Özgür Özel, yerel yönetimlerde gösterdiği onursuz ve ahlaksız adaylarla ilgili ağır bir özeleştiri yapmalı. Bunu da kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Neye göre bu şahısları aday olarak seçtikleri ve adaylık süreçleriyle ilgili de objektif bilgilendirmede bulunmalıdır.
İlk date’te, Fransız İhtilali’nde (1794) karşı devrimi bastırmakla görevli Jean-Baptiste Carrier’nin, 100 papazı elleri ayakları bağlı, su alan bir kayığa bindirip boğdurmasını ve içlerinden kurtulan 3 papazı yakalatıp kurşuna dizdirmesini savundum diye mi artık bana yazmıyorsun?
DEMOKRASİ VE HUKUKU KORUYACAĞIZ
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, sabaha karşı İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde operasyonlar düzenlenmiş; aralarında Baromuz üyesi ve aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Av. Ezgi Önalan ile Av. Yunusemre Işık’ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. Yine birinci Meclis önünde Baromuz üyeleri Av. Pınar Akbina Karaman, Av. Doğan Zafer Çıngı ve Av. Fettah Ayhan Erkan ile Av. Tacettin Çolak, Av. İbrahim Kıvılcım Çolak ve Av. Sait Kıran’la birlikte birçok yurttaş bu gözaltılara eklenmiştir.
Son haftalarda ülke genelinde uygulamaya konulan yaygın yasaklar, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile savaş halinde bile koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde ve kitlesel olarak yok edilme sürecine dönüşmüş bulunuyor.
Öyle ki; daha geçen hafta düzenlenen operasyonlar kapsamında, içlerinde meslektaşlarımız Av. Doğa İncesu, Av. Semra Demir ve Av. Kürşat Bafra’nın da bulunduğu onlarca kişi hukuka aykırı şekilde tutuklanmıştı.
Bu operasyonlar; Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamalar, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına gelmekte ve hak özneleri üzerinde caydırıcı etki yaratılması amaçlanmaktadır.
Avukatların üstlendikleri davalar, mesleki faaliyetleri, düşünceleri veya üyesi oldukları meslek örgütleri ve dernekler nedeniyle hedef haline getirilmeleri; Avukatlık Kanunu’nun avukatlık mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alan hükümleri göz ardı edilerek sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alınmaları, yalnızca meslektaşlarımızın değil, savunma makamının ve adil yargılanma hakkının da hedef alınması anlamına gelmektedir.
İstanbul Barosu olarak, gözaltındaki meslektaşlarımız ve yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor; savunma makamının bağımsızlığına, hukuk devletine ve temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Merih Demiral: "Ülkemizde kötü günler abartılıyor, iyi günlerde de çok yukarı çıkartılıyor. Dengesini iyi kurmalıyız. İnşallah kalan 2 maçta ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz."
KİTAP ÇEKİLİŞİ (1)
📚📚📚
Bu gönderiyi beğenenler arasından yedi (7) okuyucuya, sayın Fahrettin Kayhan @fahrettinkayha1 beyin “Ceza Duruşmasında Sözlü Savunma Sanatı” adlı eserinden, Adalet Yayınevi olarak yazarından imzalı şekilde takdim edilecektir.
Son gün: 11/06/2026 saat: 23.30
Süre dolduğunda çekiliş sonucu ayrıca duyurulacaktır.
Sonraki çekilişlerden haberdar olmak için bildirimleri açınız.
İktidar; mevcut gücünün yüzde 5’ini bile kullanmadan, bir grup çevikle ülkenin birinci partisinin genel merkezini basıyor ve orayı teslim alıyorsa sorgulamamız gereken çok ama çok şey var.
Bu ülkenin en büyük çıkmazı; demokrasiyi sandığa, mücadeleyi seçim gününe indirgemiş olmaktır. Ondan daha büyük sorunu ise iktidarı meşru görmektir. Hak verilmez, alınır. Sessizlikle değil, örgütlü direnişle kazanılır.
Siyaseti parlamentonun dar koridorlarına hapsedenler, bugün bunun bedelini hepimize yeniden ödetiyor. İktidarı meşru görmek; her hukuksuzluğunu normalize etmeye, sandığı tek mücadele alanı ilan etmek; bu çürümüş düzenin tekeri olmaya yarıyor.
Çünkü bu düzen, insanların öfkesini sindire sindire ayakta kalıyor. Ama gerçek şu: Siz hangi çizgiyi “bunu yapamazlar” diye çekerseniz, onlar o çizgiyi çiğneyip geçecek. Hangi hukuksuzluğu “fazlası olmaz” diye düşünürseniz, daha beterini yapacaklar.