@Metin_DEMEC_16 Desteğiniz için teşekkür ederiz metin başkanım böyle bir söylemi hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Yıllarca emek veren hiçbir öğretmene bunu söylemeye hiç kimsenin hakkı yok.
Kıymetli Meslektaşlarım,
Ailesine kavuşmak için çözüm bekleyen bir öğretmenimize “Sendikadan istifa ediyorsanız MEB’den de istifa edin” denilmesini kabul etmiyorum. Ailelerinden, çocuklarından ayrı kalan meslektaşlarımızın beklentisi anlaşılmak, desteklenmek ve somut bir çözüme ulaşmaktır.
Karar merciinin MEB olması, sendikaların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sendikaların görevi, öğretmenlerin tepkisini küçümsemek değil; haklı taleplerini kararlılıkla savunmak ve çözüm için mücadele etmektir.
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak üyemiz olsun ya da olmasın, mazereti nedeniyle yerleşemeyen bütün öğretmenlerimizin yanındayız. İl emri talebinizi ve yaşadığınız mağduriyetleri dile getirmeye, ailelerinize kavuşmanız için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Sizlerden mesleğinizden veya ailenizden vazgeçmeniz beklenemez. Çözüm üretmek, sorumluluk üstlenenlerin görevidir.
@demecegitimsen@cftcblnt@tcmeb@Yusuf__Tekin@2026ilemri@ogretmenlerodam
NORM FAZLASI ÖĞRETMENLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI VE SİSTEMATİK PLANLAMA İHTİYACI
Eğitim, bir milletin geleceğini inşa eden en stratejik alandır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, eğitimin temel taşı olan kadrolu öğretmenlerimiz; hatalı planlamalar, tutarsız ders saati uygulamaları ve gerçeklikle bağdaşmayan norm kadro hesaplamaları yüzünden mesleki bir güvencesizlik ve psikolojik bir yıpranma süreciyle karşı karşıyadır.
Sendikamıza ve şahsıma ulaşan meslektaşlarımızın yaşadığı mağduriyetler, sorunun artık münferit değil, kronik bir sistem sorunu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
1. Kadrolu Öğretmen Dururken Usta Öğretici Mantığı ve Kamusal İsraf
Meslek dersi öğretmenlerimiz ve Halk Eğitim Merkezlerinde görev yapan kadrolu öğretmenlerimiz atıl duruma düşürülmekte veya resen kilometrelerce uzağa gönderilmektedir. Diğer taraftan aynı bölgede, aynı alanda yüzlerce usta öğretici görevlendirilerek kamu bütçesine ekstra maaş ve sigorta primi yükü getirilmektedir.
Eğer bir yerde kurs veya eğitim ihtiyacı varsa, birinci öncelik zaten devletin kadrolu öğretmenine verilmelidir. Kadrolu öğretmeni norm fazlası yapıp sürgün ederken, dışarıdan usta öğretici çalıştırmak hem kamu zararıdır hem de mantık sınırlarını zorlamaktadır.
2. Müfredat Değişiklikleri ve Yanlış Norm Hesaplamaları
Teknoloji ve Tasarım gibi hayati branşlarda ders saatlerinin kademeli olarak düşürülmesi, seçmeli derslerin idarenin insafına bırakılması ve norm kadro hesaplamalarının mağduriyet üretecek şekilde yapılması, öğretmenlerimizi her yıl "Acaba seneye nerede olacağım?" kaygısıyla baş başa bırakmaktadır. Yıllarca Doğu görevini yapmış, zorlu şartlarda çalışmış öğretmenlerimiz, hatalı ilçe grubu uygulamaları ve mantıksız resen atamalar nedeniyle aile bütünlüklerini kaybetme riskiyle yüzleşmektedir.
MAĞDURİYETLERİ ÇÖZECEK SOMUT ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ
Anadolu Eğitim Sendikası olarak Milli Eğitim Bakanlığına ve kamuoyuna çözüm önerilerimizi net bir şekilde sunuyoruz:
Halk Eğitim ve Kurs Modüllerinde Kadrolu Öğretmen Önceliği:
Halk Eğitim Merkezleri ile mesleki kurslarda öncelik kesinlikle norm kadro fazlası olan veya görevlendirme bekleyen kadrolu öğretmenlere verilmelidir. Usta öğretici alımları yalnızca kadrolu öğretmenin bulunmadığı zorunlu durumlarda yapılmalıdır.
Norm Hesaplamalarında "Maaş Karşılığı" Esası:
Norm kadro hesaplamaları, okulların anlık ders saati dalgalanmalarına göre değil, öğretmenin maaş karşılığı girmesi gereken ders yükü ve bölgeden gelebilecek potansiyel ders/kurs ihtiyaçları bütüncül değerlendirilerek yapılmalıdır.
Resen Atamalarda Mantıklı Muafiyetler ve Aile Bütünlüğü:
Kilometrelerce ötedeki ilçelere yapılan resen atama ve görevlendirmeler aile bütünlüğünü ve öğretmen psikolojisini darmadağın etmektedir. Resen atamalarda mesafe sınırları konulmalı, bakmakla yükümlü olunan aile fertleri gözetilmeli ve makul muafiyet kriterleri getirilmelidir.
Seçmeli Ders Uygulamalarında Standartlaşma:
Seçmeli ders seçimi sadece idarelerin keyfi insiyatifine bırakılmamalı; öğrencilerin ilgi, yetenek ve alan öğretmenlerinin norm durumları göz önüne alınarak adil bir planlama yapılmalıdır.
Öğretmenin huzurlu ve güvende olmadığı bir eğitim sisteminde başarıdan söz edilemez. Milli Eğitim Bakanlığını, sahada bizzat bu zorlukları yaşayan öğretmenlerimizin sesine kulak vermeye ve adil, sürdürülebilir bir norm kadro yönetmeliğini derhal hayata geçirmeye davet ediyoruz.
İbrahim Halil AZGER
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Başkanı
@anadoluaes@alper_ogretici@musacinartas66@timuryilmaz76@doanylm94466224@CosgunMehmetali@mebpgm #ailebirliği #millieğitim #mazeret #yerdeğişikliği
“Boş Norm Yok” Demek Kolay: Peki Ya Gerçek Eğitim İhtiyacı?
Mazeret tayin dönemlerinde binlerce öğretmenin karşılaştığı en soğuk, en kestirme yanıt ne yazık ki değişmiyor: “Boş norm yok.”
Ailesine, eşine, çocuğuna ya da sağlık mazeretine kavuşmak isteyen bir öğretmene verilmiş gibi duran bu cevap; ilk bakışta idari bir engel, teknik bir imkânsızlık gibi sunulmaktadır. Ancak biraz derine inildiğinde ve doğru sorular sorulduğunda, sorunun "öğretmen ihtiyacının olmamasından" değil, sistemin ihtiyacı okuma biçiminden kaynaklandığı net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bugün eğitim camiası adına Bakanlık bürokrasisine sormak zorundayız:
Sınıf mevcutlarının, öğrenci yoğunluklarının, sosyo-ekonomik şartların ve bölgesel yüklerin birbirinden tamamen farklı olduğu bir ülkede; norm kadro hesabının her okulda ve her bölgede tek tip bir mantıkla yapılması ne kadar adildir?
Mevcut sistemde norm kadro, ders saatleri üzerinden hesaplanan sabit bir formüle dayanmaktadır. Ancak Türkiye bir tek tip eğitim sahası değildir. Batıdaki bir okulun şartları ile Güneydoğu’daki, özelde ise Şanlıurfa gibi genç nüfusun ve öğrenci yoğunluğunun en yüksek olduğu illerdeki okulların yükü bir tutulamaz.
Öğretmen ihtiyacının safi ders saati sayılarına sıkıştırılması, sahadaki gerçek pedagojik ihtiyacı görünmez kılmaktadır.
Eğer norm belirleme eşiği, yoğun bölgelerde ve öğretmen sirkülasyonunun yüksek olduğu illerde esnetilse; örneğin haftalık ders saati eşiği bölgesel şartlar gözetilerek yeniden tanımlansa, bugün “boş norm yok” denilen birçok okulda binlerce yeni norm kadro açılacağı açıktır. Hesaplama yöntemi değiştiğinde norm sayılarının da değişeceği idari bir gerçektir.
O hâlde mesele sadece “boş normun bulunmaması” değil; normun nasıl hesaplandığıyla doğrudan ilgilidir.
Mazereti bulunan bir öğretmenin ailesinden, çocuğundan uzakta kalmasına neden olan; aile birliğini kâğıt üstünde bırakıp fiilen imkânsız kılan bu katı hesaplama modeli sürdürülebilir değildir. “Boş norm yok” diyerek mazeret atamasının önünü kapatmak, sorunu çözmemekte; yalnızca halının altına süpürmektedir.
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilciliği olarak çağrıda bulunuyoruz:
Eğitimin niteliğini artırmak, öğretmenlerin moral ve motivasyonunu korumak ve Anayasal bir hak olan aile birliğini teminat altına almak için mevcut Norm Kadro Yönetmeliği ivedilikle ele alınmalıdır.
Tek tipçi, mekanik ve sahayı okumaktan uzak ders saati cetvelleri yerine;
Bölgesel öğrenci yoğunluğunu,
Şube sayılarını ve ders yüklerini,
Bölgedeki öğretmen açığını ve sirkülasyonu
dikkate alan esnek, adil ve bölgesel bir norm kadro modeli acilen hayata geçirilmelidir.
Eğitimde adalet, mazereti olan öğretmeni boş norm parantezine sıkıştırmakla değil; sahanın gerçek ihtiyacını görecek cesur adımları atmakla sağlanır.
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilciliği
@anadoluaes@alper_ogretici@musacinartas66@kadem93@doanylm94466224@CosgunMehmetali #aileyılı #mazeret #ildışı #saglık #meb
@aynurdilber@talatyavuz29@EgitimBirSen@_aliyalcin_ Öncelikle sizin herhangi bi samimiyetim yok. Benimle senli benli konuşmanızı istemiyorum. Yılda on milyon kez dediğiniz hak 2, aynı şekilde il dışı da 2 kez oldu.
Aynen hocam tayin sistemini tıkayan sadece il emri isteyenler. Yıllarca düzende hiçbir sorun olmadığı halde bu yılki il emri isteği tıkadı sistemi. Sizin bu yorumlarınız yalnızca kendi bencilliğiniz. Bu durumda siz olsaydınız da acaba böyle konuşabilecek miydiniz çok merak ediyorum. Ama ben sizinle daha fazla muhatap olmak istemiyorum. Sadece konuştuğunuzla sınanın istiyorum iyi akşamlar:)
Sayın danışmanım 2026 Ağustos Mazeret tayininde tayini çıkmayan öğretmenler ailelerinden ayrı kalmak durumunda kaldı #ilemri verilmediği için. Tayini çıkmayan öğretmenlerimiz de anne ve baba olmak istiyor evlatlarına. Sizden ricamız bakanımızdan #ilemrinin verilmesini talep etmenizdir.
@ogretmen2206@talatyavuz29@EgitimBirSen@_aliyalcin_ Madem bulunduğunuz yerle ilgili bir probleminiz yok kendi işinize bakın yarın öbür gün bizim halimize gelip gelmeyeceğiniz belli değil bu kadar büyük konuşmayın derim. Konuştuğunuzla sınanacak hale gelebilirsiniz.
Bugün burada yalnızca bir yer değiştirme veya atama meselesini konuşmak için değil; eşlerinden, çocuklarından ve ailelerinden ayrı kalmak zorunda bırakılan öğretmenlerimizin haklı taleplerine ses olmak için bulunuyoruz.
Öğretmenlerimiz ülkemizin dört bir yanında büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle görevlerini yerine getirirken, ailelerinden ayrı yaşamak zorunda bırakılmamalıdır.
Özellikle 2023 Eylül ayında göreve başlayan öğretmenlerimizin yaşadığı aile birliği mağduriyeti artık çözüme kavuşturulmalıdır.
Gerekli çalışma süresini tamamlayan 2023 Eylül öğretmenleri için ek mazeret tayini takvimi açıklanmalı, başvurular süratle alınmalı ve atama işlemleri eğitim-öğretim yılı başlamadan sonuçlandırılmalıdır.
Diğer taraftan Ağustos ayı mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde mazereti kabul edildiği hâlde açık norm bulunmaması veya tercihleri doğrultusunda yerleşememesi nedeniyle ailesine kavuşamayan çok sayıda öğretmenimiz bulunmaktadır.
Bir öğretmenin mazeretinin Bakanlık tarafından kabul edilmesi, ancak öğretmenin eşine, çocuğuna veya ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetine ulaşamaması durumunda, söz konusu mazeretin fiilen giderildiği anlamına gelmez.
Mazeret kabul ediliyorsa çözüm de üretilmelidir.
Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığına çağrımız açık ve nettir:
- 2023 Eylül ayında göreve başlayan ve gerekli şartları taşıyan öğretmenlerimiz için ek mazeret tayini takvimi derhâl açıklanmalıdır.
- Başvuru ve atama işlemleri eğitim-öğretim yılı başlamadan tamamlanmalıdır.
- Mazereti kabul edildiği hâlde tercihleri sonucunda atanamayan öğretmenlerimize il emri hakkı verilmelidir.
- Mazeretinin bulunduğu ilde tercih hakkı oluşmayan öğretmenlerimiz de İl Millî Eğitim Müdürlükleri kadroları kapsamında il emrine atanmalıdır.
- Aile birliği, sağlık ve engellilik mazeretleri gerçek anlamda giderilmeli; öğretmenlerimiz belirsizliğe ve ailelerinden ayrı yaşamaya mahkûm edilmemelidir.
İl emri bir ayrıcalık değildir.
İl emri, mazereti devlet tarafından kabul edilmiş eğitim çalışanlarının mağduriyetlerini ortadan kaldırmaya yönelik adil, insani ve uygulanabilir bir çözümdür.
Eşler birbirinden ayrı kalmamalıdır.
Çocuklar anne veya babalarından uzak büyümemelidir.
Sağlık ve engellilik mazeretleri yalnızca evrak üzerinde kabul edilmiş bir gerekçe olarak bırakılmamalıdır.
Ayrıca yaşanan bu belirsizlik yalnızca öğretmenlerimizi ve ailelerini değil, eğitim-öğretim sürecini de doğrudan etkilemektedir.
Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde öğretmenlerin görev yerlerinin netleşmemesi; okul yönetimlerinin öğretmen ihtiyacı, ders dağılımı, sınıf planlaması ve eğitim organizasyonlarını da güçleştirmektedir.
Dolayısıyla talep ettiğimiz çözüm yalnızca öğretmenlerimizin aile huzuru açısından değil, eğitim hizmetlerinin sağlıklı, planlı ve kesintisiz yürütülmesi açısından da önemlidir.
Bizler inanıyoruz ki güçlü aile, güçlü toplumun temelidir. Aile bütünlüğünü korumak sosyal devlet anlayışının ve insanı merkeze alan kamu yönetiminin vazgeçilmez sorumluluklarından biridir.
Bu nedenle öğretmenlerimizin haklı talebinin daha fazla ötelenmemesini istiyoruz.
Biz sorun değil, çözüm istiyoruz.
Biz ayrıcalık değil, hakkaniyet istiyoruz.
Biz aileler bölünsün değil, aileler birleşsin istiyoruz.
Buradan Millî Eğitim Bakanlığımıza ve Sayın Millî Eğitim Bakanımıza bir kez daha sesleniyoruz:
2023 EYLÜL ÖĞRETMENLERİNİN EK MAZERET TAYİNİ TALEBİNİ KARŞILAYIN!
MAZERETİ KABUL EDİLDİĞİ HÂLDE ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİMİZE İL EMRİ VERİN!
EŞLERİ AYIRMAYIN, ÇOCUKLARI ANNE VE BABALARINDAN UZAK BIRAKMAYIN!
AİLELERİMİZİ DAHA FAZLA BEKLETMEYİN; ÖĞRETMENLERİMİZİ AİLELERİNE KAVUŞTURUN!
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; eğitim çalışanlarımızın aile birliğini, sağlık hakkını ve insanca çalışma koşullarını ilgilendiren her meselede olduğu gibi bu konuda da öğretmenlerimizin yanında olmaya ve haklı taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
@demecegitimsen@Yusuf__Tekin@cftcblnt@tcmeb@2026ilemri
#İlEmri
#2023EylülAtamaOkulAçılmadan
@ogretmen2206@talatyavuz29@EgitimBirSen@_aliyalcin_ Hocam çok memnun değilseniz siz istifa edin sizin aklınıza ihtiyacım yok çok şükür. Emek vererek geldiğim yerde bir başkasının ne yapacağımı söyleme hakkı yok herkes kendi işiyle ilgilensin.
📌Sayın Seda Olgun,
Sendika seçme hakkı, çalışanların diledikleri sendikaya serbestçe üye olma veya üyelikten ayrılma özgürlüğünü güvence altına alan temel bir Anayasal haktır.
📌Yaklaşımınız doğru ve şık olmamıştır.
📌Gerçi böyle bir amacınız yok ama sendika seçme hakkının engellenmesi TCK 118.maddeye göre suçtur!
Sendikanızın haberlerini yapan ,sendikanızla neredeyse birlikte yürüyüşten Seda hanımın bu yazdıklarını gördünüz mü Talat Bey ? @talatyavuz29 .Sizin asli göreviniz öğretmenin yanında olmak değil mi ?
Böyle düşene bir tekmede benden diyenlerle mi beraber yürüyeceksiniz ?
Bunun bir özrü yok mu ?
Seda Hanım o kadar destek tweetinizden sonra sizi farklı yere konumlandırmış hakkını teslim etmiş bir sürü öğretmen arkadaş varken bu tweetiniz çok talihsiz olmuş.Tam destek olunmadığını biz söylemesek de sizin kendi vicdanınızda bildiğinize eminim.Daha önce Genel Başkanınızın nasıl çabalarken bu sene nasıl bir tutum sergilediğini biz söylemesek de arşiv söyler. Bir sendikadan istifa etti diye Meb den de istifa et demek sapla samanı ayırt edememektir.Yıllarca mesleğe emek harcamış gönül vermiş yüzlerce öğrenci yetiştirmiş öğretmen iki kıytırık sendikanın gelip geçici temsilcilerin laflarıyla mesleğini bırak denmesi en kibar tabirle haddi aşmaktır.