İnsanları ne birleştirir? Ordular, para, bayraklar? Hiçbiri değil..
Hikayeler…!
Dünyada iyi bir hikayeden güçlü hiç bir şey yoktur, onu hiçbir şey durduramaz, onu hiç bir ordu yenemez..
Bugün Gazze’de Filistinlilerin inançları, davaları ve tabi ki kanlarıyla dünyadaki en büyük ordularını yenebilecek bir hikaye yazılıyor. Göreceksiniz, bu hikaye bir kar topu gibi büyüyecek ve içinde zerre-i miskal iman ve merhamet bulunan her din ve ırktan insanları birleştirip büyük bir çığ yaratacak ve bu çığın önünde hiçbir güç duramayacak.
Tarih bu direnişi bir son değil, bilakis islamın galebesiyle sonuçlanacak büyük bir savaşın başlangıcı olarak yazacaktır..
Bugün Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın nazik davetine icabetle Mekke-i Mükerreme’ye bir ziyaret gerçekleştirdik.
Ziyaretimde aziz kardeşlerim Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le bir araya geldik.
Bu vesileyle üç ülke olarak Ortak Savunma Anlaşması imzaladık.
Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır.
BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır.
Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.
Ziyaretimizin, istişarelerimizin ve imzaladığımız anlaşmanın tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.
Bugün ortadoğu için, dünyadaki tüm müslümanlar için, Türkiye için, soykırımcı İsrail için tarihi kırılma noktasıdır..Anlaşmanın isminin “Mekke anlaşması” olması İslam birliği anlamı taşıyor..Her müslüman ülkeye öz güven gelecektir..Gavurlar artık müslümanları soyamayacak
Bakın şu olay yeterince konuşulmadı. Kenan Kıran üstadımız sağ olsun tekrar hatırlatmış.
CHP ve İl Seçim Kurulu 2019 seçimlerini açıkça gasbetti. Seçim kanunu çok açık bir şekilde yeniden sayım işlemi bitmeden sayımın durdurulmayacağını yazsa da bu yedi ilçedeki yeniden sayım devam ederken durduruldu.
İstanbul İl Seçim Kurulu Başkanı hakim Müberra Gürdal, üye hakimler Fatma Nigar Uçar ile Nihal Koç’un, CHP'nin başvurusunu işleme aldı ve aynı gece yarısı yasalara aykırı olarak 7 ilçede oy sayımı durdurdu.
Böylece hakimler, 298 Sayılı Seçim Kanunu'nun 100. maddesinde yer alan, "Oyların sayım ve dökümüne derhal başlanır, açık ve aralıksız yapılır. Yapılacak şikayet ve itirazlar işi durdurmaz" hükmünü açıkça ihlal etti. Gürdal ve iki hâkimin oy sayımını durdurabilmek için akşam vakti adliyeye gelmesi, Türkiye Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan oy sayımını durdurmaları, CHP-İstanbul İl Seçim Kurulu'nun işbirliğini açıkça gözler önüne serdi
2 NİSAN SAAT 20.10
Hakim Müberra Gürdal, hâkimler Fatma Nigar Uçar ve Nihal Koç, Çağlayan Adliyesi'ne giriş yaptı.
2 NİSAN SAAT 20.15
Mübarra Gürdal ve iki üye hakim, adliyede İstanbul İl Seçim Bürosu'nun kapısından giriş yaptı.
2 NİSAN SAAT 20.15
CHP Genel Başkan Yardımcıları Seyit Torun ve Oğuz Kaan Salıcı, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın da bulunduğu CHP heyeti, 5 araçla adliyeye geldi.
2 NİSAN SAAT 20.17
CHP heyeti, adliyenin X-Ray cihazından geçiş yaptı.
2 NİSAN SAAT 20.18
CHP heyeti İstanbul İl Seçim Bürosu'na gitti. Heyet, 7 ilçede süren oy sayımının durdurulması için dilekçeler verdi.
2 NİSAN SAAT 20.45
Heyet, adliyeden çıkış yaptı. Bu sırada çekim yapmak için yaklaşan bir kişi engelleniyor.
TALEBİ KABUL ETTİ, EMEKLİYE AYRILDI
2 NİSAN 22.10: Müberra Gürdal ve üye hakimler CHP'nin 7 ilçede "yeniden oy sayımının tedbiren durdurulmasına" ilişkin talebini kabul ederek, söz konusu bölgelerde sayıma başlanmış ise sayımın tedbiren durdurulmasına hükmetti.
9 MAYIS: 31 Mart'ta oy usulsüzlüğünün ortaya çıkmasını engellemeye çalışan Hakim Müberra Gürdal, emekliye ayrılma talepli dilekçesini İstanbul Adli Yargı Komisyon Başkanlığı'na verdi.
12 MAYIS: İstanbul İl Seçim Kurulu Başkanı ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı Gürdal'ın bu talebinin ardından, yerine İstanbul 16. Aile Mahkemesi Hakimi Ziya Bülent Öner getirildi.
CHP’li Meclis Birinci Başkanvekili Ali Aral’ın yanındaki kadın görevli ya da Meclis üyesi: “Gültekin’in şapka C yapmış.”
Ali Aral: “Bunu geçersiz saydık. Arkadaşlar bakın. K harfinden dolayı aynı şekilde bunu da geçersiz sayıyorum.”
(Üsküdar Belediye Meclisi’nde, tutuklanan Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın görevden uzaklaştırılması nedeniyle yapılan oylamada, belediye başkan vekilliğine CHP’li Meclis Üyesi Sibel Tan Çetinkaya’nın seçilmesinde büyük usulsüzlük yaşandı)
Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclisimizin takdirine sunuldu.
Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, millî birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Gerek kanun teklifinin tekemmül ettirilmesine gerekse sürecin başarıya ulaşmasına katkı veren başta Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, siyasi parti gruplarımıza ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum.
Ertuğrul Özkök, Türkiye'yi Franko Rejimi'ne benzetmiş.
Bu benzetmeyi, bu kadarını İsrail bile yapmamıştı.
Bunların istediği adam seçilirse demokrasi var. Seçilemezse demokrasi yok!
Bunlar askeri darbelerle sivil iktidarları devirince demokrasi var.
Askeri rejime karşı duranlar kazanırsa demokrasi yok.
Yıllardır girdiği bütün seçimleri kazanan, halkın oyu ile seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "diktatör" diyorlar.
Ama Cunta ya da ABD; Başbakan, Cumhurbaşkanı atayınca demokrasi diyorlar.
Demokrasi ya da özgürlük hiç bir zaman hiç birinizin umurunda olmadı.
Hepiniz, kendi iktidar alanınızı, konfor alanımızı koruma peşinde oldunuz.
Bu amaçla darbe sözcülüğü bile yapmış adamların, milletin tercihlerini bu kadar aşağılamasından bıktık artık.
Bu ülke, bu millet, on yıllarca, sizin imtiyazlı hayatlarınızın ameleliğini yaptı.
Milletin de vatanın da sahibi değilsiniz. Bunu öğrenmek zorunda kalacaksınız.
Dünya değişti, güç alanları değişti. Eski Baasçılar tarihten silindi. Öğrenin artık.
Tekrar söylüyorum:
Siz demokrasi ve özgürlük sevmezsiniz. Siz güç ve zenginlik seversiniz.
Bunlara ulaşma yolunda hiç bir kutsalınız yoktur.
Bu kavramları sadece güç ve zenginlik pazarlığı için kullanırsınız. Nasıl olsa iyi satıyor!
Süslü sözlerle, eskinin ezberleriyle tarihin akışını değiştirme şansını kaybettiniz.
Dünyaya iyi bakın.
Siz Soğuk Savaş döneminde kaldınız. O imtiyazlar da o dönemde kaldı.
Siz aslında kaybettiniz.
Ama hala nelerin değiştiğini algılamakta zorlanıyorsunuz.
Senin Avrupa'n son beş yılda demokrasi ve özgürlük söylemlerini niye terk etti, önce ona bak.
En azından oraya bak.
İkinci Dünya Savaşı sonrası yalan düzen, ABD ve Avrupa'da bile bitti.
Artık bu cümlelerle eski düzen pazarlayamazsınız.
Türkiye"yi yaralayıp zayıflatamazsınız.
Bence bu işleri bırak.
Festival yaz, ilişki yaz, şarap kültürü yaz. Dünyanın yeni dönemine dair tek cümlen yok çünkü.
Sizin bildiğiniz dünyanın sonu çoktan geldi. Artık görün.
Özgür Özel, daha birkaç gün önce “Sana otobüs de alacağız” diyen teyzelerinin desteğiyle ayakta olduklarını söylemişti.
Bugün ise 113 milyon TL bağış toplandığını açıklıyorlar.
Demek ki emekli maaşları, söylenildiği kadar yetersiz değilmiş…
Hem kendi geçimlerini sağlıyorlar hem de milyonlarca liralık siyasi bağış yapabilecek kadar artanı kalıyor.
İşin en ilginç yanı ise şu:
Yeni partiyi kurmaya hazırlanan bazı isimler; milletvekili maaşlarını, emekli milletvekili maaşlarını ve diğer gelirlerini kendilerine ayırırken, siyasetin finansmanını emekli teyzelerin omuzlarına bırakıyor.
Gerçekten “sosyal demokrat” dayanışmasının çok farklı bir yorumu…
Tasarruf hep başkasının cebinden başlayınca, siyaset de oldukça konforlu oluyor.
52 Yaşındayım. Bu Önder Sav benim doğduğum sene CHP milletvekili olmuş. 52 senedir Türkiyeye bir çakıl taşı kadar faydası olmayan bu dinozorlar artık doğru düzgün Türkçe konuşamaz haldeler ama hala Ankara'ya kene gibi yapışmışlar devleti emmeye devam ediyorlar.
Eli, ayağı, sesi ayrı ayrı titreye titreye CHP'yi bölüp Ekrem İmamoğlu fan kulübüne destek açıklaması yapıyor.
Bugün ihanet ettiği Kılıçdaroğlu'nu o koltuğa bu getirmişti. Hayat ne kadar da cilveli. Bügün bütün Kemalizmin söylemlerini belirleyen Fetullahçı fare Cevheri Güven, o gün Deniz Baykal kasetlerini servis etmişti ve bunlara "Baykal'ı gönderin Kılıçdaroğlu'nu başkan yapın" emri vermişti. Baykalın gitmesi Kılıçdaroğlu'nun gelmesi emrini icra eden bu Önder Sav’dı. Zaman Gazetesi kendisine "kral yapıcı" rütbesi takmıştı.
Yıllar geçti aradan, yine aynı merkez emri verdi; bu sefer Kılıçdaroğlu’nu çizdiler, Özgür Özel’e yöneldiler.
Bunların peşine gitmeyin. Bunların peşinde olursanız paralarınızı alırlar; kumarda yerler, teknelere eskort ithal ederler. Leş gibi hikayeleri olan adamlar bunlar.
Benim açımdan hala tek bir mesele vardır: 2008 yılında hacca gitmek isteyen 72 yaşındaki Mustafa Ünal ile "Boşver Araplara para kaptırma. Bakarsın orada Muhammed bırakmaz seni, buraya göndermez.” diye alay etmişti. Bu "Araplara para kaptırma" kalıbı, o zamanlar İsrail faresi diyalogcu münafıkların "tedbir" cümlesiydi. Kendilerini gizlemek için rakı içer kemalist olur, böyle söyler laik olurlardı.
"Zaman geçiyor Önder, yaşlandık; bak Özgür Özel bile abdest almaya başladı" diye uyaran biri olsa etrafında diye düşündüm ama bu kadar kararmış mühürlü kalplere nasihat geçmez artık.
Irak Başbakanı, değerli kardeşim Sayın Ali Zeydi ve heyetiyle bugün Ankara’da bir araya geldik, ilişkilerimizi kardeşlik zemininde daha da ileri taşıyacak belgelere imza attık. 🇹🇷🇮🇶
Biz geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız.
Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz.
Terörsüz Türkiye sürecimizin ve Terörsüz Bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog halindeyiz.
İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız.
Öte yandan Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayisi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Bu savaş ortamı bizleri sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi derinleştirmeye sevk ediyor.
Körfez bölgesinin dünyayla bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hale geldiğini görüyoruz.
İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir.
BP’nin operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrolleri’ne ortaklık verilmiştir.
Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.
İklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğimizin ilerletilmesi yönündeki irademiz tamdır.
Irak’la geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımak istiyoruz.
Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kerkük’ün kadim topraklarıyla olan tarihsel bağımız, bugün ülkemizin aydınlık yarınlarına güç veren yepyeni bir enerjiye dönüşüyor.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın iradesiyle millî şirketimiz TPAO, BP ile imzaladığı tarihî anlaşmayla Kerkük’te faaliyet gösteren BP Energy Company of Kirkuk Limited’in (BPECKL) yüzde 15 hissesini devraldı.
Ülkemizin enerji arz güvenliğini sarsılmaz bir temele oturtan bu stratejik hamle, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye" gayemize çok daha güçlü bir ivme katacaktır.
@trpetrolleri
Deprem zamanı bu milletin yarasına bilerek tuz bastılar. Devleti aciz göstermek için seçim öncesi her türlü kışkırtmayı sistematik biçimde yaptılar. Milletin hassasiyetini sömürmeye çalıştılar.
Şükürler olsun ki, bugün gerçekler ortaya çıkıyor. Şimdi birbirlerini tanımazlıktan gelerek mağdur rolüne yatmaya çalışıyorlar.
Ama biz biliyoruz ki, her seferinde aynı isimler örgütlü biçimde aynı işleri yapıyor.
Deprem acısını bile umursamadan siyasi malzeme haline getirecek kadar gözü dönmüş bu tipler ülkemizin en büyük sorunlarının başında gelir.
"Kimlerin kimlerle nasıl çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.
Bir defa şunun bilinmesini isterim:
'Suimisalin emsal olmaması' için hukuk zemininde ne gerekiyorsa onu mutlaka yapacağız. Bunda son derece kararlıyız.
Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz."
@RTErdogan
Gaziantep sokakları zehir tacirlerinden temizleniyor. Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve şehirlerimizin güvenliğini hedef alan uyuşturucu baronlarına, torbacılara ve bunların dijital ağlarına hiçbir alan bırakmıyoruz.
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda, Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğümüzün 6 ay boyunca yürüttüğü titiz teknik ve fiziki çalışmalar sonucunda, sokaklarda uyuşturucu ticareti yapan şüphelilere yönelik bu sabah “Narko Kapan Gaziantep Operasyonu” gerçekleştirildi.
Operasyon kapsamında 548 şüpheli tek tek tespit edildi. Şüphelilerden 75’inin ceza infaz kurumlarında bulunduğu belirlendi. Bu sabah Gaziantep merkezli 14 ilde eş zamanlı başlatılan operasyon kapsamında şu ana kadar 382 şüpheli gözaltına alınırken 4’ü yurt dışında firari olmak üzere kalan 91 şüpheliye yönelik işlemler sürüyor.
Bu vesileyle; soruşturmayı titizlikle yürüten Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonu başarıyla icra eden Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğümüze, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığımıza ve süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığımızla kol kola; uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelede devletimizin bütün imkânlarını seferber etmeye devam ediyoruz. Evlatlarımızın geleceğine kasteden zehir tacirleri bilmelidir ki devletimizin nefesi daima enselerinde olacaktır!
Dünya yanıyor, 4 bir yanımızda ateş var, tehdit var..Böyle bir konjonktürde ekonomi de milli güvenlik sorunudur..Fahiş zamların, tekel oluşturmaların nedeni illa çok kazanmak değildir, milleti devlete düşman etmek için de yapılıyor olabilir..Ahbap örneği ortada..