“Hiçbir hudut tanımayarak, dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir devlet hâlinde birleştirmek, erilmesi imkânsız bir hedeftir... Panislamizm, Panturanizm siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı uygulama sahası yapabildiğine tarihte tesadüf edilmemektedir.
Panislamizm, din ortaklığını temel alan bir federasyon demekti. Panturanizm ise, ırkı temel alan aynı çeşit bir çaba ve ihtiras ortaklığını temsil ediyordu.Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştı; çünkü, kuvvet ve emperyalizm anlamına gelen fetih fikrine dayanıyorlardı.
Biz kendi içimizde yaşamak, bağımsız olmak istiyoruz. Bizim dışımızdaki emeller, bizi felakete sürükleyecek hayallerdir. Biz ne Panislamistiz, ne de Panturanistiz. Biz kendi kaderimize hakim, kendi sınırları içinde yaşayan bir milletiz.”
Ulu Önder Atatürk’ün İslamcılık ve Turancılık hakkındaki görüşleri.
Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ı, terör örgütü P*K tarafından katledilişinin yıl dönümünde saygıyla anıyoruz. 🇹🇷
Aybüke Yalçın; Cumhuriyetin genç bir öğretmeni olarak, bilimi, sanatı ve aydınlanmayı Anadolu’nun çocuklarıyla buluşturmak için görev yapıyordu. Onu bizden koparan kurşunlar yalnızca bir öğretmeni değil; Cumhuriyetin aydınlanma idealini de hedef almıştır.
Gericiliğe, bölücülüğe ve halkı karanlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı; öğretmenlerin, bilim insanlarının ve Cumhuriyet emekçilerinin mücadelesi sürecektir.
Aybüke Yalçın’ı unutmadık, unutturmayacağız.
Üniversiteli Cumhuriyetçiler olarak, ikincisi düzenlenen Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda yerimizi aldık.
Tam bağımsız Türkiye ve emekçi Cumhuriyet idealiyle mücadeleye devam! 🇹🇷
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,
ve bir orman gibi kardeşçesine.”
Memleket hasretiyle yaşayan, bağımsızlığı ve insanın onurlu yaşam hakkını dizelerine işleyen Nazım Hikmet’i saygı ve sevgiyle anıyoruz.
Nazım; yalnızca büyük bir şair değil, ülkesini seven, halkına inanan ve daha adil bir Türkiye hayal eden bir Cumhuriyet aydınıydı.
Onun mirası; tam bağımsızlık, aydınlanma ve memleket sevgisidir.
Fatih’in İstanbul’u alışı; yalnızca askeri bir başarı değil, dönemin çürümüş düzenine karşı aklın, bilimin ve örgütlü gücün zaferidir.
Bugün fetih ruhu; emperyalizme boyun eğmeyen, bağımsızlığı savunan bir Türkiye mücadelesinde yaşamaktadır.
29 Mayıs kutlu olsun!
Gezi Direnişi; emperyalizmin, gericiliğin ve saray düzeninin Türkiye’ye dayattığı karanlığa karşı milletin yükselttiği Cumhuriyetçi bir itirazdır.
O gün sokaklarda olan milyonlar; yalnızca birkaç ağacı değil, Cumhuriyetin yaşam tarzını, laikliği ve halkın iradesini savunmuştur.
Gezi’de kaybettiğimiz vatandaşlarımızı saygıyla anıyor;
Tam bağımsız, laik ve halkçı Türkiye mücadelesini büyütmeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Unutmadık. Boyun eğmedik. Vazgeçmeyeceğiz.
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu
vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını
koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek.”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana,
başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını,
kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim
görevimdir.”
Atatürk’ün Bursa Nutku
Ana muhalefete yönelik “mutlak butlan” girişimi, hukuk değil siyasi operasyon meselesidir.
Ama unutulmamalıdır ki; Cumhuriyetçi siyaset, Altı Ok’tan ve tam bağımsızlık çizgisinden uzaklaştıkça bu müdahalelere karşı direnme gücünü de kaybetmiştir.
Bugün yapılması gereken;
Cumhuriyet Devrimi’nin halkçı, laik ve bağımsızlıkçı çizgisinde yeniden birleşmektir.
Biz Üniversiteli Cumhuriyetçiler olarak; hukuksuzluğa da teslimiyetçi siyasete de karşıyız.
19 Mayıs 1919, emperyalizme karşı umudun yeniden ayağa kalktığı gündür.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan mücadele; işgale, teslimiyete ve umutsuzluğa karşı milletin kendi kaderine sahip çıkışıdır. O gün yakılan bağımsızlık ateşi, bugün hâlâ gençliğin omuzlarında taşınmaktadır.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kurtuluş kahramanlarını saygı ve minnetle anıyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edilirken, emperyalizme karşı ilk kurşunu sıkan gazeteci ve yurtsever Hasan Tahsin’i saygı ve minnetle anıyoruz.🇹🇷
Hasan Tahsin’in attığı o ilk kurşun; yalnızca bir işgale karşı değil, teslimiyete, mandacılığa ve boyun eğmeye karşı da sıkılmıştır. Onun cesareti, bağımsızlık meşalesini Anadolu’nun dört bir yanında büyüten milli mücadelenin simgelerinden biri olmuştur.
Bugün biz üniversiteli gençlere düşen görev; tam bağımsız Türkiye idealini, Cumhuriyet değerlerini ve halk egemenliğini aynı kararlılıkla savunmaktır.
Bağımsızlık uğruna can veren Hasan Tahsin’i ve tüm kurtuluş kahramanlarımızı saygı, özlem ve mücadele azmiyle anıyoruz.
“Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.”
Başta Ulu Önder Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun! 🇹🇷
Milliyetçilik, "vatan, millet, Sakarya, kan, ırk, bayrak" edebiyatı mıdır, yoksa ulusun, ülkenin çıkarlarını, onurunu herkese karşı savunmak, yani tam bağımsızlık mıdır? Her, ulusun, ülkenin onuru, çıkarları ayaklar altında çiğnenirken, "vatan, millet, Sakarya, kan, ırk, bayrak" edebiyatını, yani milliyetçiliği salt kitleleri uyutmak, kandırmak için kullanıp, aslında bütün bu değerleri salt kendi siyasal ya da bireysel-sınıfsal çıkarları için kullanmak milliyetçilikse, bunun karşıtı nedir?
-Uğur Mumcu, Milliyetçilik A.Ş.
Uğur Mumcu, Türk milliyetçiliğini halkın çıkarlarını koruyan, tam bağımsızlığı savunan, Atatürkçü ve anti-emperyalist bir devrimcilik anlayışı olarak tanımlar. Mumcu'ya göre gerçek milliyetçilik, Türk halkının alın terini yabancı çıkarlara karşı korumak ve Türkiye'nin çıkarlarını korkmadan savunmak demektir.
#üniversitelicumhuriyetçiler
Tam bağımsız bir Türkiye ideali doğrultusunda, hiçbir şahsi çıkar gözetmeksizin halkın mutluluğu için mücadele eden; inançları ve cesaretleriyle tarihe iz bırakan üç fidanı saygıyla anıyoruz.
6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın bağımsızlık mücadelesi, bugün de genç nesillerin omuzlarında yaşamaya devam etmektedir.
Emperyalizme karşı kararlılıkla duran ve tam bağımsızlık hedefinden taviz vermeyenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
“Yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz ve Türk halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız.”
Milli Şef İsmet İnönü’nün 19 Mayıs 1944 tarihinde, 3 Mayıs olayları hakkında yaptığı konuşmalardan bir kesit.
“Türk milliyetçisiyiz, fakat memleketimizde ırkçılık prensipinin düşmanıyız. Memleketimizde politika garezleri için uydurulan ırkçılık önderlerinin çok acıklı faciaları, hatıralarımızda canlıdır.
Köy enstitülerinde, her çeşid okullarımızda, müesseselerimizde, ordumuzda müşterek vatanın ülkülerini Türk çocuklarına, eşit adalet ve şefkat hisleri vermeye çalışıyoruz. Onları büyük Cumhuriyet potasında kaynatıp meydana Türk vatanseveri çıkarmaya uğraşıyoruz. Vatandaşlarım emin olabilirler ki muvaffakıyetlerimiz esaslıdır ve gelecek zamanda daha göz alıcı olacaktır.
Türk milliyetçiliği içinde vatan çocuklarının temiz ülkülü ve vatan fikirli olarak birbirine dayanan sağlam bir millet olması, erişilmez ve yanlış bir hayal değildir.
Şimdi insaf ediniz. Türk vatandaşı yetiştirmek için bütün iyi şartları özünde toplamış olan bu feyizli yolu bırakır da ırkçıların milleti binbir parçaya ayıracak fesadlı ve nifaklı zehirlerine cemiyeti kaptırır mıyız?“
İsmet İnönü, 19 Mayıs 1944
Tarlada çalışan çiftçiye, fabrikada çalışan işçiye selam olsun!
Genç yaşında maddi sebeplerden ötürü çalışmak zorunda kalan sıra arkadaşlarımıza selam olsun!
İşçi çocuklarına selam olsun!
Kutsal olan emektir, emekçiye selam olsun!
1 Mayıs Kutlu Olsun!
“Diyorlar ki bu düzene dokunulamaz, bu düzen atalarımızdan kalmıştır. ‘Bu düzeni yıkmak, değiştirmek istemek, milletimizin değer hükümlerini, inançlarını, örf ve ananelerini ortadan kaldırmak demektir’
Bu düzen, gerçekten, milletimizin değer yargılarını, inançlarını ve geleneklerini yansıtan, atalarımızdan kalma ve korunmaya değer bir düzen midir?”
Doğan Avcıoğlu
Maden işçileri kazandı!
Günlerdir direnen Doruk Madencilik işçileri, verdikleri haklı mücadelenin sonucunda haklarını kazandılar. Bu vesileyle bir kez daha gördük ki direniş ve kararlı mücadele, yaşamın her alanında karşılığını bulacaktır.
Ancak bilinmelidir ki maden işçilerimizin elde ettiği kazanımlar ekonomik boyuttadır. Bugün vatanımızın dört bir yanında işçilerimizin yaşadığı sorunlar ise temelde siyasidir. Ekonomik mücadele, siyasi mücadeleyle taçlandırılmadıkça benzer sorunlar yeniden yaşanmaya devam edecektir.
Üniversiteli öğrenciler olarak; işçilerimizden emeklilerimize, çocuklarımızdan memurlarımıza kadar kim bir sorun yaşıyorsa, kim sömürülüyorsa onların yanında olmaya hazırız. Milletimizin her kesiminin karşılaştığı sorunların çözümü, hangi kesimden olursak olalım, vereceğimiz ortak ve kararlı mücadeleyle mümkün olacaktır.
Yaşasın emek mücadelesi!
Yaşasın alın teri mücadelesi!
Biz emekten yanayız.
Biz emekçiden yanayız.
Biz halktan yanayız.
Sömürünün hiçbir türlüsünü kabul etmiyoruz.
Alın teriyle yaşayanların haklı mücadelesini destekliyoruz!
Üniversiteli Cumhuriyetçiler olarak Bağımsız Maden-İş direnişçilerinin yanındaydık.
Emeğinin peşinde olan madencilerimizin davasını elimizden geldiğince savunacağız. Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından olan madenlerimiz milli servetlerimizdir. Milli servetlerimizi çıkartan emek sarf eden madenci abilerimiz sadece haklarını talep ettikleri halde haykırışları çaresiz bırakılmaya çalışılıyor.
Bunu kabul etmiyoruz!