Ayasofya, 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine 6 yıl önce bugün kavuştu…
Bu kutlu mabet, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süslemeye devam edecek…
Ayasofya’nın dirilişi mübarek olsun…
“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
Türkiye’nin büyüklüğünü, Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren Ankaralı kardeşlerime, fedakârca emek veren tüm görevlilerimize en kalbî şükranlarımı sunuyorum.
NATO Ankara Zirvemiz hayırlara vesile olsun. #NATOsummit 🇹🇷
AK Parti olarak bizim siyaset anlayışımız, eser ve hizmet üzerine bina edilmiştir.
Bu anlayışla Ankara’ya toplam 4 trilyon 280 milyar liralık yatırım yaptık.
Kendimizi başkalarının ürettiği bilgi ve kavramlarla anlamaya, tarif ve tahlil etmeye çalışmayacağız.
Tarihimize, kimliğimize, kültür ve medeniyet kıymetlerimize en güçlü şekilde sahip çıkacağız.
Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır.
Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir.
Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin, milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, “iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor” diyor.
Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız.
Özgür Özel’in bugün şahsıma yönelik yaptığı açıklamalar, herhangi bir delile dayanmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur.
20 yılı aşkın süredir çeşitli kademelerde devletime hizmet ediyorum. Hâkim olan eşim ile birlikte mal varlığı beyanlarımızı, ilgili mevzuat çerçevesinde düzenli şekilde yetkili makamlara sunmaktayız.
Özgür Özel’in eline tutuşturulan kâğıtlarda yer alan, ancak gerçekte tapu kayıtlarında karşılığı olmayan hayal ürünü bu iddialar tamamen kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir.
Kendisinin bu yaklaşımı ne yazık ki yeni de değildir. Daha önce de kamuoyuna yüksek perdeden sunduğu iddiaların yalan olduğu defalarca ortaya çıkmıştır.
Yargı görevim süresince terör ve organize suç yapılarıyla yürüttüğüm mücadele nedeniyle şahsımı bu şekilde sorumsuzca hedef göstermesi, sistematik bir karalama kampanyasının parçasıdır.
Elinde gerçekten bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin adresi siyasi kürsüler değil, ilgili yargı mercileridir.
Bu iftiralar karşısında, başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri derhal başlatıyorum.
Biz sulhün tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz.
Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif’te hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim, katliam görmek istemiyoruz.
İran’ı hedef alan gayrihukuki saldırılarla ilgili tutumumuz da bu yöndedir.
İran bizim komşumuzdur, 1639’dan beri sulhüsalah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir.
Önceliğimiz, ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır.
Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır.
Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz.
Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor.
Cumartesi gününden bu yana ABD Başkanı Sayın Trump, Katar Emîri Şeyh Temim, Kuveyt Emîri Şeyh Mişal, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz, NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmelerimiz ve istişarelerimiz oldu.
Bu görüşmelerde Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık.
Ateşkes tesis edilene, bölgemizde tekrar sükûnet hâkim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız.
Aziz milletimizin ve İslam âleminin Leyle-i Berat’ını tebrik ediyor, Rabb’imden bizleri huzur ve afiyet içerisinde on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e eriştirmesini niyaz ediyorum.
Gecemiz mübarek olsun.
BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizdeki seri üretim hattımızda her ay 8 adet Altay tankı ile “muharebe sahasının kalesi” olarak tarif edilen 10 adet Altuğ imal edeceğiz.
ABD Başkanı Sayın Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Es-Sisi, Katar Emîri Sayın Şeyh Temim’le birlikte imzaladığımız dörtlü deklarasyonun bölgemizde kalıcı barışa giden yolda yeni bir kilometre taşı olmasını ümit ediyorum.
Allah’a hamdolsun bugün Gazze’de çocukların yüzü gülüyor, yardım görevlileri şükür secdesi yapıyor, anneler iki yıl sonra ilk defa çocuklarını sokağa yukarıdan bomba yağar korkusu olmadan gönderebiliyor.
Geride 68 bin şehit, 170 binden fazla yaralı, yıkılmış şehirler, paramparça olmuş hayatlar, yetim ve öksüz çocuklar bırakan soykırımın yol açtığı tahribatı ortadan kaldırmak belki de hiçbir zaman mümkün olmayacak.
Annesi, babası, kardeşi gözlerinin önünde canice katledilen o masum yavrular hayatları boyunca bunun ıstırabını hep yüreğinde hissedecek.
Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması muhtemelen yıllar alacak.
Ama bütün bunlara rağmen iki yıllık acının, katliamın ve zulmün ardından Gazze’de ateşkesin sağlanmasını çok kıymetli buluyoruz.
Şimdi hep beraber Filistin’in yaralarını sarmamız, Gazze’yi yeniden ayağa kaldırmamız ve Gazzeli kardeşlerimize can suyu olmamız gerekiyor.
Türkiye olarak bunun için çalışacak, bu anlayışla sürecin her aşamasını yakından takip edeceğiz.
Filistinli kardeşlerimizin istikbali için bu süreci sabırla, basiretle, dirayetle ve suhuletle yönetmeye gayret edeceğiz.
Arzumuz, dün atılan adımın kalıcı ve adil bir barışla taçlanmasıdır.
Hiç şüphesiz bunun tek yolu da 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır.
İnşallah o güzel günleri de göreceğimize tüm kalbimle inanıyorum.
Geçen gün bir tanesi çıkmış, ecdadın emaneti olan Silvan Kitabesi’ni vermediğimiz için bize nefret kusuyor.
İlk kıblemiz Kudüs-ü Şerif’le ilgili hadsiz ifadeler kullanarak kendince bir şeyler deniyor.
Elinde 65 bin Gazzeli mazlumun kanı olan canilere şunu söylüyorum:
Kudüs, Müslümanlarla birlikte tüm insanlığın onurudur, izzetidir, şerefidir.
Kudüs’ü savunmak, barışı ve insanlığın ortak değerlerini savunmaktır.
Kudüs’e yönelik her saldırı, karşısında bu mübarek beldeye, bu övülmüş şehre kara sevdalı serdengeçtileri bulacaktır.
Biz, bize sataşanların daha iki üç nesil önce geldiği topraklarda yüzyıllar boyunca hüküm sürdük, cihana nizam verdik, adaletin kılıcı olduk.
Bayrağımızın dalgalandığı her yere sadece huzuru ve barışı götürdük.
Biz bu coğrafyada ne misafiriz ne de işgalciyiz, biz ev sahibiyiz.
Bin yıldır buradayız, inşallah “ilâ yevmi’l kıyame”, yani kıyamete kadar da yine burada olacağız.
Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız.
Senaryoyu da senaristi de gayet iyi biliyoruz.
Bölgemizi istikrarsızlığa hapsetmeye yönelik planlar inşallah tutmayacak.
Emperyalist ve siyonist kan dökücüler sinsi emellerine ulaşamayacak.
Allah’ın izniyle her türlü oyunu bozacak, her türlü senaryoyu yırtıp atacak kudrete, kuvvete, kapasiteye ve elbette basiret ve ferasete sahibiz.
Tahriklere kapılmadan, sağduyu ve serinkanlılık içinde, dikkatli ve kararlı bir şekilde kutlu yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
86 milyon olarak ebedî kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize sıkı sıkıya sarılarak oyunları bir kez daha bozacağız.
Bizi etnik köken, mezhep ve hayat tarzı üzerinden bölmeye çalışanlara inat birbirimize tutunacağız, birbirimize sarılacağız, birbirimize güveneceğiz; birbirimizle hoşgörü ve empatinin diliyle konuşacağız.
Ümitli, sabırlı, sağlam ve samimi ad��mlarla ilerlediğimiz Terörsüz Türkiye hedefine inşallah beraberce vasıl olacağız.
Bu süreci alnımızın akıyla, şehit ve gazilerimizin emanetine en ufak bir leke bulaştırmadan inşallah başarıyla taçlandıracağız.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak yeni bir kardeşlik destanını, yeni bir başarı hikâyesini hep birlikte yazacağız.
Siyonist cinayet şebekesinin katliamlarına bu kadar şımarıkça devam edebilmesi hepimizi öfkelendiriyor.
Ama biz binlerce yıllık tecrübelerimiz ışığında şu hakikati çok iyi biliyoruz:
Kendilerini dev aynasında gören zalimler mutlaka kaybedecek, rezil olup gideceklerdir.
Hiç şüphe yok ki masumların oluk oluk akan kanlarında o kanları dökenler de boğulacaktır.
Cenab-ı Allah zalimlerin hesabını yarına bırakır ama yanlarına bırakmaz.
Her gün kameralar önünde kalleş kurşunların ve bombaların hedefi olan Filistinli kardeşlerimizin hesabı da eninde sonunda sorulacaktır.
Son dönemde bazı şahısların, ofislerini şatafatlı dekorlarla süsleyip altın varaklı masalar, kırmızı taht koltuklar arasında Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımızın fotoğraf��nı bir vitrin süsü gibi kullanarak milleti etkilemeye çalıştıkları görülüyor.
Açıkça ifade edelim ki, o fotoğraf bir makam odasının dekoru değildir. İstismar aracı HİÇ DEĞİLDİR❗️
O fotoğraf, bir davanın, bir mücadelenin ve millete hizmet yolunda ödenen büyük bedellerin sembolüdür.
Cumhurbaşkanımızın hatırasını kendi şahsi reklamına alet edenler, kamuoyu nezdinde asla karşılık bulamayacaktır.
Bu istismarcılarla bireysel düzeyde mücadele etmekle kalmayacak, parti olarak da ayrı bir mücadele içine gireceğiz.
Çünkü bizim için bu dava, makam süslerinin değil, milletin derdiyle dertlenenlerin, gece gündüz çalışanların davasıdır.
Masum çocuklar��n açlıktan öldüğü, gıda yardımı almak için toplanan sivillerin bilerek kurşunlandığı bir vahşet tablosuna kimse sessiz kalamaz.
Zerre kadar vicdanı, merhameti, insanlık onuru olan herkesin bu zulüm karşısında sabır taşı çatlamak üzeredir.
Önceliğimiz, Gazzeli kardeşlerimize insani yardımların ulaştırılmasıdır.
İnsanlık cephesi olarak bu zulmün durdurulması için ne gerekiyorsa onu yapmakla mükellefiz.
Son günlerde Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa’dan yükselen insani tepkileri çok kıymetli buluyoruz.
Filistin Devleti’nin tanınmasına yönelik atılan her türlü adımı memnuniyetle karşılıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron’u telefonla arayarak aldığı cesur karardan dolayı kendisine tebriklerimi ilettim.
İsrail’in soykırım politikasına karşı verilecek en etkin cevaplardan biri, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüme destek olmaktır.