Carlo Ginzburg’un ölümünün ardından New Left Review’da denk geldiğim yazısındaki şu cümleyi anımsattı: “I suddenly realized that the country one belongs to is not, as the usual rhetoric goes, the one you love but the one you are ashamed of. Shame can be a stronger bond than love”
‼️Deniz Göktaş'ın, düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran bir kararla gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz!
Komedi, eleştiri ve hiciv; bu toplumda yer edinmiş, yasaklanması ya da engellenmesi mümkün olmayan ifade biçimleridir. Politika yapanlar ve öğretilerini kendi kalıpları üzerinden tek taraflı kuranlar da eleştiriyi ve hicvi göze alarak yaşamalıdır.
Kişinin kendi düşüncelerini ve doğrularını savunabilmesi de bir öz güven meselesidir. Kovuşturmalar ve gözaltılar, konuyu ciddiye almanın değil, korkunun göstergesi olabilir.
Deniz Göktaş, sendikamızın daveti üzerine hiçbir karşılık beklemeden dayanışma gösteren, öğretmen dostu bir arkadaşımızdır. Kamuoyunun da izlediği gösterisini, sendikamızın etkinliğinde sahnelemiş; farklı siyasi düşüncelerden bir araya gelen yüzlerce kişi, aynı anda gülerek ve espriler üzerine konuşarak etkinlikten ayrılmıştır.
Üstelik o gün, mizahtan sendikamız da nasibini aldı.
Tam da olması gerektiği gibi.
Deniz Göktaş serbest bırakılsın!
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Yoldaşımız Deniz Göktaş'ın annesi ve babasıyla birlikteydik bugün, Kiraz abla da Kemal abi de fişek gibiler!
Deniz için gösterilen dayanışma ve bu dayanışmayla büyüyen cesaretin onlara da güç verdiğini, direnç verdiğini söylüyorlar.
Kemal abiyi Deniz'den dinlediniz, Deniz'i Kemal abiden dinlemek ise ayrı muhteşem. Kumaşı ana babadan aldığı apaçık :)
Deniz'e sahip çıkan herkes, bu büyük dayanışma bu aralar çok sıklıkla yazmak zorunda kaldığımız ".... yalnız değildir" sözünün öylesine edilmiş bir laf olmadığını gösteriyor.
Evet, elbette birbirimizi yalnız bırakmayacağız. Bu devran, ortak mücadelemiz ve dayanışmamız sayesinde dönecek.
Deniz Göktaş bir an önce serbest bırakılmalı.
Sanata, mizaha, halka özgürlük!