“ve kelimenin tam anlamıyla, sanki, ben, sanki, sadece üzgün ya da bezgin bir halde değilim. aksine sanki, hiçbir şey yapmak istemiyorum ve içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. ve hiçbir şeyden hoşlanmıyorum, mesela, güneş ışığı yok. bilirsiniz ve bu yüzden bu, biten bir şey gibi değil. sanki, bu bana bir bahşedilmiş bir şey gibi. sanki şu köşeye doğru yürüyüp, orada öylece uzanacağım ve öylece öleceğim. ancak bu, "kendimi öldüreceğim" gibi bir şey değil. köşeme gideceğim ve hiçbir şey yemeyeceğim, hiçbir şey içmeyeceğim, burada sadece uzanacağım, kimseyle konuşmayacağım, bunları ölüm gelene kadar yaparak bekleyeceğim.”