@margasi46 Allah’ın kanunlarını, yani Kur’an hükümlerini bırakıp insanların koyduğu yaşam kurallarını tercih ederseniz, bunun sonuçlarına katlanmanız sizin için müstahaktır.
Kanunu uygulayıcı olmak kendilerini kanunun üstünde görmelerine sebep oluyor. Bu gibilere görevini kötüye kullanmaktan soruşturma açılıp cezalandırılması gerekir. Her gün trafikte kendisini oranın kralı zanneden adliye çalışanları servisi ve polislerin uygunsuz hareketleri, kural ve kanuna mugayir hareketleriyle muhatap oluyoruz. Önce sen kurallara uy. Sonra bana kural, nizam ve kanun de. Kendin uymadığın kanun ve kurala karşı bana nasıl ceza verebilirsin.
Savcı olunca kurallar geçersiz mi sayılıyor
Kamera kaydı olmasa ne olacaktı?
Ekmeğinin peşindeki minibüs şoförü derdini kime, nasıl anlatacaktı?
Makamlar ayrıcalık değil, sorumluluk getirir.
Eşittir kardeşim. Sizin kendisini başkasından üstün görenler yüzünden islam beldelerinde savaş ve kan eksik olmuyor. Bu gün islam üstündür, yarın a mezhebi b den üstündür, ötteki gün a tarikati üstündür. Her din, her inanç eşittir. İnanıyorsan inancını yaşayacaksın. O tanrı ile senin aranda. Başkasına karışmayacaksın. Başkasın da sana karışmayacak. Olay bu kadar basit...
Eyvallah. Buna sonuna kadar katılıyorum zaten. Siyasi görüş eleştirilir. Dini inanç asla. İnsanın muza bile tapma hakkı var. Eleştiremezsiniz. İnsanlar dini inançlarını özgürce söyleme hakkına sahip. Eleştiremezsiniz. Ben sadece bu durumun sebebi olabilecek şeylere bir açıklama yapayım dedim. Ama şu da bir gerçektir ki, sahada başarıyla ülkeyi temsil ettikten sonra isterse istavroz çıkarsın, ister besmele çeksin, ister budaya dua etsin..inanç onun.Bizi ve dahi kimseyi ilgilendirmez. Linçleyen aşağılık tayfa da ne halt yediklerini bir bilseler.
@hllcnakgn@CelikAlgan25 Aynen öyle. Biz siyasi görüşe saygı gösteririz. Ama gerizekalılık ve aşağılık hareketlere tahammül edemeyiz. Neyse ki görüş farketmeksizin eksikliğini görmüyoruz bunların
Düşünün. Saçma sapan bir sebepten insanları haksız yere linçliyorlar. Bu u yapanlar arasında şerefsizlik olsun diye yapan da var. Ama en önemlisi şu ki, aptalca dini siyasete alet etme politikaları insanları dine ve dindarlara düşman etti. Tahammülsüz kıldı. Bilinçli olarak da kaşınıyor bu durum
Sn. Hocam. Bunun suçlusu, bunları siyasi simge ve böyle düşünmeyenleri düşman ilan eden, nefret objesi haline getirenlere söylemek gerekir. Keza gayet normal eleştirilerde bile "din düşmanı, islam düşmanı" haline getirilmekten usandı millet. Bu bağlamda dini söylemler siyasi söylem gibi geliyor insanlara. İmanı bize göstermek yerine Allah'a göstersinler. Onların mükafatını biz değil Allah verecek. Velhasıl, bıktı insanlar her şeyde Allah, dün iman deyip, milleti söğüşleyen, namussuzlardan. Tepki bunlara bence
@dundar33954 Hocam hakaret diye söylemedim. Ama o laf üzerinden milliyetçilik çıkarmaya çalışırsan, işin bir de bu boyutu var dedim. Yani insanların böyle saçma sapan şeylerden saçma sapan ideolojik bulgu çıkarmalarını eleştirdim.
Olaya şöyle baksak.. hani ortada bir takım milli duygular arayacağız ya.. bu da olabilir tabi..
"Kanuni "Bre Türk" ifadesini bir hakaret gibi algılamış olamaz mı.. keza bununla övünen, bunun bilincinde olan birisi bunun için adam boğdurtmaz.. bu bağlamda "Türk" ifadesi küfür yerine geçmiş olamaz mı..
böyle tarih mi olur lan..
ingiliz yüksek komiseri Neville Henderson'un 1923 tarihli raporunu okuyorum. söyledikleri şeyleri doğru kabul edersek (Bence abartıyor gerçi yukarıdakilere şirin gözükmek adına) Halife Abdülmecid'in en az Vahdeddin kadar İngiliz hayranı ve İngilizci olduğunu görüyoruz.. Kurtuluşun ve ilerlemenin İngilizlerin vasıtası ve yardımıyla olacağını söylüyor. Dahası söylediklerinden kendisinin bir devlet yöneticisi gibi bahsediyor. Türk Milletinden bahsederken "Halkım" ifadesini kullanıyor. bu durumda saltanattan sonra Halifeliğin de kaldırılmasının Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği açısından oldukça yerinde bir karar olduğunu görmekteyiz. keza ilerde sağlam hizip çıkacak ve genç Cumhuriyet ciddi tehlikelere düçar olacaktı.
ANZAC birlikleriyle Çanakkale'de savaşmış bir Avustralyalı askerin M.Kemal Paşa'ya gönderdiği mektup.. mektubun Hakimiyet-i Milliye gazetesinden alınarak İngilizceye çevrilmiş ve Avustralya arşivlerinde bulunan bir sureti. Büyük Gazi'nin düşman askerleri arasında dahi nasıl bir saygı uyandırdığının açık bir göstergesidir bu..
Aynı raporun ilerleyen bölümlerinde Ermeniler için bir paragraf ayırmış.
"Ermeni güçlerinin işgal ettikleri topraklardan çekilmek zorunda kaldıklarında yaptıkları göz önüne alındığında en kalabalık oldukları (Hatta çoğunluğu oluşturdukları Van Gölü civarında ) doğu bölgelerinde tek bir Ermeninin dahi kalmamış olması şaşırtıcı değildir. Geçen yıl Garzan'da bize, muhtelif köylerde bulunan bir kaç bin ermeniye kırsalda kalamayacakları, isterlerse Kasaba ve şehirlere yerleşebilecekleri söylendiği anlatıldı. bu teklifi reddetmişler ve Suriyeye göç etmişler. El Aziz ve Malatya'da 2400 civarı ve Kayseri ve Ankarada da bir o kadar Ermeninin yaşadığını hatırlatmakta fayda var."
Anadolu'daki Ermeniler nereye gitti. İngilizlerin (Kimler olduğu ve kimlere gittiği ilk görüntüde yazıyor) 1931 tarihli bir raporunda şu cümleler yer alıyor..
"Son savaşta (I. Dünya Harbi) geri çekilen Ermeni kuvvetleri toptan bir yıkıma girişerek, son kalan Ermenileri de beraberinde götürdüler. Cumhuriyet rejimi bu problemlerin kararlılıkla üstüne gitti......"
Az önceki rapora göre Elazığda 20.Yy. ilk çeyreğinde yaklaşık 500 ton kadar pamuk üretiliyormuş. şu anda ise neredeyse yok gibi. daha çok hayvan yemi için gerekli anamaddeler, yonca, mısır vb. yetiştiriliyormuş. Pamuk bırakılmamalıydı. iklimi de çok uygunmuş..
Ermeniler Sürgün ve göç kitabımızda bununla ilgili istatistiği bilgiler var. Bir kısmı abartılı olsa da sayı 350 ila 500.000 arasında değişiyor. Yani bu kadar kişi rusların çekilmesinden sonra Kafkasya’ya göç ediyor. Ben 350-400.000 makul diyorum
aynı raporda, Kürtlere dair olan satırlar..
"Ekonomik sorunla yakından ilgili bir diğer konu ise Kürdlerin huzursuzluğudur. Kürdler çok eski zamanlardan beri yağmaya dayalı bir hayat tarzına sahiptir ve yaşadıkları dağlarda yeterli geçim kaynağı bulamamaktadırlar. bu sebeple daha müreffeh bölgelere baskınlar düzenlemektedirler. onları bu göçebe hayat tarzından vazgeçirmeye çalışan hükümetten rahatsızlık duyuyorlar. Bir çoğu hala pastoral yaşam tarzındadır ve Amerika'dan gelen hoybun propagandasının yaptığı gibi onların bu dönemsel isyanlarını Kürt milliyetçiliği özlemlerine bağlamak gerçekçi değildir."
Anadolu'daki Ermeniler nereye gitti. İngilizlerin (Kimler olduğu ve kimlere gittiği ilk görüntüde yazıyor) 1931 tarihli bir raporunda şu cümleler yer alıyor..
"Son savaşta (I. Dünya Harbi) geri çekilen Ermeni kuvvetleri toptan bir yıkıma girişerek, son kalan Ermenileri de beraberinde götürdüler. Cumhuriyet rejimi bu problemlerin kararlılıkla üstüne gitti......"