Burada hoplaya zıplaya gençleri yumruklayan şahıs kolluk ise acilen Emniyet Müdürlüğü ile Valilik’in açıklama yapması gerekir.
Bu montlu şahıs kolluk ise “orantılı müdahale” diyemezsiniz, dememelisiniz. Kolluk kendisini kanundan üstün sanmamalı, suç işlememeli!
Helikopterden atıldıktan sonra linç edilerek katledilen Servet Turgut’un ölümüne dair ATK raporu 6 yıl sonra ortaya çıktı.
İşkencenin boyutunun gözler önüne serildiği raporda, Turgut’un vücudunda neredeyse kırılmadık kemiğin bırakılmadığı kaydedildi.
Raporda, Turgut’un vücudunda kafa, yüz, kaburga dahil neredeyse tüm kemiklerin kırıldığı, beyin kanaması geçirdiği, akciğer sönmesi, doku ölümleri ile bunların yol açtığı organ yetmezlikleri sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. https://t.co/HHFWEF1hnr
📢İstanbul’daki ofisimizde tam zamanlı çalışmak üzere Proje Koordinatörü arıyoruz.
🗓️Son başvuru tarihi: 24 Eylül 2026
🔗Başvuru detayları: https://t.co/hL9izLQEln
Aramayı gözlemlemek için sabah geçtiğim bir lgbti+ derneğinde polisin “burada neden bu kadar lgbti+ kitapçığı var” sorusunu duyduktan sonra günün, beklediğimden de zor geçeceğini anladım…
Aralarında üyelerimizin de olduğu, Kaos GL Derneği, Spod, Hevi, Pozitif Yaşam Derneği ve diğer tüm LGBTİ+ dernekleri ile hak savunucuları hakkında verilen gözaltı kararları ve yapılan ev baskınlarıyla gerçekleştirilen gözaltılar, ifade ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler açısından ihlal niteliğindedir.
12 Eylül darbesinin yıl dönümünde yaşanan bu tablo, devletin farklı kimlik ve yaşam biçimlerine yönelik baskı ve kriminalizasyon pratiklerinin hala ne kadar canlı olduğunu hatırlatmaktadır.
Bugün LGBTİ+’lara yönelik baskı ve gözaltılardan trans cinayetlerine, LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarından kadına yönelik şiddete kadar uzanan tüm saldırılar, “Aile Yılı” adı altında yürütülen politikalarla aynı zeminde buluşmaktadır.
Şiddet ve nefret suçları karşısında cezasızlık sürdürülürken “aile”yi tek ve makbul bir yaşam biçimi olarak dayatan, LGBTİ+ varoluşlarını hedef alan, kadınları geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine hapseden bu yaklaşım, patriyarkal sistemi yeniden üretmekte ve farklı yaşam biçimlerini tek tipleştirmeyi amaçlamaktadır.
LGBTİ+ haklarını savunmak suç değildir. Tam aksine demokratik toplumun gereğidir. Demokratik toplumun gereği hak savunucularını ve örgütlü toplumu baskı altına almak değil, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır. Yürütülen soruşturmalar sonlandırılmalı, gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, hukuka aykırı gözaltı ve baskı uygulamalarına son verilmelidir.
KaosGL ve Velvele'nin web siteleri ile çok sayıda LGBTİ+ örgütünün sosyal medya hesabı erişime engellendi.
Engellenenler arasında Levent Pişkin, Seyhan Arman, Esmeray Özadikti, Yıldız Tar ve Enes Hocaoğulları'nın sosyal medya hesapları da bulunuyor.
https://t.co/14aBaXk09y
“Barışın dili” ödülünde tartışmalı davet
❗️Ari Barokas, Hrant Dink Ödülü sahnesinde
Kürt meselesinde kullanılan ayrımcı ve güvenlikçi dili yeniden ürettiği gerekçesiyle eleştirilen Ari Barokas, kriterleri arasında “barışın dilini kullanmak” bulunan Uluslararası Hrant Dink Ödülü töreninde sahne alacak. Konuyla ilgili Niha+’ın sorularını yanıtlayan Hrant Dink Vakfı, Barokas’ın sözlerinden haberdar olduğunu belirtirken programda değişiklik yapılmayacağını açıkladı: “Sanat ve sanatçı özgürlüğünü çok kıymetli buluyoruz.”
Barokas, Ağustos ayında İstanbul Müze Gazhane’de verdiği konserde, 2018 yılında yayımlanan “Gavurlar” isimli şarkısının sözlerini tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek vermek için değiştirerek şarkının orjinalinde yer alan; “Teröristler durduğu yerde / Profesörler çürüsün içerde” sözlerini, “Teröristler durduğu yerde / İmamoğlu çürüsün içeride” şeklinde değiştirmişti.
@hicrancengiz'in haberi ✍️
https://t.co/E6dqrGMfmC
Mesela bu zavallının hakkında canavarca hisle kasten insan öldürme suçundan resen soruşturma başlatılacak mı yoksa bu canilik kürt mahallesinde olduğundan görmezden mi gelinecek?
BURSA’DAKİ TÖRENDE “17 KİŞİ KESTİM” SÖZLERİ GÜNDEM OLDU
Bursa’da 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında düzenlenen törende yaşanan tartışmaya ilişkin görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Törende, kendisinin Güneydoğu’da yaşanan çatışmalarda gazi olduğunu belirten bir kişinin protokol sıralamasında arka bölümde oturtulmasına tepki gösteren şahsın sözleri dikkat çekti.
Görüntülerde şahsın, “Kendi elimle 17 kişi kestim. Güneydoğu’da çatışmada gazi olanları arkaya oturtamazsınız” ifadelerini kullandığı duyuluyor.
Söz konusu ifadeler sosyal medyada tartışmalara neden oldu.
AİHM Kavala v. Türkiye (no.2) kararında Gezi davasında verilen mahkumiyet kararının adil yargılanma hakkını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine, somut olayın özel koşullarında etkinliği ciddi şekilde zedelenmiş olan AYM vurgusuyla, karar verdi: https://t.co/ECtPUR6Nd6
🖊️İdris Baluken yazdı: Korkulu klişeler bayat ezberler
İnsanların doğuştan sahip oldukları kimlikleriyle eşit biçimde yaşayabilmelerini istemeleri, herhangi bir çoğunluğun lütfu değil, temel bir insan hakkıdır
@idrisbaluken
https://t.co/rosEneSQ6d
Türklük sözleşmesini tartışmaya açtığınız bu günlerde belediyelerinize yapılan operasyonların akabinde kayyum atanmak yerine meclis tarafından belediye başkan vekili seçilmesi bile türklüğünüzün size sağladığı bir imtiyaz. Anadilde eğitim, geçmişle yüzleşme vsye girmiyorum bile.
kürdün kürt olmaktan dolayı yaşadığı hakkaniyetsizliklere yine kürdi bir çerçeveden itiraz geliştirmesinin adı özcülük olmuş.. güzel yurtta bilimsel tarafsızlık ulusçu hezeyanlara mağlup düşmüş, vay halimize…
“Kürt seçmen”, “Türk seçmen”, “Alevi seçmen”, “Sünni seçmen” gibi ifadeleri sabit siyasal kategorilermiş gibi kullanan özcü söylemler, modern yurttaşlık düşüncesinin ve (beğenmedikleri) ulus-devlet kabullerinin dahi gerisinde bir yerde duruyor.
Kabileler hâlinde mi yaşıyoruz?
İnsanların bireysel dertleri, sınıfsal çıkarları, ekonomik kaygıları, özgürlük talepleri, birbirinden farklı hayat tasavvurları yok mu?
Ben İlayda Zorlu. Henüz 19 yaşındaydım, hayallerim vardı. Sadece "kadınlar öldürülmesin" dediğim için, eylemlere katıldığım için beni kendi aileme hedef gösterdiler, eve hapsettiler. Kendi babamın silahıyla hayattan koparıldım. "İntihar" deyip üstünü örtmelerine izin vermeyin..
Yasa tasarısı elbette bütüncül değil ama eleştiri adı altında okuduklarım bana “biz dayak yerken kürtler neden yemiyor” sorusunu çağrıştırıyor. On yılda 17 binden fazla tutuklusu olan bir partinin müzakere şartlarını da siz tayin edivermeyin rica ederim.