DİZEL VE BENZİNLİ SEVENLERE MÜJDE!
Almanya ve Fransa anlaştı.
İçten yanmalı motorların (benzin, dizel) yasağı esnetildi!
2035 sonrasında da satılacaklar!
Yedi milyon altı yüz seksen sekiz bin dokuz yüz kırk beşinci defa, belki bu defa anlaşılır umuduyla, tekrar yazalım, parti parasıyla, belediye parasıyla gazetecilik yapmak, yanlıştır, olan önce gazeteciliğe olur, sonra millete olur.
AK Partili arkadaşlar: Mağduriyet seansınız ve fon vurgunu için verdiğimiz araştırma önergesini reddetmenizin rehaveti bittiyse okuyabilirsiniz:
-Otoriter rejimlerin sonunda hep yağma baş gösterir. Haramiler kontrol edilemezler. Bu fon vurgunu da bir tür yağma… Biz de bir yılı aşkın bir süredir bu vurgunun sorumlularını araştırıp bu milleti soyanları açığa çıkarmaya çalışıyoruz.
-Herkes biliyor ki AK Parti, siyasetçisiyle, bürokratıyla, iş insanlarıyla bu yağmanın tam ortasında. Neredeyse her zanlının AK Partiyle bir bağı var. Ayrıca bu vurgunun karanlıkta bırakılmak istenen isimleri var. Biz bu isimlere ulaşmayı bir öl��üde başarıyoruz. Bu süreçteki kaynaklarımızdan biri de AK Parti’nin içinden uçurulan belgeler.
-Bize belgeler geldiğinde kamuoyunun önünde sorular soruyoruz. Dün TBMM’de, bugün de Parti Genel Merkezi’nde kabinedeki iki mevcut Bakana ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na sorular sordum. Dün Sayın Cevdet Yılmaz sorumuza yanıt verip bizdeki bilginin doğru olduğunu teyit etti ve bir açıklama getirdi.
-Bugün de iki bakan ile ilgili sorularımızı MKK işlem kayıtları üzerinden sorduk. Üstüne basa basa söylüyorum: Bu MKK belgeleri sahte değil. İsimler de meblağ da doğru. Sayın Mahinur Özdemir Göktaş “geçmiş olsun” dileklerini kabul ettikten sonra AK Parti’nin içinden kendisiyle ilişkilendirilen bir dosyanın neden hazırlanıp bize ulaştırıldığını düşünebilir.
-Bir başka dikkat çekici nokta ise sorumuzu yönelttikten on dakika sonra iki kişinin TCKN bilgilerini de içeren bir açıklama yapılabilmesidir. Demek ki Sayın Bakan, dolayısıyla ilgili bakanlıklar ve tabii ki Cumhurbaşkanı, fon vurgunu yapan kişileri yaptıkları işlemler ve TCKN detayında biliyor. Bu kişilerin içinde AK Parti ile bağlantısı olanlar hakkında Sayın Cumhurbaşkanı’nda bir klasör olduğunu da biliyoruz. Bizim de derdimiz bu klasördeki isimlerin kamuoyuyla paylaşılması ve suçluların cezasını çekmesi. Aslında basit ama AK Parti için yapması bir o kadar da zor.
-Sayın Özdemir Göktaş ile ilgili bir mağduriyet kampanyası başladığını görmek şaşırtmadı. Kimse kusura bakmasın ama aileleriyle beraber 2 milyon vatandaşın mağdur edildiği bir fon vurgununda Sayın Bakana sorduğumuz soruların yaşattığı mağduriyet kocaman bir hiç kalır. İki senedir çirkin iftiralarla tutukladığınız arkadaşlarımıza ve onların ailelerine yaşattığınız zulmün, mağduriyetin yanında Sayın Bakana PR yapma fırsatı da veren bu bir günlük incinmenin esamesi okunmaz. Sayın Bakanın da çok iyi bildiği Yunus Emre’den alıntılayacak olursak “Sen sana ne sanırsan, ayrığa da onu san”. Yani, kendin için ne istiyorsan başkası için de onu iste. Bizden ��zür mü bekliyorsunuz, o zaman ilk önce gerçekten mağdur ettiğiniz hak sahiplerinden, sonra da yıllardır hak mahrumiyeti yaşattığınız, zulmettiğiniz arkadaşlarımızdan özür dileyin. Gerisi kolay.
-Ben bir yıldan beri bu fon vurgununu çalışıyorum ve halkımı dolandıranları ve nasıl dolandırdıklarını ifşa ediyorum. Vicdanım rahat, veremeyeceğim bir hesap da yok. Partimle, çalışma arkadaşlarımla ve bu konudaki hassasiyetimizle de gurur duyuyorum.
-Son söz: Biz bu soygun çetesini ifşa etmeye ve bu vurgunun siyasi ayağını temize çıkarmaya ilk günkü heyecanımız ve enerjimizle devam edeceğiz. Bu halkı soyanlardan, onları koruyanlardan ve denetim görevini yerine getirmeyenlerden de hesap soracağız.
Fon soruşturması üzerinden son dönemde dolaşıma sokulan iddialar, artık yalnızca kişiler üzerinden yürütülen bir tartışma olmaktan çıktı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kendileri hakkında gündeme getirilen iddialara açık ve net cevaplar verdi. Haklarındaki tüm iddiaların da yalandan ibaret olduğu ortaya çıktı.
Bundan sonrası için ölçü bellidir: İddia varsa delil ortaya konulmalıdır.
Sosyal medya hesaplarının aynı iddiayı art arda paylaşması, iddiayı gerçeğe dönüştürmez. Bir dezenformasyon zincirinin en önemli özelliği de budur: Tekrarı, kanıtın yerine geçirmek.
Fon soruşturması üzerinden oluşturulan bilgi kirliliği, yalnızca kişilerin itibarını değil, kamu kurumlarına ve devlet mekanizmalarına duyulan güveni de hedef alabilir.
Şeffaf siyasetin yolu kayıt dışı iddialardan değil, kayıtlı belgelerden geçer. Kamuoyunun ihtiyacı daha fazla gürültü değil, daha fazla hakikattir. Biri Yeni Parti’ye bunu anlatmalıdır. Kayıt dışı iddialarla kayıt dışı siyaset arayışına bu millet yüz vermez...
Tokadı basar geçer...
Sayın Ümit Özlale,
Gazetecilikte de siyasette de en tehlikeli tuzaklardan biri, patlayan büyük bir skandalın ardından gelen her yeni ismi, her yeni belgeyi sorgulamadan doğru kabul etmektir.
Böyle yaparsanız hem masum insanları töhmet altında bırakırsınız hem de asıl skandalın üzerini örter, gerçek sorumluların işini kolaylaştırırsınız.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki vahim iddialar elbette sonuna kadar araştırılmalı. Ancak bu, önünüze konulan her ismi aynı skandala iliştirme hakkını kimseye vermez.
Üstelik daha iki hafta önce benzer bir isim karışıklığı nedeniyle kendiniz de aynı mağduriyeti yaşadınız ve haklı olarak tepki gösterdiniz!
Şimdi Mahinur Özdemir Göktaş’ın açıklamasından sonra yapmanız gereken şey son derece basitti: “Yanıldım, yeterince teyit etmeden ithamda bulundum, özür dilerim.”
Ama siz özür dilemek yerine uzun uzun mazeret üretiyor, yaptığınız yanlışı siyasi nutuklarla örtmeye çalışıyorsunuz.
Sayın Profesör, akademik unvanın da siyasi sorumluluğun da ilk şartı, hata yaptığında o hatayı kabul edebilmektir.
Unutmayın, bir skandalı ortaya çıkarmak marifettir; o skandala masum insanları da bulaştırmak değil!
Ve en önemlisi, hakikatin peşinde olmakla, haklı çıkmaya çalışmak aynı şey değildir!