BU POSTU GÖREN HERKESİN PAYLAŞMASINI RİCA EDİYORUZ — Bir annenin yardım çığlığına destek olalım.
Fail Alper Hisar, Selime Balcı’yı zorla uy*turucuya başlattı, fuh*şa zorladı, darp etti, t*vüz etti ve kasten uçurumdan attı.
Ardından olay basit bir trafik kazası gibi gösterilmeye çalışıldı; ancak hiçbir fren izine rastlanılmadı, emniyet kemerlerinin koltuk arkasından bağlandığı ve kamera kayıtlarıyla aracı failin kullandığı kesin olarak tespit edildi.
Somut deliller olmasına rağmen Selime’nin cenazesi Adli Tıp Kurumu’na gönderilmedi ve hiçbir otopsi işlemi yaptırılmadı; deliller karartılarak cinayet örtbas edilmeye çalışılıyor!
Somut delillere rağmen Fail Alper Hisar hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
ÖDÜL GİBİ CEZA OLMAZ!
Olay: Mersin’de geçiyor.
Anne Arife Balcı, aylardır sesini duyurmaya çalışıyor. Sosyal medyada aylardır mücadele ediyor. Lütfen sesi olalım.
#SelimeBalcıİçinAdalet
Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetçileri hedef alan AKP'li Rümeysa Eker, Samsun halkının ve devrimcilerin tepkisi üzerine Terme Belediyesi meclis üyeliğinden istifa etti.
Burası Samsun.
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
Sol fikirli olmak artık "fikirli" olmaktan ziyade bir estetiğe dönüşmüş hissettiriyor. Kendini solcu olarak tanıtan çoğu insan sınıf temel ve kimlik temelli bir mücadele vermek yerine sadece bu mücadelenin estetiğini benimsiyormuş gibi geliyor. +++
#Aym bak kızımın kanı CİNSEL YAKINLAŞMAYİ RED ettiği için katil SERKAN DİNDAR tarafından vahşice katledilerek hayattan koparıldı mühebbet verildi Cinsel ilişkiyi reddettiği için haksız tahrik indirimini verildi.Aym e açtığım indirimi davası da red edildi KIZIMIN KANINDA BOĞULUN KIZIMIN AHI ÜZERİNİZDE OLSUN UYKULARINIZ HARAM OLSUN. #CeydanınSesiOl amadizin
Eksiğimiz çoktur elbette!
İsyanı gördük..
Ona dokunduk!
Doruk Maden işçileri, işçi sınıfımızın kurucu direnci etrafında toplanan halkın büyük dayanışmasıyla kazandı!
Emek eden herkese bin teşekkür!
Adamlar 12 ayda iki kere, bak iki kere maaş almış. Bir düşünün, hanginiz ayakta kalabilirdiniz bir senede iki kere maaş alarak? Şuna isyan ettiler diye her gün gaz yiyorlar, gözaltına alınıyorlar. buna karşı durmazsak insanlık onurumuzun son zerresine kadar alır bunlar
23 NİSAN — Unutmayacağız. #Kahramanmaraş
— Öğretmen Ayla Kara
— Adnan Göktürk Yeşil
— Furkan Sancak Balal
— Belinay Nur Boyraz
— Kerem Erdem Güngör
— Zeynep Kılıç
— Bayram Nabi Şişik
— Şuranur Sevgi Kazıcı
— Yusuf Tarık Gül
AÇIKLAMA | Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi sıra arkadaşımız İlayda Zorlu intihar etmedi, devlet eliyle katledildi!
Dün arkadaşımız İlayda Zorlu aile evinde katledildi. Üzgünüz, öfkeliyiz!
Arkadaşımızın hayattan koparılması yerel basına intihar olarak geçti. Ancak arkasında bambaşka bir gerçek var!
Arkadaşımızın ailesi polis tarafından “Kızınız eylemlere, 8 Mart yürüyüşüne katılıyor.” denilerek provoke edilmiş, arkadaşımız aile içinde tehditlerine maruz kalmış ve bu sürecin sonunda hayattan koparılmıştır.
Her gün kadınların, işçilerin katledildiği, sistemin yarattığı şiddet sarmalının sonucunda okulların silahlarla basıldığı ve çocukların katledildiği, insanların yoksulluğa mahkum edildiği, bu yoksulluk sonucu üniversitelilerin eğitim hayatına devam edemediği bu düzende adaletsizliğin, haksızlığın karşısında "Artık yeter!" diyen binlerce üniversiteli bugün parasız eğitim için mücadele ediyor. Her gün yeni insanlar mücadeleye katılıyor. İktidar bu sorunlara çözüm bulacağına, yoksulluk içinde yaşamak istemiyoruz diyen binlerce gencin taleplerine kulak vereceğine polisleri görevlendirip ailelerini arayarak tüm haklı talepleri "Terör" yaftasıyla suçlu ilan etmeye çalışıyor. Yarattığı korku ve panik aileler tarafından gençlere şiddet olarak dönebiliyor. İşte bu şiddetin sonucunda bir arkadaşımız katledildi.
Daha önce polislerin ailelerimizi hukuksuzca aramasına ve hakkımızda iftiralar atmasına dair onlarca defa açıklamalarda bulunduk, durumu teşhir ettik, Meclis'te vekillerle, yetkililerle görüştük. Hiçbir zaman da yaptıklarımızı gizlemedik! Parasız eğitim için mücadele ediyoruz, yoksul mahallelerde çocuklara ders veriyoruz ve evet bu memlekete, geleceğimize sahip çıkıyoruz. Mücadelemizi, hedeflerimizi gizlemiyoruz! Bizimle uğraşacağınıza gidin hırsızları, katilleri yakalayın, yolsuzluk yapanları yakalayın gençlerle uğraşacağınıza, gençliğin sorunlarına çözüm bulun.
Hiçbir üniversiteli yoksulluktan kaynaklı üniversitesini yarım bırakmak zorunda kalmasın, hiçbir üniversiteli eğitim hayatını aynı zamanda güvencesiz işlerde çalışarak geçirmek zorunda kalmasın, barınma sorunu çekmesin, denetimsiz yurt asansörlerinde katledilmesin!
Artık yeter, tahammülümüz yok! Çekin kirli ellerinizi üstümüzden! Suçlular ortaya çıkana kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Katledilen sıra arkadaşımızın hesabını vereceksiniz.
Biz tek bir üniversitelinin, tek bir gencin bile bu sistemin yarattığı yoksulluğun pençesinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz. Hiçbir arkadaşımızın mücadele ettiği için devletin sistematik baskısına maruz kalmasına sessiz kalmayacağız.
Daha önce uyarılarımızı dinlemediniz, sürdürdüğünüz şiddet ve baskı yüzünden bir genç hayatını kaybetti. Suçlusunuz ve hesap verin! Bu cinayette parmağı olan herkes görevlerinden alınsın ve yargılansın. Gençlerin demokratik haklarını kullandıkları için devletin uyguladığı aile araması, ajanlaştırma girişimleri, yargı şiddeti son bulsun.
Bir arkadaşımızı daha kaybetmeye tahammülümüz kalmadı. Herkesi gençliğin geleceğine ve haklı mücadelesine sahip çıkmaya, destek olmaya ve onu büyütmeye çağırıyoruz!
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Şu zamana kadar okul saldırılarının sorumlusu ilan edilen kişi/kurum/olgular:
-Dijital oyunlar
-Diziler
-Andımızın kaldırılması
-Çalışan anneler
-Pink Floyd
-Maneviyatsızlık
-Aile dizilimi
Asla listeye giremeyenler:
-23 yıldır yargıyı, eğitimi, medyayı, ülkeyi yöneten iktidar.
Okulunda yapılan denemede 2.olmuş,madalya takmışlar çok sevinmiş.
Ailesinin tek çocuğuymuş Adnan Göktürk.
Ömrünün baharında bile değilken,küçücük bedenini tabuta koydular bugün.Hayalleri,geride kalan ailesi her şey yarım kaldı.
Adnan'ı unutmayın.
Çünkü unutturmaya çalışacaklar.
Daha dün Şanlıurfa’da bir lisede düzenlenen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırıya karşı öğretmenler bugün sokakta ses yükseltirken, bir saldırı haberi de Kahramanmaraş’tan geldi.
Şu ana kadar bir öğretmen ve üç öğrencinin hayatını kaybettiği, 20 öğrencinin ise yaralandığı duyurulan bu katliamın sorumluları bellidir.
Eğitimi tarikat ve cemaatlere terk eden; okulların çetelerin oyun alanı haline dönüşmesine göz yuman AKP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaşananların asıl sorumlusudur.
Şanlıurfa’daki saldırı sonrası sessizliğini koruyup, ancak ölümler gerçekleştikten sonra Maraş’a doğru yola çıkma zahmetinde bulunan Bakan Yusuf Tekin bir dakika dahi o koltukta oturmamalı, derhal istifa etmelidir!