Talibine ulaşan ilk serbest tasarım çalışmam, Allah utandırmasın.
Roma dönemi taban mozaiklerindeki perspektif oyunlarına Türk bezeme sanatının minyatür ve negatif tezhip çiçeklerini katmanlar halinde dahil ederek Anadolu'nun binlerce yıllık medeniyetlerini ifade etmeye çalıştım
dua ederken “isimleri unutulmuş nesilleri kesilmiş kabirleri kaybolmuş geride bir fatiha gönderen yok mu diye bekleyen ehli iman”ı da katınca çok büyük bir ümmetin parçası olduğumu tekrar hatırlıyorum
Ve ikinci setimiz. "Kütüphanende Dursun, Gazze'ye Derman Olsun!"
Siyerden hadis usulüne, ameli ilkelerden rehber niteliğindeki kaynaklara kadar toplam 7 ciltlik bu özel ilim seti, Filistin İnfak Kampanyası kapsamında okurlarını bekliyor.
Şartlar aynı, bana dekont görüntüsü, iletişim ve adres bilgilerinizi iletmeniz gerekiyor
Teşekkür ederiz @BekaYayinlari 🌷
Yorumlardan anladığım kadarıyla kağıt üstünde kalan haklar. @saglikbakanligi kahvesini içemeyen tıbbi sekreter almak yerine evde sağlık, yaşlı ve lohusa bakımı alanlarında eğitim ve istihdam sağlarsa eminim halka gerçek bir hizmet sağlamış olur. Allah kimseyi muhtaç etmesin
Anne babanız 65 yaşını geçtiyse, evlerine ücretsiz doktor çağırabilirsiniz. Bunu bilen çok az.
65 yaş üstü anne babanız için kontrol etmeniz gereken 10 hak:
1.) Evde sağlık hizmeti: Hastaneye gidemeyecek durumdaysa 444 38 33'ü arayın; muayene, pansuman ve iğne evde, ücretsiz.
2.) 65 Yaş Aylığı: Hiçbir geliri ya da emekli maaşı yoksa aylık 7.257 TL. Çocuklarının geliri hesaba katılmaz. Başvuru e-Devlet'ten.
3.) Evde Bakım Parası: Ağır engelli raporu varsa ve gelir şartını sağlıyorsa, ona bakan yakınına aylık 15.755 TL.
4.) Emlak vergisi muafiyeti: Tek evi varsa, ev 200 m²'yi geçmiyorsa ve tek geliri emekli maaşıysa emlak vergisi ödemez. Başvuru belediyeye.
5.) Yanlışlıkla ödenmiş emlak vergisi: Şartları sağladığı hâlde ödediyse son 5 yılın vergisini geri isteyebilir.
6.) Belediye otobüsü, metro, tramvay ve şehir hatları vapurları ücretsiz.
7.) Tren biletinde %50 indirim.
8.) Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müze ve ören yerlerine kimlikle ücretsiz giriş.
9.) VEFA desteği: Kendi işini göremeyen 60 yaş üstüne ev ve kişisel temizlik desteği.
10.) Evde kimlik kartı: Nüfus müdürlüğüne gidemeyecek durumdaysa görevliler eve gelip işlemi orada yapar.
Kaydedin, kardeşlerinize de gönderin.
Lütfi Ö. Akad’ın Gelin (1973) filminde, Yozgat’tan İstanbul’a göç eden ailenin yaşadığı hayal kırıklığını görürüz. Kamera, önce Boğaz’ın sularına dalıp giden küçük Osman’ın hayran bakışlarını gösterir bize. "Taşı toprağı altın" sanılan İstanbul, aslında pek de öyle değildir. Üşüyüp babasına sarılan Osman’ın "Keşke gelmeseydik" sözü, şehre gelmenin yarattığı pişmanlığı en sade haliyle özetler.
@delidervis_ Tanıştırma görüştürme için buradan kefil olabileceğim bir topluluk yok fakat belki birilerine vesile olur @mehirvakfi yıllarıdır evlenmek isteyen çiftlere maddi destek veren bir STK
Bir film İstanbul'da geçiyorsa ve başrolde bir şoför varsa o filmi izlemesi ayrı bir keyiftir; Süreyya Duru’nun 1970 yapımı Şoför Nebahat’i de tam olarak böyle bir klasik. Metin Erksan’ın 1960’ta çektiği filmi, 1970 yılında Süreyya Duru aynı adla yeniden sinemaya uyarladı. Bu kez direksiyonda Fatma Girik vardı.
Acil
Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi'nde yarın sabah ameliyat olacak bir arkadaşızin babası için acil olarak 0 rh- kan ihtiyacımız var.
İletişim için bana yazabilirsiniz.
Paylaşırsanız sevinirim.
@LinLalinx Neyin tartışmasını yapıyorsunuz. Yakınımda güzel bir örnek var paylaştım. 21 ve 24 yaş arasında asır varmış gibi drama yapmayın. İşinize bakın ya. Niyetim nispet değil diye belirtmeme rağmen ithama devam ederek vebale giriyorsunuz.
Kardeşim 20 yaşında sözlenip 21 yaşında evlendi.Damat efendiyle yaşıtlar.Evlenmeye karar verdiklerinde ikisi de çalışıyordu.Zamanla damat kendi işini kurdu,şimdi İstanbul'da ev alma planı yapabilecek kadar iyiler. Bir evlatları var, hâlâ gençler. Kervan yolda düzülüyor arkadaşlar
Yazık 45 yaşında evlenememiş sanıyordum, 24 yaşında çocukmuş.
Kardeşim git önce çalış, bir elin para görsün ailene bakacak duruma gel sonra evlenirsin, daha bezini yeni atan da evlenemedim diye ağlamasın 😅
@LinLalinx Depresyon tanısı da koymuşsunuz, ne güzel moral oluyorsunuz. Nasipten öte köy yok hanımefendi, kimine 20, kimine 40, kimine hiç nasip olmaz bilemeyiz.
Niyetim nispet etmek değil, okul>iş>eş sıralamasından başka ihtimaller de var bu hayatta. Biz yandık gençler yanmasın inşallah
Elhamdülillah alâ kulli hâl. Dün akşam hocamla bu duayı konuşmuştuk..
Allah imtihanımızı kolaylaştırsın. Hal ne olursa olsun Allah'a hamd edebilmek her kula nasip olmaz, mekanı cennet olsun
Rana o "elhamdülillah"ı yazdığında, bağırsağını delen lenfoma ameliyatta yeni fark edilmiş ve ağır bir operasyon ardından yoğun bakımdan yeni çıkmıştı.Şiddetli fiziksel acının ve taze bir kanser haberinin ortasında söylenmiş bir söz bu; sandığınızın da çok ötesinde bir teslimiyet
@hikmetname__ Bu konuda ben de bir süredir arayıştayım, kulağım pek seçemiyor fakat Bünyamin Atasever'in İnşirah kıraatini seviyorum https://t.co/t7T9pbpW60
Dünyanın en zor işlerinden biri, alelâde biri olduğunu kabullenmektir. İnsan, kendisini istisna sanmaya meyillidir. Gerçek olgunluk, sıradanlığını kabulle başlar.
Okuduğum en güzel en lezzetli yemek kitabı. Takuhi Tovmasyan sadece yemek tarifi vermiyor. Ailesinin ve yaşadığı semtin (Yedikule) hikayesini muhteşem anlatıyor. Onun zarif üslubundan çiroz yapımıyla ilgili bir kaç satırı paylaşalım: "İşte o denizden uskumru diye bir balık çıkardı o yıllarda. Mis gibi tavası olurdu. Yağlandığı dönemlerde mangalda ızgarasının kokusu bütün Yedikule’yi tutardı. Çirozluk uskumrular, Kumkapı’dan Yeşilköy’e kadar, ipe dizilip balıkçı evlerinin taraçalarına dizi dizi asılırdı. İyice kuruyan çirozu şöyle bir tutuverirdin kuyruğundan ateşin üstünde; iki üç dakika bir yüzünü, iki üç dakika da öbürünü. Dizerdin temiz bir paket kâğıdının üzerine, sonra yan tutarak havanelinin tersiyle bir güzel vururdun. Çıtır çıtır ayrılıverirdi çiroz kılçığından. Dağılan etleri yatırırdın küçük bir kayık tabaktaki sirkenin içine, üzerini bol dereotuylaörterdin ve dayanamazdın daha fazla; koparıverirdin taze ekmeğin kenarından bir lokma, bir lokma daha. Aklına bile getirmezdin, yok tansiyonum fırlarmış, yok egzamam azarmış diye."