AKP’li Adem Metan, Işıl Öykü Dinç davasının üstünü kapatmak için çalışmalarına başladı.
Işıl Öykü Dinç’in ailesi veya avukatları aranmazken, “Dijital Yayıncı” sıfatıyla Adalet Bakanlığı tarafından aranan Adem Metan’a soruyoruz:
Olay gecesi hastaneye gelen polisler karakoldan aldıkları bilgiyle açık açık “Sürücü kadındı, durmadan kaçtı, yerde fren izi bile yok, bir saat sonra teslim oldu” dedi.
Bu kadın şoför bilgisini aile uydurmadı, bizzat devletin polisi ve görgü tanıkları söyledi.
Ailenin “şüpheli ehliyetsizdi” diye bir iddiası ise hiç olmadı. Dosyayı sulandırmak için bu bilgiyi siz uydurdunuz.
Mahkemede üç görgü tanığı, katil aracın korkunç bir hızla gittiğini, çıkan sesin iki aracın kafa kafaya çarpışması gibi patladığını kayıtlara geçirtti.
Mahkeme hakimi olay yeri keşfi yapmayı ısrarla reddedince, aile Ocak ayında kendi imkanlarıyla bilimsel rapor hazırlattı. O raporda aracın kırmızı ışıkta geçtiği ve hızının tam 94,40 km/h olduğu net bir şekilde kanıtlandı.
Aile, bu hızı programıyla, parametresiyle ispatlarken, Adli Tıp Kurumu beş aydır bu hızı kimlerin baskısıyla tespit edemiyor?
Mahkeme resmi keşif yapmaktan neden kaçıyor?
Şüphelinin avukatı AKP MKYK ve TÜRGEV Yönetim Kurulu Üyesiyken, siz önce şu soruların hesabını verin:
Olay yerindeki 1,5 kilometrelik güzergahta, üçü panoramik tam 15 MOBESE kamerasının hiçbirinin çalışmadığı ve aracı önden görmediği yalanına kimin inanmasını bekliyorsunuz?
O görüntüler kimleri kurtarmak için silindi?
Hayattan koparılan gencecik bir kızın dosyasında, daha ilk üç günde hangi el devreye girdi de jet hızıyla üç ayrı savcı değiştirildi?
Araçtaki iki şahıs özel hastanede çalışan birer hemşireyken, bu dosya rüşvet ve zimmet gibi mali suçlara bakan Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na nasıl ve niye verildi?
Memur Suçları savcısı, daha sanık ve tanık ifadelerini bile almadan, delilleri toplamaya gerek duymadan, tek bir günde o hukuksuz iddianameyi nasıl ve kimin emriyle hazırladı?
Bu şaibeli savcının yangından mal kaçırır gibi hazırladığı o iddianamenin içinde ne gibi kirli pazarlıklar döndü ki, mahkeme hakimi bunu hiç sorgulamadan kabul edip katili elini kolunu sallayarak serbest bıraktı?
İliğime kemiğime kadar tiksiniyorum düzeninizden
baba vücudu titreyerek evladının acısını yüreğine gömüp
kapı kapı dolaşıp
adalet diye feryad ediyor
Gören gözünüz kör kulaklarınız sağır
Utanmıyoruz diyorsunuz ya
ben utanıyorum
bu acıyı sindiremiyorum
#ışıl
Kızı trafik kazasında öldürülen baba:
"Kızım yaya geçidinden geçerken öldürülüyor. Tanıklar sürücü kadındı diyor ancak bir erkek suçu üstleniyor. Hükümet partili bir avukat vekalet alıyor.
1 günde iddianame yazılıyor, 4 günde şahıs tahliye ediliyor."
Sn. Adalet Bakanımız Akın Gürlek’ten beklenti bu davaya yeniden bakılması. Ve kanaat yeniden bakılacağı yönünde. Hepimizin evladı var. İddialar ürkütücü. Konu evlat olunca hepimizin tarafı bir.
14 yaşındaki kızı öldürülen bir baba, Oğuzhan Uğur’un programında kızının cinayetinin üzerinin nasıl örtüldüğünü anlattı:
"Tüm şahitler araç sürücüsü kadın demesine rağmen bir erkek teslim oldu, 15 mobese kamerası 1 buçuk saat boyunca arızalıymış"
14 yaşındaki kızı Işıl Öykü için adalet arayan baba Yunus Dinç, cinayetin üzerinin nasıl örtüldüğünü anlattı:
“Kızım Pendik sahil yolunda, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yüksek hızla gelen aracın kırmızı ışıkta geçmesi sonucu bütün kemikleri kırılarak, bütün iç organları parçalanarak, kafatası çatlayarak olay yerinde öldürüldü.
Tüm şahitler araç sürücüsü kadın demesine rağmen bir erkek teslim oldu. 15 mobese kamerası 1 buçuk saat boyunca arızalıymış.
Bu erkeğin tuttuğu avukat, 3 günde 3 savcı değiştirtiyor. Yeni savcı 1 günde iddianameyi tamamlıyor. Ne tanık ne sanık ifadesi, ne de delil toplama ihtiyacı hissediyor.
14 yaşındaki çocuğun öldürüldüğü bir olayda 1 günde iddianame yazılıyor.
Hakim de bu iddianameyi onaylayıp kızımın katilini 4. günün öğleninde dışarı çıkarıyor. Tutuksuz yargılanıyor.
Biz buna kaza değil, cinayet diyoruz.”
Işıl Öykü Dinç davasının 3. duruşması yarın saat 11.00’de İstanbul Kartal Anadolu Adliyesi 56. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve hakikatin ortaya çıkarılması kamu vicdanı açısından son derece önemlidir.
Zafer Partisi olarak beklentimiz, hiçbir şüphenin karanlıkta kalmaması, adaletin tam ve kamil biçimde uygulandığı bir yargılama olmasıdır.
Unutulmamalıdır ki, bu dava yalnızca Işıl Öykü Dinç'in ailesinin değil, adalet duygusuna sahip her Türk vatandaşının ortak adalet arayışı davasıdır.
Zafer Partisi olarak sürecin yakından takipçisi olacağımızı kamuoyuna ilan ediyor, vatandaşlarımızı Işıl Öykü Dinç için adalet talebine destek vermeye davet ediyorum.
@zaferpartisi #ışılöyküdinçiçinadalet