Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
ABD savaştıkça zayıflıyor. Çin savaşmadan güçleniyor.
500 yıllık imparatorluk tarihini inceleyen Ray Dalio yeni bir makale yayınladı.
İçindeki tek bir tespit her şeyi açıklıyor.
"Bu savaşın ekonomik ve jeopolitik kazananları Çin ve Rusya."
Bu cümleyi anlamak için size tarihin en önemli derslerinden birini anlatmam lazım.
Çünkü bu ders şu an tekrar ediliyor.
1939 İngiltere dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Sonra savaş başladı.
İngiltere Avrupa'da savaştı. Afrika'da savaştı. Asya'da savaştı. Akdeniz'de savaştı. Atlantik'te savaştı.
Her cephede para harcadı. Her cephede asker kaybetti. Her cephede borçlandı.
Savaş boyunca Amerika ne yaptı?
Silah sattı, ticaret yaptı, üretim kapasitesini artırdı ve altın biriktirdi.
1945'te savaş bitti. İngiltere galip gelmişti. Ama harabeydeydi. Borçları ödenemez seviyedeydi. İmparatorluk zayıflıyordu.
Amerika savaşa geç girdi. En az hasarla çıktı. Ve dünyanın yeni süper gücü oldu.
Savaşan zayıfladı. Savaşmayan güçlendi.
Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey oluyor.
ABD şu an dünyanın dört bir yanında savaşıyor.
İran'da aktif savaş. Ukrayna'ya silah ve para. Körfez'de müttefikleri koruma taahhüdü. Pasifik'te Çin'e karşı askeri varlık.
70-80 ülkede askeri üs, 39 trilyon dolar borç ve toplanan her 4 dolar verginin 1'i faize gidiyor.
Çin ne yapıyor?
İzliyor.
Çin'in kaç askeri üssü var biliyor musunuz?
1.
Çin savaşmıyor. Borçlanmıyor. Asker kaybetmiyor. Üretim kapasitesini artırıyor. Ticaret anlaşmaları imzalıyor. Enerji altyapısına yatırım yapıyor.
Dalio'ya göre Hürmüz kapanmasından sanıldığı kadar bile etkilenmiyor.
İran'la ilişkisi sayesinde petrol akıyor. Rusya'dan enerji geliyor. 90-120 günlük stratejik rezervi var.
1945'te İngiltere savaştı. Amerika güçlendi.
2026'da ABD savaşıyor. Çin güçleniyor.
Dalio'nun sözleriyle: "Bu savaşın ekonomik ve jeopolitik kazananları Çin ve Rusya."
Bir şey daha var.
Dalio diyor ki: ABD-İran savaşını kazanan en güçlü olan değil. Acıya en uzun süre dayanan.
Trump Amerikan halkına "savaş birkaç haftada biter, benzin ucuzlar, normale döneriz" diyor.
İranlılar ne düşünüyor?
Bu savaş onlar için varoluşsal. Teslim olmak yok.
Amerikalılar ne düşünüyor?
Benzin fiyatları, ara seçimler ve tatil planları.
Tüm dünya bu savaşı izliyor.
Tayvan izliyor. Japonya izliyor. Filipinler izliyor. Güney Kore izliyor.
Topraklarında ABD üssü olan her ülke şunu soruyor: "ABD bizi gerçekten koruyabilir mi?"
Dalio: "ABD'nin İran'daki performansı diğer ülkelerin davranışlarını değiştirecek ve dünya düzenini yeniden şekillendirecek."
Eğer ABD İran'da zorlanırsa Tayvan ne düşünür?
"ABD beni Çin'e karşı koruyabilir mi?"
Dalio bu sorunun cevabının dünya düzenini belirleyeceğini söylüyor.
500 yıllık tarihten çıkan ders çok net:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
1945'te para ve güç İngiltere'den Amerika'ya aktı.
Şimdi nereye akıyor?
Dalio cevabı veriyor: "Bu savaşın kazananları Çin ve Rusya."
ABD savaşıyor. Çin izliyor.
Tarih şunu söylüyor:
Savaşan yorulur. İzleyen güçlenir.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sinem Fıstıkoğlu'nun konuğu Barış Terkoğlu:
"Ben parasız yatılı okudum, devlet bize her 6 ayda bir gömlek, pantolon ve ayakkabı verirdi.
Ben o gömleklerin kokusunu hiç unutmadım. Bu Cumhuriyet beni en değerli okullarda parasız okuttu. Hiçbir cemaate tarikata muhtaç etmedi"
Yapay zeka içerik üreticisi 217ey’den II. Çözüm Süreci hakkında göndermeli paylaşımı geldi.
Videoda bölücülerin ortaya saçıldığı zamanda Türk Milleti’nin başka şeylerle oyalatıldığı vurgulandı.
Ali Şehirlioğlu:
“Hangi Kürt vatandaşı istediğini olamamıştır Türkiye'de?
Müteahhit, otel sahibi, öğretmen, komutan, meclis başkanı ve cumhurbaşkanı olmuştur.
Bu Kürt sorunu değil, terör sorunudur. İnsanlarla dalga mı geçiyorsunuz siz?”
Ece Üner: “Rüyanızda görseniz kötü bir kabus bu, herhalde bir yerim açıkta kaldı dersiniz ama oluyor işte bunlar.
Bir gün Türkiye'de Abdullah Öcalan'ı savunmak için şehit aileleri tehdit edilecek deselerdi o gün kıyamet günüdür derdim.”
-Eskiden doların arkasında altın vardı. Vietnam'da çuvallayınca, altını çektiler
-Altının yerine petrolü koydular
-Suudi Arabistan bile petrolü Çin'e satıyor. Ama dolarla değil... Bu ne demek?
-Batı batmıştır. Herkes paçayı kurtarmakla meşgul. Kangren bir tek ülke var: Türkiye
YÜCE TÜRK MİLLETİNE
Milletvekilleri göreve başlarken aşağıdaki gibi andiçerler:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.’’
Bizler, çeşitli dönemlerde, Türk Milletinden yetki alarak, yasama ve yürütme organlarında görev yapmış ve yukarıdaki yemini etmiş bakan ve milletvekilleriyiz.
Milli Egemenlik Platformu üyeleriyle, parti ve ideolojik mensubiyetlerimizi öncelemeyip bir kenara koyarak bir araya geldik. İktidarın “yeni bir anayasa” yapma girişimleri ve kamuoyuna yansıyan değişikliklerinin içerikleri hakkındaki endişelerimizi milletimizle paylaşmayı görev bildik.
“Yeni anayasa ya da anayasa değişikliği” veya anayasanın maddelerinde değişiklik yapmayı teklif ve arzu edenlere, bizler gibi bu yemini etmiş olduklarını hatırlatıyoruz.
Bugünkü TBMM üyeleri kurucu meclis üyeleri değildir. “Yeni bir anayasa’’ yapmak üzere de seçilmemişlerdir.
Şayet anayasa maddelerinde değişiklik yapacaklarsa; mevcut anayasanın usullerine göre yapmaları yasal zorunluluk, andiçtikleri yemine bağlı kalarak yapmaları ise vicdani ve ahlaki zorunluluktur.
📌 Türk Milletinin ve Devletinin kadim tarihine ve geleceğine aykırı olarak; bölücülüğe ve teröre tavizler verilerek, yargının Türk Milleti adına mahkûm ettiği katillerle ortaklaşarak, onların taleplerini karşılamak amacıyla “yeni anayasa” ya da anayasamızda değişiklikler yapma girişimleri TBMM’nin tarihine düşürülecek kara bir leke olacaktır.
📌 Mevcut anayasaya ve yasalara uymayanların ‘’yeni anayasadan’’ murat ve amaçlarının ne olduğu milletimize açıkça anlatılmalıdır. 1982 yılından itibaren birçok maddesi sayısız kez değiştirilen anayasada hangi maddelerin, hangi gerekçelerle değiştirilmek istendiği ve değişiklik içerikleri derhal açıklanmalıdır.
📌 Son mahalli seçimlerde ortaya çıkan tablo ve kamuoyu araştırmalarının sonuçları TBMM’deki iktidar blokunun sayısal çoğunluğuyla uyumlu değildir.
📌 Bu yüzden TBMM’de oy çokluğu hatta şaibeli milletvekili transferleriyle ulaşılacak çoğunluk oylarıyla yapılacak anayasadaki değişiklikler toplumda karşılık bulmayacak, millet iradesini yansıtmayacaktır. Bu kabul edilemez.
Şimdi milletvekili yemininde vücut bulan iradeyi, aklı ve kavramları bir kez daha hatırlatalım:
📌 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine ve devletin temel niteliklerine aykırı olacak değişiklikler asla kabul edilemez.
📌 Devletimizin varlığını ve bağımsızlığını, Türk Milletinin birliğini tehlikeye düşürecek hiçbir değişiklik teklif dahi edilemez.
📌 Vatan Türkiye’dir. Türk Milleti de anayasamızda ve Büyük Atatürk’ün tarifinde yer alan Türk Milletidir. Vatan ve millet bölünmez bir bütündür.
📌 Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Türk Milleti egemenliğini anayasanın koyduğu yetkili organları eliyle kullanır. Etnik ve dinî gruplar, sınıflar ve zümreler ortak edilemez.
📌 Türk vatandaşlığını kabul eden ve özümseyen herkes Türk’tür, bireydir ve kanun önünde eşittir.
📌 Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir. Bu niteliklerden vazgeçilemez.
📌 Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı tehdit altındadır. Adalete olan güven kaybının en önemli sebebi tek adam rejiminin kuvvetler ayrılığını fiilen ortadan kaldırmasıdır. Bunun sonucunda devlet ve yürütme organları ayrımı ortadan kaldırılmış, devletin bekası iktidarın sürdürülmesine bağlanmıştır.
📌 Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
📌 Partili Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemi yönetimde keyfiliğe dönüşmüş, devlet mekanizmasındaki denge ve denetim yok edilmiş, vatanın ve milletin kaderi tek kişinin iradesine terk edilmiştir.
📌 Bu sistemi tahkim edecek değişiklikler ülkemizi dönüşü olmayan mecralara sürükleyecektir.
📌 Halkımızın, siyasi, etnik ve inanç üzerinden ayrıştırılma çabaları, adalet duygusunu derinden zedelemiştir.
📌 Yargının siyasi ve toplumsal muhalefete karşı sopa olarak kullanılmasının ancak otoriter rejimlere özgü bir uygulama olduğu gerçektir. Maalesef bugün toplumda şiddetle ve yaygın olarak kullanıldığı kanaati büyüyerek yerleşmektedir.
📌 Bu şartlarda herkesin insan haklarından temel hürriyetlerden eşit şekilde faydalanma imkânı ve ülküsünden bahsetmek mümkün değildir.
📌 Devlet yetkisini, devletin kurum ve organlarını kullananlar anayasa ve yasaları zorlayarak, toplumu kontrollü olarak germekten ve macera aramaktan vazgeçmelidir.
📌 Ekonomik olarak dar boğaza düşürülen insanımızın, açlıkla mücadele eden emeklinin, enflasyona ezdirilen ücretlinin, üretemeyen çiftçinin, işini sürdüremeyen sanayicinin, beslenemeyen çocuklarımızın ve en önemlisi de yabancı elçiliklerin önünde gelecek arayan gençlerimizin ihtiyacı "yeni anayasa" değil hukuk devleti ve ADİL YÖNETİMDİR.
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.
@RTErdogan@NumanKurtulmus@TBMMresmi@Akparti@herkesicinCHP@eczozgurozel@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@iyiparti@MDervisogluTR@zaferpartisi@umitozdag@GelecekPartiTR@devapartisi@YeniYolTBMM@rprefahpartisi@atapartimiz@atacizeybek@dogrupartiresmi@rifatserdaroglu@kutlupartiresmi@yusufhalacoglu@anahtarparti
Ece Üner: "Harp Okulu 1.'leri ihraç talebiyle disipline; Abdullah Öcalan konuşma talebiyle Meclis'e.
Depremde çadır satan eski Kızılay Başkanı dışarda; depremde 100'lerce insanı kurtaran Nasuh Mahruki içerde.
Bir adalet problemi var bu ülkede."