@yemekteroru_ Lan Türkiye deki en iyi kebab bu ne Denizli ne Adana nede Urfa Cahiller
100 Gr olarak 150 ile doyarsin 200 tıka basa olursun Konya piyasası bununla belli olur
Mustafa Yeneroğlu (@myeneroglu) yazdı: Devletin izin verdiği hayatın cezası: Metris’te 73 yaşındaki Abdullah Amca
https://t.co/a93jR8RDAY
"Abdullah Tırpan, Tekirdağ’da elli beş yıl kasaplık yaptı. Dükkânının adı Tırpan Et.
Bazı yıllar ilçenin vergi rekortmenleri arasına girmiş. Sabıkası yok.
Şeker hastalığı ileri seviyede. Bacağında tromboz var.
Böyle devam ederse ayağının kesilmesi gerekeceği söyleniyor.
Mahkûmiyetine okul hissedarlığı, sohbetler, bağışlar ve Zaman aboneliği dayanak yapıldı.
Cemaatle ilişkisini inkâr etmiyor. Mesele bu değil. Bir hukuk devletinde yargının sorusu kimin kim olduğu değildir.
Tek bir soru vardır: bu fiiller, icra edildikleri tarihte suç muydu, değil miydi?
Bir yurttaştan, devletin lisans verdiği bankada hesap açmanın, devletin resmi ilan verdiği gazeteye abone olmanın bir gün terör örgütü üyeliğinin delili sayılacağını öngörmesi beklenemez.
Kanunilik ilkesinin anlamı budur. Suç ve ceza, fiilin işlendiği andaki kanuna göre belirlenir. Sonradan takılan etiketle değil."
Müfit Can Saçıntı'nın ifadesi:
⭕1990 yılından beri, yani 36 yıldır, mizah benim mesleğim.
⭕Toplam 10 yıl boyunca Olacak O Kadar programının yazarlardan biriydim.
Sayın Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip, sosyal siyasal taşlamalar içeren Üç Baba Hasan isimli oyunu izleyip alkışladığında oradaydım. Çünkü yazarlarından biriydim.
⭕36 yıldır Hiçbir esprim, şakam hakkında suç duyurusunda bulunulmadı.
Dolayısıyla bugüne kadar ifade vermek zorunda kalmadım. Bu yüzden şaşkınım.
⭕Nasreddin Hoca şenlikleri 65 yıldır yapılıyor. 65 yıldır hiçbir Temsili Nasreddin Hoca hakkında dava açılmamış suç duyurusunda bulunulmamış.
⭕Bu sene temsili Nasreddin Hoca seçilince gurur duydum. Nasreddin Hoca’ya ve torunlarına layık olmaya çalıştım.
⭕Zira Nasreddin Hoca’dan Neyzen Tevfik’e, Karagöz’den Ziya Paşa’ya Anadolu mizahı, sosyal içeriklidir.
Toplumsal Meselelerle ilgilidir.
⭕Nasreddin Hoca’nın sosyal mesaj içermeyen hiçbir fıkrası bugüne taşınmamıştır.
⭕Bizim mizahımızı, hiçbir mesaj kaygısı içermeyen vodvil, fars, clown gibi dış mihraklı mizahtan ayıran budur. Sosyal, siyasal içerikli mizahı eleştirmek, en hafif tabirle yerli ve milli bir tavır değildir.
⭕Bu nedenle şenliklerin açılışında, Nasreddin Hoca’ya layık bir konuşma yaptım.
⭕Bir kişi hariç bütün halkın ve hazirunun gülüp alkışladığı video kayıtlarıyla sabittir.
⭕Mizahçıların en büyük kabusu esprisini, şakasını açıklamak zorunda kalmaktır. Bu nedenlerle şakamı açıklamayı, savunmayı, zul ve zulüm sayarım.
⭕Müştekiyi tanımam. Orada görmedim, herhangi bir şekilde muhatap olmadım. Yerel basından okuduğuma göre yaptığım espriyle “Muhatapları rencide ettiğimi beyan etmiş.”
⭕Ben “ Nasreddin Hocan’nın eşeğine kayyum atandım” dedim. Bu cümlede muhattabım eşşektir. Müşteki eşşeği rencide ettiğimi mi düşünmektedir.
⭕Avukat olduğunu öğrendiğim müşteki, eşeğin manevi ve mecazi avukatlığına mı soyunmuştur.
Bu konuda ifadesine başvurulmasın temenni ediyorum.
⭕Şaka yapmıyorum. Temsil Nasreddin Hoca olma teklifi geldikten sonra, eşeğin yükünü azaltmak için tam 8 kilo verdim. Bir hayvan ve eşşeksever olarak eşeği rencide etmemeye özen gösterdim.
⭕Bu konuyla, emniyetin ve adli makamların ciddi gündemini ve Ciddi dertlerle muhattap olan kamuoyunu meşgul ettiğim için, varsa kusurum kendi payıma özür dilerim.
⭕Başka sözüm yoktur. Hukuki bir savunma yapmayacağım. Hukuki boyutunu sayın savcıya, dava açılırsa sayın hakime, tarih nezdinde de
halkımızın, milletimizin takdirine bırakıyorum. Başka diyeceğim yoktur.
Küçük büyük demeyin usulsüz davranan memurları böyle ifşa edin.
Konya’da plaka değişiminde 150 TL “hizmet bedeli” alınan bir vatandaş olayı gizlice kaydetti. İki görevli, görevi kötüye kullanmadan 5’er ay hapis cezası aldı.
İstanbul'da aracından inerek yaya geçidinden geçen aileye saldıran sürücünün ehliyeti daimi olarak iptal edildi.
Gözaltına alınan sürücüye 185 bin 662 TL para cezası kesildi.
Araç 60 gün süreyle trafikten men edildi.
🔴 İstanbul’da fıstık almak isteyen yabancı bir turist, pos cihazı için ekstra ürün alması dayatılınca alışverişi iptal etti; esnafın turist arkasından küfürler savurduğu anlar kameraya yansıdı:
��- Turist: "Artık satın almak istemiyorum."
- Esnaf: "Gerizekâlı mısın? Am*ına kodumun çocuğuna bak."
Eyüpsultan'da, kendisine korna çaldığı için sinirlenerek sürücünün önünü kesen ve araçtan indikten sonra "Canım burnumda, kafanı keserim" diyerek tehditte eden M.E.Ö. yakalandı.
Sürücünün ehliyetine 60 gün süreyle el konulurken, aracı da 60 gün süreyle trafikten men edilerek otoparka çekildi. M.E.Ö.'ye 180 bin lira ceza yazıldı.
@gurmebaci Mesele Adana ablacım her yerde böyle işletme var yıllarca çalışması belediye bir şey dememiş hele ki o korna sesleri Yarabbi.. insanlarda razı
🎙️ Özgür Özel, yeni partiyi duyurdu: Bir tane kuralımız var!
💬 “Yarın sabah kimse belediye başkanına ‘Sen niye geçmedin?’, belediye meclis üyesine ‘sen niye buradasın?’ demesin. Kimseyi geride bırakmayacağız!”
💬 “‘Ben yeni partide yokum, Özgür Özel ve arkadaşlarıyla değilim’ diye kulağınızla duymadığınız herkes emin olun ki bizimle birliktedir!”
🌏Bir vatandaşımız, Fethiye-Kumburnu plajındaki işgali kayıt altına almış. Vatandaşın sahile girmesine bile müsade edilmiyor.
👉Burayı devletten kiraladık diyorlar.
Ortada bir hukuksuzluk var, kanunlar resmen çiğneniyor ve kanunların çiğnenmesine hak olarak da devlet şahit gösteriliyor.
‼️Sahillerimizdeki, plajlarımızdaki hırt işgali bu kadar pervasız boyutlarda malesef.
⏩️Muğla Valiliği, bu sorunu senelerdir dile getiriyoruz. İlinizde böyle bir sürü hukuksuz plaj var. Neden kanunun emrettiği şeyi yerine getirmiyorsunuz?
#Muğla #Fethiye #Marmaris #Hırtişgali #KıyılarHalkındır #plajlarhalkındır #hırtsorununuçözün #pazar #hırttehciri
Geçen yıl bu zamanlar Dardanel ton balıklarının kg fiyatının 1000 liralara dayandığını söylemiştik. Geçen aylarda ise yine aynı ton balıklarının kg fiyatı tam 1700 liraları gördü... Geçen haftalarda yan yana duran iki ton balığının aralarındaki fiyat farkına dikkat çekmiş ve bunlar arasındaki fiyat farkının sebebini sormuştuk.
Bugün ise bir takipçimiz tarafından Migros mağazasından gönderilen bu fotoğraf, aylardır fahiş fiyatlarla satılmaya çalışılan Dardanel ton balığı konservelerinde %45 oranında indirim yapıldığını gösteriyor. Bu indirime rağmen ürünlerin kg fiyatı ancak 1000₺’ye buluyor.
Şimdi ise olayın vehametini daha iyi anlamak için biraz uzaklara, İngiltere’ye gidelim... Benzer şekilde okyanuslarda tutularak ithal edilen ton balıklarının İngiltere’deki marketlerde 145 gr’lık 4’lü paketlerde hem de zeytinyağlı çeşitlerinin sadece 2,49 £ yani yaklaşık 155 liraya satıldığını görüyoruz. Buna göre İngiltere’de zeytinyağlı ton balığı konservesinin kg fiyatı sadece 4,29 £ yani 62 kat kur farkı uygulandığında sadece 265 liraya geliyor!
Belki inanması zor ama durum bu...
Bir yanda İngiltere’de kilosu 265 liraya satılan zeytinyağlı ton balıkları, diğer yanda Türkiye’de kg fiyatı 2000 liraya yaklaşan ayçiçek yağlı ton balıkları...
Şimdi soralım: İngiltere’de satılanlar ton balığı ise, Türkiye’de satılanlar ne balığı?
Muğla Ölüdeniz'de bir çanta mağazasının yerli ve yabancı turistlere farklı davrandığı iddiası gündem oldu. "Alamayacaksan niye bakıyorsun" denilerek mağazadan çıkarıldığını öne süren yerli turistin paylaştığı görüntüler tepki çekti.
Gümüşhane’de tayini çıkan kamu personeli, 50 bin TL’ye anlaştığı nakliye firmasının taşınma günü ücreti 80 bin TL’ye yükseltmesine itiraz edince çalışanların saldırısına uğradı.
Shell benzin istasyonundan alışveriş yapan bir vatandaş, kasiyerin kendisine karşı sergilediği üslubu sosyal medyada paylaştı:
🔹“Arabamı yıkamak için 3 jeton aldım. Köpük makinesi çalışmayınca başka perona yönlendirdiler, orada da sadece 5 saniye çalıştı.
🔹Jetonlarımı geri istediğimde önce ‘Vermiyorum’ dediler.
🔹Kamera kayıtlarını söyleyince jetonları masaya fırlatıp ‘Son hakkın bu’ dediler.”
🔸 “Kime şikâyet edeceksin beni? Git kralına şikâyet et.”
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ür��n için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Algida sorumlusundan büyük rezillik! Bir vatandaş, yaşadığı sorunu paylaştı:
"Alın size halkın nasıl kandırıldığına yeni bir örnek;
Oğluma Migros'tan Algida dondurma aldık. "Çubuklarda bedava kampanyası" yazıyordu. Gerçekten bedava çıktı. Tekrar gittik Migros'a, "biz veremeyiz" dediler. Bölge sorumlusunu aradık, "yok öyle bir şey" dedi. "Dolandırıldık o halde" deyince "ben vereyim 50 lira, kes sesini" dedi. Mesele 50 liralık dondurma değil, milleti böyle kandıracak cesareti nereden buluyorlar? Biz 50 lirada boğulduk, konu 50 bin olsa kapıya mafya gelecek herhalde. Üç kuruşluk adam bize "kes sesini" dedi ya bir de. Umarım bir açıklamanız vardır Algida."
Kaçırılan İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Karaal:
📍"Sopalarla dövülerek benden 300 kilogram altın talep edildi"
📍"Beni lağım gibi bir yere götürdüler ve dövmeye devam ettiler"
📍"Tırnaklarımı çekip, sopa ve demirlerle beni dövmeye devam ettiler"
📍"Olayda yaklaşık 10 kişilik bir ekip vardı. Genelde suratlarını kapatıyorlardı ancak birkaçının yüzünü gördüm ve teşhis edebilirim"