2 Ağustos 1967…
Koyu bordo ile açık mavi, bir daha ayrılmamak üzere aynı sevdanın renklerinde buluştu.
Karadeniz’in hırçın dalgalarından, Trabzon’un yüreğinden doğan bu büyük mücadele; yıllar boyunca nesilden nesile aktarılan eşsiz bir tutkuyu, tarifsiz bir aidiyeti ve asla bitmeyen bir mücadele ruhunu beraberinde getirdi.
Bugün, o büyük buluşmanın 59. yılını kutluyoruz.
Yaşasın Trabzonspor! ❤️💙 #Devrim
@GurbetciGencler Fatih Tekkenin bir an önce kendine gelmesi lazım eziklik ve yetersizlik psikolojisinden kurtulmalı. Trabzonsporun başında olduğunu hatırlamalı!!!
Asbaşkanımız Zeyyat Kafkas’tan açıklama
Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Galatasaray ikinci başkanı Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir.
Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir.
Bu bizim kültürümüzdür.
Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez.
Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür.
Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır.
Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır.
Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır.
Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır.
Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır.
Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir.
Biz hiçbir kulübü düşman olarak görmeyiz.
Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir.
İhaneti; ‘transfer politikası’, kurnazlığı; ‘yöneticilik’, organize temasları da; ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz!
Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır.
Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir.