Hiçbir şey okumasak, dünyadan haberimiz olmasa, iyi yazar görmesek kanardık belki bu reklam kampanyalarınıza. Ama hanımlar beyler, hayır, 2000'den sonra da birçok şey çevrildi Türkçeye. Türk ve dünya edebiyatının büyük yazarlarını okumuş, okumaya da devam edebilen Türk okuru, sizin, kendi içine dönük bu edebiyata hiç benzemez söylenmelerinizi beğenmek zorunda değil. Büyülü gerçekçiliğinizin o janrla uzaktan yakından ilgisi yok, otokurmacanız altın günü sohbetini andırıyor. Kusura bakmayın da Türk okuru da bir zahmet, iki dakikasını ayırmakla söyleyebilsin ne kadar kötü yazdığınızı. Siz o koca koca yayınevlerinden, bizimle dalga geçtiğinizi pekala belli eden, yüz bin takipçili falan yazarların (!) kitaplarını basmaya devam ettiğiniz müddetçe biz de eleştireceğiz, hatta biraz da kıyıcı davranacağız ki bastıklarınızın -ve yazdıklarınızın da tabii-iyi kitap sanılmasına mani olabilelim.
2023 seçimleri öncesinde yaklaşık 100 siyaset bilimci, kamuoyuna açık bir mektupla Altılı Masa'nın sorunlu yönlerini ve Kılıçdaroğlu'nun adaylığının risklerini anlatmıştık. O dönem fanatizm seviyesinde Kılıçdaroğlu övgüleri yapan @KadriGursel ise bizi hedef göstermiş, Kılıçdaroğlu'nun kaybettiği kurultaya kadar da bu çizgiyi sürdürmüştü. Kimin analizlerinin haklı çıktığı bugün kamuoyunun malumu. Bizler o gün söylediklerimizin arkasındayız. https://t.co/Mlh2OCHD3P
Şimdi aynı yöntemi İmralı sürecinde de görüyoruz. Sürecin neden toplumsal barış ve demokrasi üretmeyeceğini birçok siyaset bilimci, gazeteci, hukukçu ve aydın aylardır somut örneklerle anlatıyor. Bu eleştirilere cevap veremeyen küçük bir çevre ise argüman üretmek yerine eleştireni yaftalıyor, kişiselleştiriyor ve susturmaya çalışıyor.
Ortak yöntem hep aynı: Önce yanlış (ve iktidarın işine gelen) bir siyasi tez büyük bir özgüvenle pazarlanıyor. Sonra eleştirenler sağcı, apolitik, barış karşıtı ya da başka bir etiketle itibarsızlaştırılıyor. Tez çökünce özeleştiri yapılmıyor; yeni bir tartışmada aynı yöntem yeniden devreye sokuluyor.
Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karşı çıkmak kimseyi sağcı yapmadığı gibi, İmralı sürecinin sorunlarını anlatmak da kimseyi barış karşıtı yapmaz. Demokratik siyaset, farklı görüşlerin açıkça tartışılabilmesini gerektirir.
Uzun süredir yürüttükleri kampanyayla rıza üretemeyen bazı çevrelerin, siyasi alanın daralmasını fırsata çevirip karşıt görüşleri susturmaya yönelmesi ise asıl kaygı verici olan. Yanlış analizlerin hesabını vermek yerine eleştireni susturmaya çalışmak geçmişte işe yaramadı; bugün de yaramayacak.
On yıllardır "Örgütü bitiremezsiniz," diye analiz kisvesi altında algı yönetmeye çalışanların, bir kez olsun örgüt ve sempatizanlarına "Türkiye Cumhuriyeti'ni bitiremezsiniz," dediğini işitmedik. Chrest Foundation'dan alınan dolarlarla yürütülen psikolojik harbin gereği bu tür söylemsel manipülasyonlardı çünkü. Örgüt Türklerin gösterdiği irade ve fedakârlıklarla askeri olarak yenilmiş, hatta aşağılanmıştır. Ancak örgütün siyasi ve dolayısıyla sivil kanadına, taşıdığı oy potansiyeli nedeniyle evin şımarık çocuğu muamelesi yapılmıştır. Bu ülkede FETÖ ve sempatizanlarına uygulanan, mal varlığını dondurmaktan yedi ceddinin kamuya adım atamamasına kadarki uygulamaları, çeyrek asır çelik gibi bir iradeyle PKK'nın sivil kanadına uygulamadan kimse "Örgütün bitirilemediğinden" bahsetmesin. Hele ki bu ülkenin on iki vatandaşını yakarak öldürmüş katiller, bu ülkenin topraklarında turne yapıp, "Biz pişman değiliz," diye şov yapabilecek cesareti bulurken hiç bahsetmesin.
Dergiyi alıp Esra Sağlam’ın @ezruuu “Neden Türkçe Büyük Dil Modeli Yaratmalıyız?” başlıklı yazısını muhakkak okuyun. Yapay zekâ dil modeli geliştirmenin ekonomik, stratejik önemine verilerle değinilmiş.
Süryani dini liderlerinden Mor Şimun Benyamin bir grup Süryani (Asuri) gönüllüsüne komuta etmişti, bu askeri birlik 1. Dünya Savaşı’nda İngiliz hizmetinde bize karşı savaştı. Bu grubun mensupları ahiren Irak çöllerinde Kürtler tarafından kesildiler.
Yok olsun diye savaştıkları cumhuriyetin onlara borcu yok. Onları yok eden Kürtlerin terörist elebaşına statü verilince geleceklerini söylemeleri de ayrıca komik. Herkes hangi bayrak altında savaştıysa orada kalsın.
Bir grup insan gece uyumadı, gündüz yemek yemedi. Mesafeleri sürünerek aldı, tehlikeleri kıpırdamadan göğüsledi. Bu sayede Türkiye Cumhuriyeti, civarda kendi sınırını çizen tek ülke oldu. Tam olarak bu yüzden civarda her ülke karışıyor, o ülkelerden kaçıp Türkiye'ye sığınmak için can atıyorlar. Ancak Türkiye, AKP'ye rağmen Türkiye bunları yaşamıyor. O "bir grup insan" sayesinde.
Aklı başında her Türk, o "bir grup insan" aklına düşünce bile ayağa kalkar. Onlara çok şey borçluyuz. Tam olarak bu yüzden ayağa kalkıyoruz - hem birbirimize hem düşmanımıza o borcun farkında olduğumuzu hatırlatıyoruz. Alıştığımız konforun neye mâl olduğunu hatırladıkça onu bizden alamayacaklarını biliyoruz. Fırsat bulsa Türkiye'yi mezbeleliğe çevirecek Neşe, bu yüzden rahatsız oluyor.
"Aman Nazi olmayalım" diye panik atak geçiren Almanlarsa, 15 yaşında kızı istismar eden göçmenlere ceza vermekten bile korkuyorlar.
Yine kötü bir haber: TamgaTürk engellendiğinde KuzgunTV isimli bir marka yaratmıştık. KuzgunTV'nin de para kazanma özelliği Google tarafından sonlandırıldı. Nefes alacak hale gelene dek mevcut altyapıyı kullanma kararımız görüldüğü üzere imkansızmış.
Videolarda sohbet ediyoruz, kaynaşıyoruz. Kesmek niyetinde değilim. Ancak TamgaTürk'ü aylık bir dergiye dönüştürme kararımı kesinleştirdim. Bizi herhangi bir platformdan destekleyen herkese doğrudan ulaşıp onları doğal abonemiz yapacağız. Ayrıca satış noktalarında bizi bulabileceksiniz. Öyle olmuyorsa böyle, böyle olmuyorsa şöyle - Temiz Türklerin sesi olmaya devam edeceğiz.
Bayram öncesi arkadaşlara "artık düzene girdi, dertlerimizi çözdük" dedim ve yine kötü haber geldi. Bu da talihsiz serüvenler dizimizde kayıtlara geçsin.
YouTube destekçilerimiz artık aşağıdaki bağlantıyı kullanarak bizi destekleyebilirler. Sizden ricam lütfen bunu paylaşın, eski destekçilerimize mutlaka ulaşmamız gerekiyor.
https://t.co/z1posen5S8
@EverestKitap Seçici kurul, ödül gerekçesini inşallah ChatGPT’ye yazdırmıştır yoksa edebiyatla ilişkisi olan birkaç insanın bir araya geliş bu kadar kabız laflar etmesi…
(Meraklısı için prompt: Yalın anlatımı öv ama cümleler çok afili olsun.)
Türkçe konuşmaktan aciz insanlar suçu Türkçede buluyorlar - ister dinci ister topçu. Şu güzelim dilin her yüksek kültür dili gibi kendine has üstünlük ve zayıflıkları vardır. Fakat ancak İngilizce, Latince, Grekçe, Sanskritçe, Arapça gibi devlerle mukayese edilebilecek çok katmanlı, çok boyutlu, elastik bir yüksek kültür dilidir.
Bu dilin inceliklerine hakim olmayan, dağarcığı ve grameri zayıf olduğundan zihni de zayıflamış bir yığın var. Creole nevinden bulamaç bir dil konuşuyorlar - plazada, televizyonda, sahada, sosyal medyada. Sonra suçu atlasları dönüştürmeyi başarmış bir dilde buluyorlar.
Kendine muhafazakar diyenlerin de Kemalist diyenlerin de başka türlü ad verenlerin de dile dair konuştuğu hemen her şey var ezberden beylik laflar. Okumuş yazmış, kültürün tepesiyle haşır-neşir olmuş insanlar artık ekranda, vitrinde değil. Böyle bir ortamda yarım akıllı çeyrek eğitimli tiplerin kendilerine toz kondurmayıp suçu Türkçede bulması gayet beklendiktir.
Lütfen dilinizi gitgide sığlaşan dijital furyaya kurban etmeyin. Özüyle, ödüncüyle, eskisiyle yenisiyle çok iyi anlayın, özümseyin, kullanın. Ne kadar çok kelime ve gramer kuralını tabii bir şekilde kullanıyorsanız zihniniz o kadar genişler.
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.