Veli’nin itirazı: “İki günde, üç günde bir öğretmenler değişiyor.”
Peki neden değişiyor ?
1-) Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığının sıkı para politikaları ve kamuda tasarruf kapsamında var olan öğretmen ihtiyacını Ücretli Öğretmenlik adı altında legal olmayan(Bakan’ın kendi sözü) bir yöntemle karşılamaya çalışmaktadır.
2-) Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hali hazırda çalışan 60 bin ücretli öğretmen çalışmaktadır. Bu 60 bin öğretmen hiçbir güvencesi olmadan sadece girdiği ders saati başına 160 TL aylık ise 19250 TL kazanabiliyor. Bu da haftalık 30, aylık ise 120 saate tekabül ediyor. Girmediği dersler, resmi tatil günleri ve haftasonları için ise kendisine herhangi bir ücret ödenmemektedir.
3-) Ücretli öğretmenlik yapan kişilerin birçoğu mezun olduğu alan ile ilgili ders vermemektedir. Bundan dolayı hem öğrencinin kaliteli eğitim alması hem de öğretmenin alanı dışındaki bir derse tam anlamıyla hakim olamaması ve günü kurtaracak şekilde ders işlemesine sebep olmaktadır.
4-) Bu nedenlerden dolayı kimi zaman idarenin nitelikli öğretmen talebinin karşılanmaması kimi zaman da ücretli öğretmenlik yapan öğretmenlerin maddi kaygılarından dolayı ücretli öğretmenin işi bırakmasına sebep olabiliyor. İdarenin var olan öğretmen boşluğunu kapatamasının asıl sebebi ise @tcmeb tarafından ihtiyaç olan sayıda atama yapmamasıdır.
Son olarak şunu da belirtmek gerekirse MEB tarafından haraç mezat çalıştırılacak ücretli öğretmen bulunamamasına karşılık okullarda bazı sınıfların mevcudunun artırıldığı ve bu şekilde okulda norm fazlası öğretmen oluşturulmaya çalışıldığı var olan iddialar arasında.
Bunun Türkçesi; 3 sınıflık bir okulda mevcudu 20 olan sınıfların mevcudu 30’a çıkarıp boşa düşen öğretmeni de başka bir okulun ihtiyacını kapatmak adına resen atayabiliyor. Hem öğretmen enerjisini 20 öğrenciye aktaracağı yerde 30 öğrenciye aktarıyor, hem de çocuğunuz 20 kişilik sınıf yerine 30 kişilik sınıfta ders görmek zorunda kalıyor.
Madem öğretmen ataması bu kadar düşük sayılarda yapılacaksa, neden hâlâ eğitim fakültelerinden her yıl binlerce öğretmen mezun ediliyor?
Tarih, edebiyat, biyoloji, coğrafya… Kontenjanlar 20’li, 30’lu sayılara düşmüş durumda. Oysa her yıl bu bölümlerden yüzlerce genç mezun oluyor. Hayalleri olan, yıllarını eğitimine vermiş, KPSS’ye çalışan binlerce genç…
Peki madem atama yapılamıyor, o zaman neden formasyon verilmeyen binlerce kişi bu sınava girebiliyor? Neye göre, kimin için planlama yapılıyor?
Bu sistemde bir yanlışlık yok mu? Öğretmen ihtiyacını belirleyemeyen, kontenjanları adil dağıtamayan, on binlerce genci hayal kırıklığına uğratan bir yapıdan söz ediyoruz. Planlama yok, liyakat yok, istihdam yaratma kaygısı yok…
Bu sadece bir sınav meselesi değil. Bu, gençliğin geleceğini gasp etme meselesi. Umudu erteleme değil, umutla birlikte hayalleri yok etme meselesi.
Eğer bu tablo değişmeyecekse, kimse kalkıp da “öğretmen olun, ülkeyi aydınlatın” demesin. Önce o öğretmene hakkıyla yer açın, sonra konuşalım.
#MEBöğretmenAtamıyor
"Tek ihtiyacım olan şey, bir deniz kıyıs��nda sabaha kadar oturup, olanı biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek."
"Ah benim nergis kokulu cehaletim...
Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda
Anlatmak isterdin kendini durmadan
Bir bardağa bile olsa.
Ne diyecektin, ne s��yleyecektin
Şairlerin şahı olsan,
bir AH'dan başka.
Bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin.
AH!"