Müzik yapacakken, alavere dalavere ile ticaret merkezi haline gelen kişi ve kişiler, “vasatın krallığı” çağında sayısal başarıyı sanat sanan milyonlar tarafından alkışlanabilirler, bu alkış ve başarı sayısaldır yeri gelir binle çarpılır yeri gelir sıfırla. Sayısal becerisini kaybetmiş bir toplumda sayısallık üzerinden bir cazibe yaratılabilinir, her alanda iktidar denen şeyin devamlılığına bu yüzden alışır toplum.
Mesele başarıysa, sayın bakın kaç yıldır iktidardalar… sayısal başarıya örnektir bu.sandıkla platform arasında fark yoktur.
Mesele sanatsa; hokkabazlık yapanlar zamanı gelince puff diye yok olurlar.
Müzik yapın, sahtekarlık, sayısal hileler, manasız reklam harcamalarıyla olmadık başarı üretimi değil.
Sistem öyle açtır ki o parayı yemeye başladığında daha çok para ister. bakın bu yüzden Türkiye’de ekonomi bu şekilde. Başkası olmasın ben hep ben diye uğraş vermenin sonu yoktur.
Plak şirketlerinin de kendine çeki düzen vermesi gereken bir çağda olduğunun farkına varması lazım.
Bugün tüm sanatçılar haklarını aramak için davalıklar…
çünkü sanatçıya verdikleri oran %10-15 ve önünde sonunda bu düzen yıkılacak.
Sanatçı dayanışmasıyla yıkılacak.
Yıkıldığında bu sayısallığın esiri sistem de çökecek…
Dünyadaki dinlenmelerle karşılaştırınca Türkiye’nin gerçek olmadığını anlamak zor değil. Bu normalde suç olması gereken bir durum fakat sanırım sıra buralara gelemedi.
Neticede Hokkabaz hokkabazdır.
Yapımcı, prodüktör, menajer, organizatör, pr, radyo, tv, platform vs…
hepsinden büyük olan sanatçıdır.
Her Türk, 1821 Mora Katliamı'nı bilmeli ve anlatmalıdır.
"Cumadan pazara kadar hava çığlık sesleriyle doluydu. Bir Yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi!"
İzlemesi çok keyifli bir Youtube belgesel serisinden haberim oldu bugün.
"Anadolu Arkeolojisi" isimli, her biri yaklaşık 25-30 dakika olan 143 videoluk seri ile Anadolu'nun arkeolojik yapıları Arkeolog Ümit Işın tarafından tanıtılıyor.
Çekimler ve anlatımı sevdim. Devam edilseymiş iyi olurmuş.
İlginiz varsa öneririm.
Terör örgütüne yönelik Operasyona çıkarken duyduğum heyecan içindeyim, içim kıpır kıpır. Hiç bir umutsuzluğum yok, korkmuyorum, mücadele azmim tavan yapmış durumda.
106 yıl önce bugün imzalanan Sevri başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde Türk Milleti nasıl yırtıp attıysa yine bugün imzalanarak Sevre giden yolun kapısını açması hedeflenen yasayı da öyle yırtıp atacağından zerre şüphem yok.
Bu süreci bize dayatan emperyal güçler “Bugün nasıl olsa bir Atatürk yok” diye gevşek gevşek gülüyor olsa da onun izinden giden milyonlar olduğunu hesaba katmıyor.
Bağımsızlık benim karakterimdir diyen
Geldikleri gibi gidecekler diyen
Kurtarıcı beklemeyin kurtarıcı kendiniz olun diyen
Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur diyen
Atatürk’ün rehberliğinde bugün de biz başaracağız.
Güneş ufuktan yine doğar, yürüyelim arkadaşlar