Kierkegaard gibi bir filozof neden bu kadar dindar diye düşünürken kitaplarında bir cümle görüp ilk kez hak verdim."Hayat aklın ermediği acılarla doludur" diyor Kierkegaard,"bu acılarla savaşmak ve anlamlandırabilmek için yine aklın ermediği bir inanca sahip olmak zorundayız."
Marcus Aurelius’un tüm yaşamı bu ilkeye dayanıyordu: Yazgını sev. Geçmişi, geleceği ve sonsuzluğu olduğu gibi kabul et ve sev. Evrenin akışına karşı direnmek, ruhunu yıpratır. Oysa yazgınla barıştığında, onunla birlikte akarsın.
En ağır sınav, insanın kendisi ile olanı. Genlerinden getirdiğin çarpıklıkları, tehlikeli birikmişliklerini, arzu ve hırslarını göre göre; olduğun hal, olman gereken ve olmak istediklerin arasında verdiğin sınav. Kendine rağmen kendin kalabilmek.
Kendine olan saygın başkalarının sevgisine dayanıyorsa, böyle bir sevgi değişken olduğu için hep kaygılı olursun. Buna “içi boş benlik saygısı” denir.
—Irvin D. Yalom
Psikologla görüşme ne değildir?
🤝 Arkadaş sohbeti değildir.
❌ Yargılama yeri değildir.
🎯 Mutluluk vaadi değildir.
⏳ Tek seanslık mucize değildir.
🗣️ Tavsiye yağmuru değildir.