Geçen gün şöyle bi cümle okudum; ‘Kimin yanınızda olduğunu anlamanız için sadece onlardan bir adım öne çıkmanız yeterli’ Hakikaten de öyle… başarılarınıza sessiz kalan, mutluluğunuzu paylaşmayan kişiler sadece sessiz düşmanlardır.
belli bir yaşanmışlıktan sonra kimsenin dramatik hayat hikayesine üzülemiyorsunuz çünkü biliyorsunuz ki siz de dahil çoğu insanın hayatı zordu ve iyilik bir tercihdi. hikayenin iyi tarafındaysak bu bizim seçimimiz
Depresyonda değilim. Sabahları yataktan kalkabiliyorum, insanlarla konuşabiliyorum, hatta bazen güldüğüm bile oluyor. Üzgün de değilim; en azından dışarıdan bakıldığında öyle görünmüyorum. Hayat akıyor, ben de akışa ayak uyduruyorum. Ama içimde inkar edemediğim bir eksilme var. Sanki hayat yanıma yaklaşıp benden bir parçayı almış da yerine adını koyamadığım bir boşluk bırakmış gibi. Bu bir çöküş değil, dramatik bir yıkım da değil. Daha çok yavaş bir solma. Eskiden içimden gelen o saf sevinç, sebepsiz gülümseme, küçük şeylerden taşan heyecan… Hepsi biraz daha kısık şimdi. Gülüyorum ama tam değil. Mutlu oluyorum ama derin değil. Bir şeyler yerli yerinde, fakat hi��bir şey eskisi kadar canlı değil. Belki kayıplar büyüttü beni, belki gördüklerim erken olgunlaştırdı. İnsan bazı gerçekleri öğrendikten sonra aynı kalamıyor. Masumiyet geri gelmiyor, bazı hayaller yeniden kurulsa bile ilk heyecanını taşımıyor. Hayat bana büyük bir ders verdi ama o dersin bedeli ağırdı. İçimdeki hafifliği aldı. Yine de ayaktayım. Kırılmadım, sadece değiştim. Daha sessiz, daha temkinli, daha derin birine dönüştüm. Eskisi gibi gülümseyemiyorum belki ama artık daha gerçek gülümsüyorum. Çünkü biliyorum; bazı kayıplar insanı eksiltmez, sadece kim olduğunu daha net gösterir.