ülkesinin başkanının, zalim amerika başkanıyla arası iyi diye ezik ezik sevinen “milliler”. ki bunlar, sabah-akşam “fitne zamanı düşman okları” diye sağa sola cırlayan ekip :) sizdeki milli şuurla bakkala gidilmez amk.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Türkiye'nin S-400'leri üçüncü bir ülkeye satması gündemde.
Türk hükümeti ile ABD'li yetkililer arasındaki görüşmelere göre en güçlü seçenek S-400 sisteminin bir Körfez ülkesine satılması.
ABD tarafı, S-400'lerin Türkiye içinde ancak ABD denetimininde olmasının da CAATSA kurallarını karşılamayacağını görüşünde ve S-400'lerin Türk topraklarından çıkarılmasını istiyor.
(Hande Fırat)
NATO zirvesi bitti. Bu halk tarihinde ilk defa böyle bir muamele gördü, aşağılandı. pedofili, çocuk katili, soykırım faili kitle için milyonlar evlerine hapsedildi, tamamen yasadışı biçimde bu suç şebekesini "belki protesto ederler" denilerek evler basıldı, insanlar içeri atıldı, şiddete uğradı... Açıkça halka böcek muamelesi yapıldı... neden, soykırımcı, pedofili, çocuk katili güruh için... Çünkü birileri koltuklarını bu suç şebekesine borçlu, halka rağmen!
Rahip Brunson'ı bir telefonla özel uçağa bindirip gönderen talimat ile bugün İmamoğlu'nu tutuklayan ve CHP’ye butlan getiren talimat aynı yerden geliyor.
Yargının talimatla iş yaptığını tüm dünyaya ilan eden Trump’a kimseden tek kelime itiraz gelmiyor.
Yabancı bir devlet başkanı yargıya müdahale ettiğini söyleyince gururu okşananlar, biz gerçeği söyleyince anında 'bağımsız yargı' masalları anlatmaya başlıyor.
Trump söyleyince sus pus olup vatandaşa karşı efelenmenin mantığı yok.
kafayı yemişsiniz diycem de. gayet aklınız başınızda. keriz eğlencesi. kafası azcık çalışan biri şunu çok net görür: erdoğan’ın iç siyasetten daha kötü olduğu tek bir şey var; dış siyaset.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Habertürk'ün 'Türk' Alerjisi: Canlı Yayında Skandal Sansür
💢Muhabir, İstiklal Marşı çalarken "Şimdi sıra Türk.... Türkiye milli marşında" diyerek AKP döneminde arşa çıkan "Türk" sansürünü gözler önüne serdi.
https://t.co/mLw3Lpg3SB
AKP'li Mehmet Baykan, Konya'da düzenlenen Nasrettin Hoca Şenlikleri'nde temsili 'Nasrettin Hoca' olan oyuncu Müfit Can Saçıntı'nın sözlerine sinirlenerek şenlik alanını terk etti.
"Bugün nasip oldu, Nasreddin Hoca’nın eşeğine kayyum olarak atandım."
AKP'li komedyenin sürekli İslamla, Allah'la, Peygamberle dalga geçmesi hapse atılmasını gerektirmiyor ama Erdoğan'ın adı bir şqkada geçince herhangi bir komedyen hemen hapse atılıyor.
Erdoğan Allah'tan daha mı büyük?
Deniz Göktaş çıkmayacaksa bu AKP'li de derhal hapse atılmalı..
abi ısrarla anlamıyor herifler ya. inanılmaz. leventcim, bak bu şakadır. hırsız demiyor yani. şaka yapıyor. nasıl anlatcaz abi size bunu…
mizah EN TEMELDE:
düşündüğün şeyi söylemek ❌
söylemenin komik olacağını düşündüğün şeyi söylemek ✅
kafana bi şey takılırsa sor yine
Deniz, diploması sahte diyor, Ekrem bey bundan mı keyif almış? Yükselen dalgada sörf yapmak için kendine yapılan hırsızlık ithamını kabul etmek de çok başka tür bir siyaset sanırım…
suçlamalarda burak erdoğan'ın kırmızı ışıkta hızla geçerek yaya geçidindeki sevim tanürek'in ölümüne sebep olduğu kazadan beraat etmesiyle ilgili yapılan şakanın hiçbir şekilde bahsinin geçmemesi... recep tayyip erdoğan sen gerçekten harika bir babasın
nedense “fetö okuluna gitsem belki new york’ta olurdum… veya bakan falan olurdum” lafına alınan gücenen hiçbir eski bakan falan yok… o konuda bir hoşgörü patlaması yaşanıyor