Bu sabah liseye giden oğlum okula gitmedi. Neden gitmiyorsun? dedim “sınavlar bitti, dersler boş geçiyor” dedi.
Dün akşam okul müdürü bir arkadaşım da “fiilen okullar bugün-yarın kapanır, yoklama alınmaz, çocuklar da gelmez” dedi.
Peki resmi olarak okullar ne zaman kapanıyor? 26 Haziran’da. Daha 2 haftadan çok var.
Peki o zaman neden 26 Haziranda kapanıyor? Madem öyle şimdiden kapansa, fiili durum ile hukuki durum örtüşse olmaz mı? Okul, gidilse de gidilmese de olacak bir yer midir?
Milli Eğitim Bakanının bu yaptığı sadece okula olan saygıyı azaltan bir durum değildir. Bu durum aynı zamanda çocukların/gençlerin hukuk kurallarına bakışını olumsuz etkileyen ve onları kurallara uymamanın normal bir şey olduğuna inandıran bir uygulamadır. Çok büyük bir hatadır. Okul süresi ile başlayan bu “kural tanımazlık” zamanla suç işemenin de, hak yemenin de normal olduğuna inanmanın tohumu olmaktadır.
Yani kısaca bu uygulama “adaletin köküne kibrit suyudur”! Lütfen bu saçmalık düzeltilsin.
Muhasebecilik biraz otobüs durağı gibidir...
Bir beyanname gelir, uğurlarsın.
Tam arkanı yaslayıp "Oh be, bunu da atlattık" dersin.
Derken uzaktan bir başkası görünür.
KDV gelir.
Muhtasar gelir.
SGK gelir.
Geçici vergi gelir.
Kurumlar vergisi gelir.
E-defter gelir.
Sen takvimin boşalmasını beklersin, takvim ise sana bakıp gülümser:
"Merhaba... Beni hatırladın mı?"
Dışarıdan bakanlar muhasebecinin işini rakamlarla uğraşmak sanır.
Oysa işin büyük kısmı tarihlerle uğraşmaktır.
Bir gün geç kalmamak için bu günü yaşayamamak,
Bir son tarihi kaçırmamak için diğerine yetişmeye çalışmaktır.
Yıllar geçer...
Kanunlar değişir...
Tebliğler değişir...
Programlar değişir...
Ama değişmeyen tek şey vardır:
Muhasebecinin takvimle verdiği bitmeyen mücadele.
Ve buna rağmen her ayın sonunda, her beyannamenin ardından aynı cümleyi kurar:
"Şimdi biraz rahatlarız herhalde..."
Takvim ise omzuna dokunur:
"Sen çok tatlı bir insansın."
E-defter GÖNDEREMEMEKTEN sıkıldık. Yok güncellemesi, yok java sorunu... Artık şunu yıllık yapın Lütfen, bir kere uğraşalım, biz teknik personel değiliz mali müşaviriz. Zamanımızı sistem sorunları çözmeye değil, mizan kontrolüne ayırmalıyız. Bıktık duyan var mı? @gibsosyalmedya
Bu tebliğ mesajlarından bıktık inanın bir çözüm lütfen Sn. #RecepTayyipErdoğan#VergiSGKYapılandırma 176******44 TCKN'li vatandaşımız, tarafınıza 04/06/2026 tarihinde gönderilen ...............no.lu GİB belgesi 09/06/2026 tarihinde tebliğ edilmiştir.
@halukcenkbatur Zahmet edip emek vermişsiniz.
Ama bu emeğin hepsini boşa çıkartacak bir cümle söyleyeceğim.
125.000 mali müşavir bir araya gelsek işleri tıkır tıkır yürütsek ertesi gün maliye yeni mevzuat çıkartıp yeni bir iş yükü ekleyecektir yine meslek çekilmez hale gelecektir.
🔥BAHSETTİĞİM BOMBA İZAHA DAVET KARARI🔥
Söz konusu dava açılmadan önce mükellef izaha davet edilmişti. Biz de gelir vergisi açısından %10 karlılıkla vergi ödemeyi kabul ettiğimizi ilettik. İdare teklifimizi kabul etmedi ve kayıt dışı kalmış tutarın tamamı üzerinden gidersiz/maliyetsiz beyan vermemizi istedi.
Mahkeme de, sen misin bunu isteyen %10 kısım da dahil %100'ünü iptal ediyorum dedi.
Bölge mahkemesi de idarenin istinaf başvurusunu reddetti :)
sevgili @gibsosyalmedya ;
bugün de sizin adınıza biz utandık.
terkin etmediğiniz gelir gecici vergilerini tebliğ ederek insanları tedirgin etmeniz cok büyük bir başarı kaynağı, alkışlıyorum.👏
İran’ın füzeleri İsrail’in yağmur hırsızlı��ını bitirdi
İran’ın füzeleri Tel Aviv ve Dubai’nin tepesine bindikçe Anadolu’nun yıllardır hasret kaldığı yağmurlar ülkemize serbestçe yağmaya başladı. Komplo değil, hakikat. Baştan belirteyim, bu makalede faydalandığım bütün bilimsel bilgileri Çevre Bakanlığı’nın Meteoroloji Genel Müdürlüğünün web sitesindeki YAPAY YAĞIŞLAR başlıklı şu adresinden aldım: https://t.co/Og7ui4PaN9 Arzu eden girsin makaleyi okusun.
Yıllardır süregelen o meşhur tartışma: "Yağmurlarımızı mı çalıyorlar?" Kimileri buna "komplo teorisi" deyip geçti, kimileri ise gökyüzüne bakıp iç çekti. Ancak bugün önümüzde duran tablo, meselenin bir kurgudan ibaret olmadığını, aksine soğuk bir "atmosferik savaş" gerçeği olduğunu fısıldıyor.
Savaş başladıktan sonra Anadolu toprakları uzun zamandır hasret kaldığı suya, kara ve berekete doyuyor. Peki, ne değişti? Meteorolojik veriler sadece "alçak basınç" mı diyor, yoksa bölgedeki askeri hareketlilik gökyüzündeki "hırsızlık" şebekesini mi felç etti?
Bulut Tohumlama: Modern Zamanın Yağmur Hırsızlığı
Bilimsel literatürde "Hava Modifikasyonu" olarak geçen süreç aslında oldukça net. Dennis (1980)tarafından detaylandırılan Bergeron-Findeisen teorisine göre atmosferdeki süper soğumuş su damlacıkları, bir "çekirdek" bulduğunda hızla buz kristaline dönüşür ve yere yağış olarak düşer. İşte bu noktada devreye giren gümüş iyodür veya tuz kristalleri, bulutun içindeki nemi adeta "zorla" yere indirir.
Yani, Akdeniz’den kalkıp Anadolu’ya gelmesi gereken o bereketli bulutlar, yolda birileri tarafından "tohumlanırsa", bize sadece boş bir gri bulut tabakası kalır. Kadıoğlu (2001), bu teknolojinin 1940’lardan beri var olduğunu ve gümüş iyodürün en etkili buz çekirdeği olduğunu belirtiyor. Rogers (1979) ise uçaklardan atılan kuru buzun havayı soğutarak yağışı nasıl "tetiklediğini" bilimsel olarak ispatlıyor.
Tel Aviv ve Dubai’nin "Hava Kilidi" Neden Kırıldı?
Yıllardır İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (Dubai), bölgenin en gelişmiş hava modifikasyon sistemlerine sahip olmakla övünüyor. Ancak bugün Orta Doğu’daki dengeler değişti. İran ile yaşanan savaş, İsrail ve Körfez hattındaki hava sahasını tam anlamıyla bir "yasak bölgeye" çevirdi.
Neden mi? Çünkü Yang H. Ku (2021)ve Orville (1996) gibi isimlerin çalışmalarında vurguladığı gibi, bu sistemlerin çalışması için uçakların bulutun tepesine veya içine girmesi, yer jeneratörlerinin ve roketlerin hassas bir şekilde koordine edilmesi gerekiyor. Bugün bölgedeki yoğun füze savunma sistemleri, İHA hareketliliği ve elektronik harp (sinyal karıştırma) faaliyetleri nedeniyle bu operasyonel programlar "risk" kategorisine girdi.
Kısacası; Tel Aviv ve Dubai, savunma refleksiyle hava modifikasyon sistemlerini çalıştıramaz hale geldi. Gökyüzündeki o teknolojik "barajlar" yıkıldı.
İran’ın Füzeleri Anadolu’nun Su Hasadını Başlattı
Pruppacher & Klett (1979),yapay yağış için nem oranı yüksek bir bulutun mevcudiyetinin şart olduğunu söyler. İşte o bulutlar artık özgür! Yol üzerindeki "teknolojik haramilere" yakalanmayan nemli hava kütleleri, rotasını şaşırmadan Anadolu’ya ulaşıyor. Özellikle Cotton (1982) tarafından vurgulanan konvektif bulutlar, müdahale edilmediğinde doğal döngüsüyle iç kesimlerimize kadar sokulabiliyor.
Sonuç olarak; İran'ın bölgedeki askeri hamleleri İsrail ve Dubai'nin gökyüzündeki "musluklarını" kapattı. Bölgedeki savaş uçağı trafiği ve savunma sanayi gerilimi, bulut tohumlama uçaklarını yere çiviledi. DeFelice (2013)’'in uyardığı o "hedef dışı bölgelerin etkilenmesi" riski artık bizim lehimize dönmüş durumda. Yıllardır çalınan yağmurumuz, bu kaos sayesinde evine dönüyor. Komplo değil, bilimsel ve askeri bir hakikat.
Gökyüzündeki prangalar kırıldı, Anadolu suya doyuyor.
Araştırmacı Yazar Mustafa Uzun
Kaynakça
Cotton, W. R. (1982). Modification of precipitation from warm clouds. Bulletin of American Meteorology Society.
DeFelice, T. et al. (2013). Extra area effects of cloud seeding. Atmospheric Research.
Dennis, A. S. (1980). Weather Modification by Cloud Seeding. Academic Press.
Kadıoğlu, M. (2001). Bulut Tohumlama Kuraklığa Çare mi? Bianet.
Orville, H. D. (1996). A Review of Cloud Modeling. BAMS.
Pruppacher, H. R., & Klett, J. D. (1979). Microphysics of clouds and precipitation.
Rogers, R. R. (1979). A Short Course in Cloud Physics. Pergamon.
Yang H. Ku (2021). Does cloud seeding really work? C&EN.
Daha neyi bekliyorsunuz
Çalışmıyor sistemler
İşyapamıyoruz.
Kdvleride gönderemeyeceğiz
Yarın ki gönderilen beyannamelerin yüzdesine göre karar vermek nasıl bir mantıkla açıklanr
2 günümüzü boşuna yemeyin
Uzatın ki sistemler normale dönsün
#BeyanlarUzatılsın@gibsosyalmedya
Ofisden eve yeni geldim. Çocuklar 20 gündür yüzümü görmüyorlar. Ne Kdv nede Yıllık Gelir Vergileri Bitti. Ben Bittim. Bizi bitiren sorunlarımızı dağ gibi büyüten @HMBakanligi ve @turmob ne zaman bizi görecek? Ne zaman sorunlarımızı çözecek? #BeyanlarUzatılsın