahil her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha kayda geçirdik.
Ayrıca, Güney Kafkasya’da barış ve refahın tesisine yönelik çabalara olan desteğimizi yineledik. Bu çerçevede, 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu’nun önemli bir potansiyel barındırdığını düşünüyoruz.
Moskova’da Türk iş insanlarıyla da bir araya geldik. Onların Türkiye ve Rusya arasındaki iş birliğinin yeni ufuklara taşınması konusundaki vizyonlarını ve beklentilerini dinleme şansı bulduk.
Ziyaretimiz vesilesiyle, Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde tarafıma fahri doktora unvanı takdim edilmek üzere düzenlenen törene katıldık. Layık görülen bu unvan için ilgili tüm Rus yetkililere teşekkürlerimi tekrar iletmek isterim.
Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler, kökünü tarihten alan; günümüzde ise Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Putin’in ortaya koydukları iradenin yanı sıra güçlü ekonomik iş birliği ve beşeri bağlar üzerinde yükselen bir çerçevede, uluslararası güvenlik, istikrar ve refah bakımından kritik önem taşımaktadır.
Ülkelerimiz arasındaki iş birliğini güçlendirmek için ortak gayretlerimizi sürdüreceğiz.