Koşarak gittiğimiz pek çok yerden ağlayarak dönebiliriz. Yaşamayı çok istediğimiz bir şehirde bizi türlü felaketler bekliyor olabilir. İdeal olan, insanın bir yere tertemiz girip tertemiz çıkmasıdır.
Mekke'den yüreği kan ağlayarak ayrılan peygamberimiz (s.a.s.), Medine'ye göçerken İsra suresinde şöyle teselli edilmektedir:
"De ki, Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla. Bana tarafından yardımcı bir güç ver!" (İsra 17/80)
Müfessirlerin izahına göre burada girilecek yer Medine, çıkılacak yer Mekke'dir.
Şehirler değişir, mekânlar değişir, bir şey değişmez: Nerede bulunursak bulunalım iyi bir insan olmamız gerektiği.
Dolayısıyla mutlu olduğumuz yerden bilmediğimiz başka bir yere mecburen giderken aklımıza hep, Mekke'den mahzun bir şekilde ayrılan efendimiz (s.a.s.) gelmeli. Mekke'den ayrılmak O'nun için çok zordu ancak Medine'de nice güzel günler yaşadı.
Hayatta her birimizin gönlünde daima yaşamak istediği bir Mekke'si vardır. Ailesi oradadır, anıları oradadır, yaşanmışlıkları oradadır, dahası gelecek planları oradadır. Fakat bir yandan da insanı bazen, yazgısında onu türlü güzelliklerle bekleyen Medine'si bekler.
Yazgımızın Medine'sine şans verelim.
Allah'ın bizim için açacağı kapılardan, "Rabbim kötülüğümü istemez." diyerek, tevekkül ve teslimiyet içerisinde girelim.
"Kim Allah'a dayanıp güvenirse Allah ona yeter." (Talâk 65/3)
cuma gecesi duâsıdır.. Allah'ım zamanımı bereketlendir ve bana zaman içinde zaman ver. sonra da bu zamanı hayırlı bir yönde kullanabilmeyi nasip et. sana, anlamlı ve onurlu bir hikâye getirebilmemi nasip et. beni, dinin üzerine sabit kıl. beni sev ve kullarına sevdir..
Sevginin bir başka alameti: sevenin sevgilisine karşı gururu kırık, boynu eğik ve alçak gönüllü olmasıdır. Sevgi, alçak gönüllülük üzerine bina edilmiştir. Hiçbir şeye boyun bükmeyen kişi, sevdiğine olan alçak gönüllülüğünden dolayı ona karşı dikbaşlı olmaz. Bunu bir eksiklik veya ayıp olarak görmez. Bilakis onların birçoğu alçak gönüllülüğü izzet olarak görür.