bu sabah bir kere daha anladım,
ben, ruhunun kıyısına deniz değen şehirlere aitim; biraz mavinin sonsuzluğuna, biraz dalgaların hüznüne, en çok da ufka bakarken içimde uyanan o tarifsiz özgürlüğe…
"İnsan onuru sizin başınıza gelen değil, başkasının başına gelen bir olay karşısında, sizin nasıl bir tutum sergilediğinizle ilgilidir. Biz, insan onurunu uğradıklarımızla değil, yaptıklarımızla koruruz."
Saygı ve sevgiyle kıymetli hocam İoanna Kuçuradi
bir başkasına, ufacık da olsa bir faydam dokunduğunda büyük bir mutluluk duyuyorum. o an, dünyanın en mutlu insanı benmişim gibi geliyor. çünkü şu muhakkak ki, biz ne yalnızca kendimiz için doğduk ne de yalnızca kendimiz için yaşıyoruz.
insanın bazen bütün ömrünü birkaç kötü mevsime bakarak yargılaması ne tuhaf. oysa daha göreceğimiz sabahlar, gideceğimiz yollar, tanıyacağımız insanlar, hiç beklemediğimiz yerden açılacak kapılar var. biraz yaşadıklarımızı taşıyacağız biraz da önümüzdeki güzelliklere yer açacağız
bir yaştan sonra insan, kendisine iyi gelmeyen insanları anlamaya, düzeltmeye, neden böyle olduklarını çözmeye de yorulmuyor. ömrün kıymeti arttıkça seçicilik de artıyor. herkes kendi hayatında, kendi dünyasında kalsın. huzur bazen sadece uzak durmakla geliyor.
her şeyin yolunda gitmesini beklemeden, yolun kendisine razı olmak. bazen yönünü yitirmek, bazen yerinden olmak, bazen de kendini hiç tanımadığın bir yerde bulmak. sonra bütün bunlara rağmen devam etmek. belki yaşamak dediğimiz şey, tam olarak böyle bir hâli kabullenmek.
insanların birbirine bu kadar kolay yabancılaştığı bir zamanda, ince düşünen ve karşısındakini gerçekten gören insanlara rastlamak ne güzel. dilerim hepimizin yolu, yanında kendi olabildiği, iyi insanların yoluna çıkar.
insan bir şeyden kaçtığı ya da bir şeyi yakalamak istediği için hareket eder. yolculuk bu iki etkinin bir araya geldiği yerde başlar. kimi zaman bir hayalin peşine düşersin kimi zaman bir anının izinden kaçarsın. her yolculuğun ardında biraz varmak biraz da geride bırakmak vardır
Ay tutulması var, Hıdrellez var, gül ağacıydı, ateşti, dilekler kağıda çizilecek, ritüel rakamlar 5'ti 7'ydi.. Millette gerçekten şaşırtıcı bir heyecan var.. Kültüre uyumlu olan bu durumlara teşhis koymuyoruz.. Eğlence olarak kabul ediyorum hatta benden tavsiye; evlenmek isteyenler kağıtlara çöp adam çizmeyin. Özellikle beyni biraz belirgin çizin, önümüzdeki yıla kadar çöp oluyor yoksa adamlar..
neden söz konusu çocuk olunca bunca yanlışınızı onlara yükleyip sonrada çareyi kesip atmak olarak görüyorsunuz ?
yanlışlara,yanlışımıza odaklanıp, çareyi bağları korumak olarak görmek çok mu zor?
hayat, insanın en büyük kaleleriyle vedalaşacağı, sığındığı limanları fırtına olarak tanıyacağı kadar uzun. zaman sadece ilerlemiyor. her inancı zıddıyla sınıyor. dün imkansız gelen ne varsa, bugün gerçeğin kendisi olabiliyor. her şey, bir gün mutlaka kendi aksine dönüşüyor 🌿