Çok ama çok büyük bir bela geliyor.
Belimizi kıracak, bugüne kadarki bütün belaların yanında küçücük kalacağı bir bela.
Belanın ne olduğunu söyleyeceğim ama önce neden geldiğini izah edeyim.
Bir gassal tanıdığım, son zamanlarda yıkadığı cenazelerin yüzlerinde, ruhlarının büyük bir ızdırap çekerek alındığını hissettiren izler gördüğünü ve bunun son zamanlarda çok arttığını söyledi. Neden?
Çünkü bu toplumda kul hakkı yeniyor. Torpil, adam kayırma ve rüşvet toplumu sarmış.
Hem bir yanda çıplaklık normalleşmiş. Takva sahibi olmak ise anormal görülür olmuş.
Diğer yanda sanal kumar ve uyuşturucu… Uyuşturucuya bulaşanların sayısı 10 milyona, bahis oynayanların ise 20 milyona ulaşmış.
Bununla beraber devlet malına el uzatılıyor. Hiç olmayan tarlayı varmış gibi gösterip devletten para alan da var, eşinden boşanmış gibi yapıp hak etmediği emekliliği alan da.
Hem ekranlardaki dizilerde hayasızlık, filmlerde ahlâksızlık, şarkılarda edepsizlik artık normal görülür olmuş.
Bir liralık malı on liraya satıp haram yiyenler artmış.
Zinanın her çeşidi toplumu ahtapot gibi sarmış.
Ana-babaya hürmet kalkmış, güven yerle bir edilmiş.
Özetle toplumun birçok yerinden günah ve isyan akıyor.
Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça bildiriliyor ki günahlar alenî işlenmeye başlarsa ve insanlar bunu normal görürse Allah’ın azabı gelir. Kur’ân bunun örnekleriyle doludur.
Şimdi gelelim başta bahsettiğim belaya. O bela imansız ölmektir. Ondan daha büyük bir bela yoktur. Dünyadaki her musibetin bir çözümü vardır ama imansız öldü ise bir insan yeri ebedi cehennemdir. Bu günahlardan dolayı bir çok insan imansız ölüyor.
Ben işte böyle bir beladan bahsediyorum.
Ve bununla beraber dünyevî belaların da gelebileceğini söylüyorum. Bazı kardeşlerimizin gördüğü rüyalar da bu yönde.
Ama ne olur yanlış anlamayın. Bunları korkutmak amacıyla yazmıyorum. Çünkü insanları korkutmak da bir vebaldir.
Sadece tedbir alalım diye yazıyorum. Tıpkı bir doktorun, “Eğer dikkat etmezseniz bu hastalığa yakalanırsınız.” demesi gibi, ben de bir kardeşiniz olarak söylüyorum:
Tedbir almazsak dünyevî ve uhrevî belalar kapımızı çalabilir.
O belaları def edecek şey ise tövbedir, istiğfardır ve duadır.
İçimizde hâlâ ağzı dualı, gönlü güzel insanlar var ki onların duası hürmetine belalar bizi bulmuyor.
Şimdi gelin kardeşlerim, biz de o dua halkasına katılalım. Birlikte Dua edeli.
Biliyorsunuz, Aşure Günü’ne az kaldı.
Sizden şunu rica ediyorum:
Şimdi Öncelikle Benimle beraber tekrar edin. Tövbe istiğfar ve dua edeceğiz. Sonra da bu duayı aşure gününe kadar Hergün bir kere yapın.
Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah.
Allah’ım! Elimizden, dilimizden, gözümüzden ve diğer azalarımızdan sadır olan ne kadar günah varsa hepsinden tövbe ediyoruz. Bizi affet.
O günahlar yüzünden bizi helâk etme.
Ya Rabbi! Bu tövbemiz hürmetine bizi ve vatanımızı dünyevî ve uhrevî bütün belalardan muhafaza eyle.
Üzerimize rahmet, huzur ve bereket yağdır.
Kardeşlerim, sizden ricam; bu Gönderiyi beğenin, paylaşın ve sevdiğiniz herkese gönderin. Bu tövbe ve dua halkasının büyümesine vesile olun.
Belki bir kişiye daha ulaşır. Belki onun duası hepimize rahmet olur.
Bu niyetle herkese ulaştırın.
Rabbim bu tövbeler ve dualar hürmetine hem bizi hem de vatanımızı bütün belalardan muhafaza eylesin.
Üzerimize yağmurun sağanak hâli gibi huzur, rızık ve bereket yağdırsın.
Âmin.
Allah’ım Filistinli kardeşlerimize yardım et.
Allah’ım Filistinli kardeşlerimize yardım et.
Allah’ım Filistinli kardeşlerimize yardım et.
Allah’ım Filistinli kardeşlerimize yardım et.
Allah’ım Filistinli kardeşlerimize yardım et.
Allah’ım Filistinli kardeşlerimize yardım et.