Öğrenmenlerim olmasa ben olmazdım. Çok net. Geçmişte beni yetiştirenler bana öğretenler olmasa ben olmazdım. Öğretmenlerin Alım güçleri düşük. Öğretmenlerinin alım gücünü arttırmayan ülkelerin geleceğinde kişi başına düşen milli gelir de artmaz. #ogretmenlervazgecmeyecek
📌 Anıtkabir'in yakınındaki cami yapılması planlanan alanı, Atatürk'ün 1928 yılında okul yapılması için kendi mülkünden bağışladığı ortaya çıktı. (Cumhuriyet)
Millî Eğitim Bakanlığı, bugün itibariyle (21 Ağustos) “2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” genelgesi yayımladı. Genelgede öne çıkan başlıklar özetle şöyle:
· Öğrencilere yönelik okul içi ve okul dışı sosyal sorumluluk projeleri ve geziler teşvik edilecek.
· Öğrencilerin güne dinç, neşeli, zinde başlaması ve sağlıklı yaşam için alışkanlıklar edinmesi için okul girişi törenlerde kültür-fizik hareketleri yapılacak.
· Obezite ve dijital bağımlılığa karşı tedbir mahiyetinde öğrencilerin tabii ortamlarda arkadaşlarıyla gönüllülük ve sosyal sorumluluk programları ile mânevî, ahlâkî ve insânî değerleri içselleştirerek çok yönlü yetiştirilmesi için okul içi ve okul dışı çalışmalar yürütülecek.
· Velilerin ziyaretleri planlı olacak ve toplantı dışında velilerin okulda bulunmaları önlenecek.
· Okullarda öğretmen seçimi yapılmayacak.
· Öğretmenlerin derse önlükle girmesi teşvik edilecek.
· Zorunlu olmadıkça okul kıyafetleri yenilenmeyecek.
· Öğrencilerin okul içinde ve sınıflarda derslerini aksatacak şekilde cep telefonu kullanmalarına yönelik tedbirler alınacak.
· Ödev ya da benzeri bilgilendirmelerde sosyal medya uygulamaları kullanılmayacak.
· Öğrencilere dağıtımı yapılan ders kitapları ve yardımcı kaynakların temiz ve düzenli kullanılması teşvik edilecek, sıfır atık projesi kapsamında yıl sonunda okullara teslim edilmesine yönelik tedbirler alınacak.
Kız çocuklarının okula gitmesini engelleyen, müzik aletlerini parçalayan, alkol şişelerini kıran Taliban sözcüsünün erkek korumasıyla cinsel ilişkiye girdiği görüntüler servis edildi. Ne demişti Nietzsche? Kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur.'
@salih_uyan Öğretmenlik kesinlikle deneyimdir.Ben de ilk yılımda tırnakları simsiyah bir öğrencime şu tırnaklarını temizle demiştim.meger çocuk okuldan sonra ayakkabı boyacılığı yapıyormuş. O gün bana tokat bir ders oldu,öğrenciyi tanımadan yorum yapmadım bi daha
2000 yılının Aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Çiçeği burnunda bir öğretmen olarak heyecanla derslere girip çıkıyordum. Sınıflardan birinde şartlı cümleleri anlatırken, tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.
"Evet, çocuklar" dedim. "Tahtada eğer çok zengin olsaydım, anneme ....... alırdım" yazıyor. Cümledeki boşluğu hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?"
Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum.
Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu.
Son kâğıdı içimden okudum. "If I were rich, I would buy flowers for my mom."
Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. "Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var" dedim. "Salim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?"
"Çiçek alırım yazdım öğretmenim."
Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. "Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı" dedim.
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp "Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim" dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.
"Oğlum, dalga mı geçiyorsun?" dedim sertçe. "Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?"
Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı.
Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.
Ertesi sabah okula geldiğimde Salim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı.
Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırık benzeri garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.
2000 yılının Aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Salim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.
Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri babasıyla hiç aksatmadan her cuma günü çiçek alıp mezarlığa gittiklerini...
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek, sabaha kadar hıçkırdığını...
Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim...
Nergis’i hatırladınız mı? Eniştesinin denizde yaptığı tatsız şaka sonucu boynu kırılmış, omurgasından hasar almıştı. Yoğun bakım süreci o, bu derken özel bir medikal yatağa ihtiyacı vardı. Sgk karşılamadı yatağı… Onca vergi verirken hepimiz. Valiliğin izniyle yayında dayanışıp ve 125 bin lira olan medikal yatak bedelini dakikalar içinde toplamıştık ya… Nergis yatağına kavuşmuş. Dayanışan herkesin yüreğine sağlık. #zekirdek #kafaradyo