Harto de que hasta gente de izquierdas se haya comprado que China no es un país comunista para no atribuir su éxito a las políticas socialistas.
He estudiado un poquito y la conclusión:
🧵 HILO: China es la primera potencia mundial GRACIAS al socialismo, no a pesar de él. (1/15)
ABD Çin'i her cepheden vuruyor. Çin neden susuyor?
Herkes aynı soruyu soruyor.
ABD Çin'in enerji hatlarını kesiyor, çevresini sıkıştırıyor, mallarına ağır vergiler biniyor. Çin ise tek bir adım atmıyor.
Çoğu kişi bunu çaresizlik sanıyor. Ben tam tersini görüyorum.
Çin karşılık vermiyor, çünkü asıl hamlesini on yıl önce yaptı. ABD daha ilk kurşunu sıkmadan, Çin oyunu çoktan kurmuştu.
Şimdi o hamleleri tek tek göstereceğim.
Önce iki ülkenin nasıl oynadığına bakalım, çünkü her şey burada başlıyor.
ABD son yirmi yılı savaşarak geçirdi.
Irak, Afganistan, Libya, Suriye, Yemen.
Askeri operasyonlara sekiz trilyon dolardan fazla harcadı. Saddam devrildi, Kaddafi devrildi, liderler bir bir düştü.
Bu satranç oynamaktır. Tek bir hedef vardır, rakibin şahını devirmek.
Çin aynı yirmi yılda tek bir savaş açmadı, tek bir lider devirmedi. Bunun yerine sessizce taş dizdi.
Bu Go oynamaktır. Amaç şahı değil, tahtanın mümkün olan en büyük bölümünü ele geçirmektir.
ABD birkaç şah düşürdü. Çin kıtalar büyüklüğünde toprak çevirdi.
İlk taşını Afrika'ya koydu.
ABD Ortadoğu'da bir ülkeyi yıkarken Çin Afrika'da bir ülke inşa ediyordu.
49 ülkeye yaklaşık 182 milyar dolarlık altyapı kurdu.
Kenya'ya demiryolu çekti. Etiyopya'ya baraj kurdu. Cibuti'ye liman açtı. Nijerya'da 20 milyar dolarlık gaz tesisi, Kongo'da 10 milyar dolarlık hidroelektrik santral kurdu. Namibya'ya kıtanın en büyük güneş santralini dikti. Bütün kıtanın internet altyapısını Huawei ile ördü.
2025'te Afrika ile ticareti 348 milyar dolara ulaştı. Bugün Afrika'nın en büyük ticaret ortağı artık Batı değil, Çin.
Üstelik bunu tek kurşun atmadan, tek rejim devirmeden yaptı.
ABD bir ülkeyi yıktığında geriye bir boşluk kalıyordu, Çin sessizce o boşluğa yerleşiyordu.
Ama Çin'in asıl hamlesi göz önündeydi, kimse önemini görmedi.
Enerji.
On yıl önce Çin ile ABD neredeyse aynı miktarda elektrik üretiyordu.
Bugün Çin, ABD'nin iki katını üretiyor. Yılda yaklaşık 300 gigavat yeni kapasite ekliyor, bu tek başına Almanya'nın tüm elektrik sisteminden büyük.
Aynı dönemde ABD yerinde saydı. Nükleer santraller kapandı, yeni kapasitenin önüne engeller çıktı.
Peki bu neden bu kadar önemli?
Çünkü Çin bir denklemi herkesten önce gördü.
Yapay zeka çağında güç orduyla değil, elektrikle ölçülecek.
NVIDIA'nın patronu Jensen Huang geçenlerde söyledi, yapay zekanın geleceği için bugünkü hesaplama gücünün bin katı gerekecek. Hesaplama gücü demek, doğrudan enerji demek.
Şu an ABD'de durum şu.
Microsoft, Google, Meta veri merkezi açmak istiyor ama şebeke yetmiyor, sıraya giriyorlar, hatta kendi nükleer santrallerini kurmaya çalışıyorlar.
Çin ise sıraya girmiyor, istediği kadar kapasiteyi açıyor.
İş enerjiyi üretmekle de bitmiyor. O enerjiyi taşıyan parçalar da Çin'in elinde.
Bir örnek vereyim. Trafo.
Elektriği şebekeden şehre taşıyan o cihaz. Bugün dünya trafo üretiminin yaklaşık yüzde 60'ı Çin'in elinde. ABD ihtiyacının sadece beşte birini kendi üretebiliyor.
Sonuç şu.
Bu ay gelen bir rapora göre, ABD'de 2026'da açılması planlanan yapay zeka veri merkezlerinin neredeyse yarısı iptal edildi ya da ertelendi.
Sebep para değil, şirketler bu işe 650 milyar dolar ayırmış durumda. Sebep, bir trafo siparişinin beş yıla kadar beklemesi. Çünkü o trafonun büyük kısmı Çin'den geliyor.
Aynı durum nadir toprak elementlerinde de var. Telefonun, elektrikli arabanın, füzenin içindeki o görünmez maden. İşlenmesinde dünyayı elinde tutan tek ülke Çin.
Şöyle düşünün.
ABD en güçlü motoru yaptı, en iyi yazılımı yazdı, en gelişmiş yapay zekayı kurdu. Ama o motoru çalıştıran elektriğin, kablonun, trafonun anahtarı Çin'in cebinde.
Motor ne kadar güçlü olursa olsun, anahtarı başkasındaysa ne zaman çalışacağına sen karar veremezsin.
Çin sahnenin arkasında bir şey daha yapıyordu. Doların altını oyuyordu.
2013'te elinde 1,3 trilyon dolarlık ABD tahvili vardı. Bugün bu rakam 682 milyar dolara indi, 2008'den beri en düşük seviye. Sattığı her dolarla altın aldı.
2023'te Suudi Arabistan ilk kez Çin'e yuan ile petrol sattı.
Çin, dolar sisteminin dışında kendi ödeme ağını kurdu, BRICS'i genişletti. Dolarsız bir ticaretin temellerini hiç gürültü çıkarmadan attı.
Sonra en cüretkar hamlesini yaptı. ABD'nin tam arka bahçesine, Latin Amerika'ya uzandı.
Burada bir parantez açmak lazım.
1823'te ABD bir kural koydu, Monroe Doktrini. Latin Amerika benim etki alanımdır, başka güç buraya giremez dedi. İki yüz yıl boyunca bu kurala kimse dokunamadı. Tek ciddi meydan okuma 1962'de Sovyetlerin Küba'ya füze koymasıydı, o zaman dünya nükleer savaşın eşiğine geldi.
Şimdi Çin geldi. Tank getirmedi, füze koymadı. Yatırım yaptı.
ABD Brezilya'ya yüzde 50 gümrük vergisi koyduğu dönemde, Çin Brezilya'ya milyarlarca dolar yatırım yaptı. Çünkü Brezilya sandığınızdan çok daha değerli.
Enerjisinin yaklaşık yüzde 88'i yenilenebilir, dünyanın en büyük ikinci barajı orada. Petrolü var, demir cevheri var. Dünya niyobyumunun, yani ileri teknolojinin o kritik metalinin yaklaşık yüzde 90'ı Brezilya'dan çıkıyor.
İki yüz yıllık bir doktrin, tek kurşun atılmadan sessizce esnedi.
Şimdi son aşamaya geldi.
Yıllarca kurduğu bu hakimiyeti artık bir kaldıraç gibi kullanmaya başladı.
Bir hammaddenin musluğunu biraz kıstığı an, fiyatı dünyada fırlıyor.
Önce nadir toprak elementlerine kısıtlama getirdi. Sonra gümüşe. Gümüş, yasak daha yürürlüğe bile girmeden kısa sürede sert şekilde yükseldi.
En son sülfürik aside dokundu.
Adını çoğu kişi duymamıştır ama bu madde modern sanayinin temeli. Bakır üretiminin beşte biri, gübre üretiminin üçte ikisi bu aside bağlı. Yani zincirin başı kısılınca, ucundaki market rafı bile sarsılıyor.
Düzen hep aynı.
Çin musluğu biraz kısıyor, faturayı dünyanın geri kalanı ödüyor.
Bütün bu yolun sonunda tek bir nokta duruyor.
Tayvan.
Dünyanın en gelişmiş çiplerinin neredeyse tamamı orada üretiliyor. Kim Tayvan'ı tutarsa, 21. yüzyılın teknolojisini tutar.
Amerikan istihbaratına göre Çin ordusuna net bir hedef verdi, 2027'ye kadar Tayvan'ı alabilecek güce ulaşın.
Çin yıllarca tahtanın kenarlarını sessizce çevirdi. Şimdi gözünü tam ortaya dikti.
Şimdi başa dönelim.
ABD savaşlara sekiz trilyon dolar harcadı, bugün 39 trilyon dolar borçlu, topladığı her dört vergi dolarından biri sadece faize gidiyor.
Çin aynı dönemde Kuşak ve Yol'a 1,4 trilyon, Afrika'ya 182 milyar dolar yatırdı.
ABD harcadı, Çin yatırdı.
ABD her hamlesini bağırarak yaptı, hepsi manşet oldu.
Çin tek bir manşet olmadan enerjiyi, trafoyu, madeni, ödeme sistemini ve kıtaları eline aldı.
ABD bir şah düşürdüğünde tahtadan bir taş kalkıyor. Çin bir hamle yaptığında tahtadan bir kıta onun rengine dönüyor.
İşte Çin'in neden karşılık vermediğinin cevabı bu.
ABD'nin elinde en güçlü ordu, en iyi yapay zeka, en büyük donanma var.
Çin'in elinde ise bütün bunları çalıştıran muslukların anahtarı.
Bir gücü asıl tehlikeye atan şey, rakibinin silahları değildir.
O silahları besleyen şeyi rakibinin tutuyor olmasıdır.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Karbala was never about winning a battle
It was about making sure truth would never die
Imam Hussain did not stand believing he would conquer territory
He stood so that falsehood would never inherit legitimacy
The objective was never a momentary victory
The objective was that generations later people would still know who stood with truth and who stood with power
﴿مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ﴾
Among the believers are men who remained true to what they pledged to Allah — 33:23
Some fulfilled their vow
Others still await and have not changed in the least
This is why martyrdom terrifies tyrants
Because when a people understand Karbala
They stop measuring victory by today’s headlines
By borders
By destruction
By temporary setbacks
They begin measuring victory by whether truth survives
Hajj Qassem understood this
The leaders of the Palestinian resistance understood this
That the blood of the martyrs is not avenged by another funeral
It is avenged when Palestine remains alive in the hearts of people
When Al-Quds is not abandoned
When oppression loses its ability to convince people to submit
Karbala was not an ending
It was proof that truth can be surrounded and still win
Victories are not meant to be momentary
Truth is meant to remain
Every day is Ashura
Every land is Karbala
BREAKING: United Auto Workers today passed a resolution at its convention, 321-287, to divest from Israeli bonds.
With nearly 400,000 members, UAW becomes the largest US union to officially divest from Israel.
The vote received support from a range of sectors, including a large number of Michigan auto delegates, in addition to legal services and higher education.
The original call for divestment came from a wildcat strike of 2,000 mainly Arab American workers at Chrysler’s Dodge Main in 1973. Amid the genocide in Gaza, pro-Palestinian labor groups and UAW locals renewed and intensified their campaign.
Speakers motivated for the resolution by citing the union’s legacy of divesting from South African apartheid in 1978.
🇮🇹 Falleció el ex futbolista Igor Protti, emblema del Livorno y estrella en el Bari:
“Creo que es utópico pensar que la política no deba entrar en la tribuna, en los estadios, en los lugares donde se reúnen miles de personas. Todo lo que nos rodea gira en torno a la política."
Trump se gastó 14 millones de dólares en pintar de azul oscuro la piscina del Memorial Lincoln... pero no pensó que la pintura oscura elevaría la temperatura y provocaría algas.
Ahora para quitar las algas, Trump ideó verter peróxido de hidrógeno... pero no pensó que este químico removería la pintura por la que pagó 14 millones de dólares.
Donald "Mr Bean" Trump, presidente de Memestados Unidos de América.
🚨🇩🇿🇦🇷 𝗕𝗥𝗘𝗔𝗞𝗜𝗡𝗚:
The Algerian Football Federation has officially filed a complaint with FIFA regarding the officiating in Algeria's World Cup match against Argentina. ⚖️
The federation believes several key decisions went against them, highlighting Lionel Messi's challenge on Aïssa Mandi and Alexis Mac Allister's alleged elbow on Ibrahim Maza, both of which went unpunished.
Algerian officials argue that these incidents had a significant impact on the match and are seeking an explanation from FIFA. 😬
Eric Cantona was featured on a poster spotted on the streets of Mexico City as part of a campaign against the #2026WorldCup.
Cantona is an international figure for anti-fascist football supporters.
Acabou. Infelizmente a ilha está sob pressões absurdas, nem areia para arrumar os prédios eles tem, então chega até difícil julgar os cubanos, mas que é triste é, as reformas são muito parecidas com a da Perestroika, assustador.
There are people who discovered Karbala not in books, not in lectures, but in prison cells.
One man from Gaza spoke about learning the story of Imam Hussain while imprisoned by the Zionist entity and seeing in it something deeper than history — a philosophy that breaks chains long before walls fall.
Karbala is not a call to seek suffering. It is a refusal to surrender truth for comfort, dignity for survival, or principles for permission.
The greatest prison is not concrete — it is accepting that oppression is normal, that resistance is futile, that power defines truth.
To understand Karbala is to understand that victory is not always measured by who remains standing, but by who refused to kneel.
That is why oppressed people across generations keep returning to it.
A philosophy that liberates the mind before the land.
@Pinheiro_FLU@_Stalinspears_ Digo yo que las industrias no fueron lo suficientemente reforzadas, siendo honestos no se esforzaron por tener industrias para exportacion, aclaro, el bloqueo brutal que no dejan a 🇨🇺 comprar o vender a paises es real, no pueden comprar energeticos para las necesidades basicas 🤝
19 June 1981: Juan José “Kepa” Crespo Galende died at Madrid’s La Paz Hospital after a 97-day hunger strike.
Crespo Galende was a communist militant born in the Basque Country. During the 1970s, he was active in the ranks of PCE(r) and was later arrested after being accused of membership in GRAPO, an organisation linked to the party. In 1979, he was detained in Madrid and subjected to severe torture.
On 14 March 1981, he began a hunger strike to protest the conditions of political prisoners and to demand that political detainees be held together. After 97 days on hunger strike, he died.
His death had a major impact within the revolutionary and Basque movements of the time, and he became one of the symbolic figures of resistance.
Fidel never considered international solidarity as an act of charity but as a Revolutionary Duty. We shall always remeber the blood of Cuban soldiers who helped to liberate our continent from the chains of colonialism.
As we celebrate the centenary anniversary of the birth of Comrade Fidel Castro, we continue to express our unwavering solidarity to the people of Cuba who have for decades defended their revolution despite all the economic sanctions imposed by Yankee Imperialism.
@_Stalinspears_ Siento que si 🇨🇺 hubiera replanteado su estrategia despues del colapso de su principal socio comercial la situacion no seria la actual, 🇨🇳 aprendio de los errores de la URSS, 🇰🇵 tambien y veanlos ahora. 🤝
The Genocide memorial Statues Dublin.
(1845-1852), which saw our Irish population halved through death and emigration
May we honor the resilience of our ancestors who came before us by choosing compassion today..
We will never forget!! 🇮🇪