@oguzhantekden Evet eleştiriyoruz ve bunu yapmakta haklıyız.Devleti Aliyye bazı Padişahlar haricinde Türk Diline hak ettiği değeri vermedi.Türk Dilinin coğrafi yayılmacılığı hak eden güçlü bir yapısı vardır.Selçuklu ve Osmanlı yönetimleri Kaşgarlı'nın Yusuf Has Hacibin ilmini çiğnedi.
@emirhan_031@sumerezgu@perihanerkan Bırak https://t.co/I9QFWwSVBV önce kendi çocuklarımıza Türkçe adlar verelim.Böyle giderse iki nesil sonra zaten %70-80 adlar Türkçe olur.
Kuruluşundan itibaren Türkiye, Batı’yı sevdiği için değil, Batı’yı tehdit gördüğü için Batı merkezli kurumsal mekanizmaların içinde yer almıştır. Çünkü masada olunmadığında menüde olabileceğini Osmanlı’nın son dönemleride deneyimlenmişti.
@ErkaniHarbiyye Köyüm Şah Kulu'nun köyüne komşu.
Ayaklanma sonrası birçok yer sünnileşiyor.Elimizde bir veri yok ancak muhtemeldir ki 16.yy da bu harita çok daha farklıydı.
@etnikce Dem Partisine oy vermeyen Kürtler iki grup.Muhafazakarlar ve Türklerle evlilik ya da başka yolla sosya kültürel olarak uyum içinde yaşayanlar.Bunlar da yaklaşık %30 kadardır.
Hesap sizin de yaptığınız gibi yaklaşık %70 civarı olmalı.
@BahtiyarKu9894 @Serhat_Bck İşte bu %73 ü kabul etmiyorlar.
Ama doğru bu.Kalan %27 de muhafazakar ya da Türklerle iç içe geçmiş olanlar.Yani zaten Dem'e oy vermeyen bir Kürt, Türk milletiyle uyum sağlamış ve eşit vatandaş olduğunun farkında.
@Sevkari213029 Devletten böyle bir veri alamazsınız.
Elimizde Kütük nüfusları ve ana dil oranları var.Kürt Nüfus oranı en fazla %12-%15.Ayrıca %3 de zaza nüfusu var.
İkisi farklı kavimler.
Anadolu Türkleri Etnik Olarak Türk mü?
Kısa yanıt: Evet
Söz konusu sorunun ayrıntılı yanıtı için etnisite kavramının tanımına bakıldığında çoğu kaynakta "ortak bir köken ya da kültürel geçmişi paylaşan kişilerden oluşan bir topluluk ya da o topluluğun alt grubu" benzeri açıklamalar çıkar. Başka bir deyişle soy (kalıtsal süreklilik) ve dilsel/kültürel bağlar bir etnisitenin tanımlanması için gereken kilit bileşenlerdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ana etnisitesi olan Anadolu Türkleri açısından bu durum incelendiğinde kültürel ve dilsel bağların varlığı açıktır ancak "soy" ile ilgili çıkarımlar Anadolu Türklerinin fenotipleri ve sosyal medyadaki DNA tartışmaları nedeniyle sürekli olarak istismar edilmekte ve propagandalar üzerinden yorumlanmaktadır. Soy konusu özelinde, yani DNA açısından, eldeki bilimsel kaynaklar ve akademik veriler incelendiğinde ise Anadolu Türklerinin, tıpkı diğer bütün çağdaş Türk toplulukları gibi, "kendine özgü bir etnik Türk toplumu" olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. "Genetic Polymorphism of Y-Chromosome in Turkmen Population from Turkmenistan (2024)" gibi güncel çalışmalardan da anlaşıldığı üzere; Türk halklarının (tıpkı bütün diğer halklar gibi, atalarından kalıtsal sürekliliklerini korumak koşuluyla) kendi aralarında farklı kalıtsal yapılarda olabileceklerini, çağdaş Orta Asya Türklerinin herhangi bir Türk halkının etnik Türklüğünü ölçme açısından bir ölçüt belirtmediğini ve buradaki Türk halklarının da hepsinin kendine özgü ayrı birer etnik Türk halkı olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir.+++
@Burakitc@ocakemre2444@AlperKaraer1@lordsinov Sümer ve Mu konusunun Batılı Türk inşa etmekle ilgisi yok.Türk medeniyeti ile ilgili kaynaklar ve yayınların kısıtlı olduğu bir dönemden bahsediyoruz.
Yeni bir kimlik dersek de yanlış olur Atatürk öncesi inşa edilmiş medeniyet anlamında net bir Türk kimliği zaten yok.
@Burakitc@ocakemre2444@AlperKaraer1@lordsinov Atatürk zaten kendi temeline bina edilmiş bir ilerici bir Türk Medeniyetini oluşturmak istedi.Salt olarak Batılı bir Türk inşa etmeye çalışmadı.
Dönemin sosyolojik şartlarında medeniyetin gerekleri hangi coğrafyadaysa onları harç olarak kullandı.
"Doğayla baş başayken kendimizi öylesine rahat ve keyifli duymamızın nedeni, doğanın bizim hakkımızda bir görüşü olmayışıdır."
Yani kendini evrenin merkezinde sanan insan aslında sonsuz doğanın gündeminde yoktur.
"Malazgird'de de, Afyon'da da, diğer Türk zaferlerinde de, Türklerin dışındaki toplumları zaferlere ortak etmek, Türklere hakârettir. Bunu Türklerin yapması ise daha büyük bir hakârettir.
Dünyânın birçok yerinde orduların içinde farklı etnik gruplar olur. Bu târih boyunca böyledir. Meselâ Stalin'in Gürcü olması ya da kızıl bayrağı Berlin'e asan askerin Türk olması, 2. Dünyâ Savaşındaki Sovyet zaferini bir Rus zaferi olmaktan çıkarır mı ya da bir Rus'un "Hep berâber kazandık" demesi mümkün müdür?
Aynı şekilde İngiliz ordusunda Gurka birlikleri var diye iki dünyâ savaşında da bir İngiliz zaferi yerine Hindû ya da Nepal zaferinden söz edilebilir mi? Bir İngiliz'in "Hep berâber kazandık" demesi mümkün müdür?"
Elbette Türk ordusunda da çeşitli dönemlerde farklı etnik gruplar olmuştur. Osmanlı'da olmuştur, Selçuklu'da olmuştur... Daha öncesinde de olmuştur. Ama hiçbir zaman Türk zaferi yerine "hep berâber kazanıldı" denilmemiştir. Maâlesef, bu tutum, Türkiye Cumhûriyeti Devleti'nin PKK'ya karşı Kürdleri, yanına çekmek için ortaya attığı bir argümandı. Zamanla ise PKK'ya karşı değil, Türkiye'ye karşı kullanılan bir argüman oldu. "Mâdem, hep berâber kazandık. O zamân bizim de, sizin kadar bu devlette hakkımız var. Kürdçe resmî dil olsun" denilmeye başlandı.
İşte, 80'li ve 90'li yılların yanlış söylemlerinin sonuçları, bunlardır. Ancak bu konudaki tartışmasız gerçeği, sürekli vurgulamak zorundayız. Malazgird'de de, Afyon'da da, Çanakkale'de de, zafer, Türk ırkınındır. Sâdece ve sâdece Türk ırkının..."