Allah kimseyi bir ülke gözlerimizin önünde vatanından olurken “Ukraynalı kadın/erkek mülteciler gelsin ya” geyiği yapacak kadar ahlaksız yapmasın.. #UkraynanınYanındayız
Sağın solun ezberleri ile hareket etmeyin. Neyi, ne sebeple düşündüğünüzü enine boyuna tartın, kendi fikirlerinizin nereden geldiğini sonuna kadar sorgulayın. Kendiniz için doğru olan kararları ancak bu şekilde alabilirsiniz..
Hayatta her ne yapıyorsanız yapın, gerçekçi olun. Gerçekçi olun ve ilgili konuya dair aklınızda ne varsayım varsa onu sonuna kadar zorlayın. "Bu fikri aklıma kim/ne koydu?", "Bu gerçekten benim fikrim mi?" gibi soruları sorun kendinize..
İlişkide olduğumuz insanların hayatımızdaki rollerine göre yakındakilerle sevgi, uzaktakilerle anlaşılmak üzerine bir bağımız oluyor. Anlaşılanla zaman içinde bir sevgi ihtimali ortaya çıkabildiği gibi sevginin mayaladığı ilişkilerde anlaşılmak da bazen önem kazanıyor..
Benim merak ettiğim ülkedeki her hizmet alanında aylık ödeme üzerinden hizmet verilmeyen sürelerin fiyattan düşmemesi ya da indirim uygulanmaması konusudur, 1 gün ödemeyince hizmet alamıyoruz fakat 1 gün hizmet alamayınca ödemeyi yapıyoruz böyle de yaman çelişki..
Eskiden kıymalı pide mi söylesem yoksa 2 tane lahmacun mu yesem diye düşünürdük. Fiyatları hemen hemen aynıya gelirdi. Şimdi çoğu yerde kıymalı pide fiyatına 3-4 tane lahmacun oluyor. Lahmacunlar zaten iyice küçülmüş. Kıymalı pide ile, adana, kuzu şiş hemem hemen aynı fiyat..
Yolda yürürken, karşıdan karşıya geçerken, bisiklet sürerken, araba kullanırken her daim tedirgin olmanın, iş-ev fark etmeksizin insanların hayatının her anına dahil olabileceğini düşünmelerinin, omuzlarımda dünyaları taşıyormuşum hissinden çok yoruldum..
Adaletsizliklerden, gelir dengesizliğinin, alım gücünün düşüklüğünün, hiçbir şekilde hiçbir yerde garantinin olmamasının, can güvenliğinin olmamasının, ne yediğini bilmemenin, güven duygusunu hissedememenin, gidecek yerinin olmamasının, ailene bile derdini anlatamamanın… +++
En ufak bir görüş ayrılığında dışlanmanın, vatan haini ilan edilmenin, dinlemiş olduğun müzik türünden bile toplumda etrafında böyle insanlar olmadığı için, onların çarkına dahil olmadığın için her daim kendini yabancı hissetmenin, geleceğimi planlayamamanın… +++
İnsanı anlamayı zorlaştıran şey de tam olarak bu, aynı kişinin hem hayran olunacak kadar iyi hem de hayal kırıklığı yaratacak kadar bencil olabilmesi. Bu çelişkiyi kabul ettiğimden beri insanlara daha az şaşırıyorum..
İnsan özünde şöyledir gibi kesin cümlelere pek inanamıyorum. İnsan biraz koşullarının, biraz korkularının, biraz da vicdanının toplamı gibi. Bazen içimizdeki merhamet kazanıyor, bazen çıkarlarımız. Karakter dediğimiz şey de galiba bu ikisi arasında verdiğimiz kararların bütünü..
Eğer arzu ettiğine ulaştığında o şey bir anda anlamını yitiriyorsa, yanlış şeyi hedefliyorsun demektir. Sahip oldukların değil, dönüştüğün kişi seni besler. Bir dahaki sefere bir hedefe ulaştığında, "ne kazandım?" diye sorma., "bu yolda kim oldum?" diye sor..
İnsan, çoğu zaman yaşadığı gerçeği değil, inanmak istediği hikâyeyi yaşar. Hikâye dağıldığında ise geriye yalnızca “hakikat” kalır. Acı veren de çoğu zaman karşımızdaki kişinin değişmesi değil, onun aslında hiç düşündüğümüz kişi olmadığını fark etmek oluyor..
Körün gözü açıldığında ilk kırdığı şey bastonu olurmuş. Çünkü artık ona ihtiyaç duymazmış. İnsanları tanımak da buna benziyor, bir insanın kim olduğunu gerçekten anlamanın tek yolu, onunla olan ilişkinin kopma noktasına gelmesi ya da tamamen bitmesi..
Asıl kırılma da burada başlar. Çünkü değişen yalnızca karşımızdaki insan değildir, ona yüklediğimiz anlam, hatıralarımız ve hatta dünyayı algılama biçimimiz de değişir. Maskeler düştüğünde sadece bir insanı değil, hayatın kendisini yeniden tanımaya başlarız..