Biz tutkuyla yaşıyorken zulme doğmuş insanlardık
Fazla kardeş olmuştuk, ondan ısrarcıydık
Suçla fazla erken tanıştık
Alışılmaz bildiğimiz o nefrete alıştık
Bir iz bırakacağız mutlaka
Bağır çağır durmadan
Hep beynimiz kurtlanan
Ne bela ne muskadan uzak duracaksak olmaz.
Küçük detaylarla sevindim ve daha küçükleriyle
Üzüldüm ben keşke sana da anlatabilsem
Bazı hislerimden söz etmeye dilim yetmez benim
Keşke gözlerimin lisanından anlayabilsen
Dokunma duyusu, dokunmanın zekası, cinnete engel olan bir yaşam hızlandırıcısıdır. Psikoz süreçlerindeyumuşaklık korkutucudur. Gerçekle gerçeğin gölgesinden ruha düşen izdüşüm arasındaki ölümcül uyumsuzluktur yumuşaklık. Her his muhtemel bir tehlikenin habercisidir.
yaşamı bir yara gibi karşıladım ve intiharın yarayı iyileştirmesini yasakladım. isterim ki sonsuzluğunun her anında bu açık çatlağı görsün tanrı. ona verdiğim cezadır bu.
Bazen öyle çok da fazla kurcalamıyacaksın
Bozulduysa bırak işinin ustasına, bir baksın
Güzel günler yakın, fakat uslanmıyacağız ki
Renkli düşler sokakların zulasında saklı.
Artıkyaşamakta anlatmakta yoruyordu Budünyanınüstüne
YatmışımyüzükoyunKalkgidelim dedimyokdediler üşüyordumSanki şugökyüzühepüstümüzüörtüyor ölümgözlerimigörüyorBende onu Hepbirdöngübiliyorumbaşladığım yerde sonu Anne insan deli dolu Çünkü bir yaşamı var ve çığ gibi bir korkusu
Karbon kağıdı gibi çoğaltılmış birbirinin aynısı aylak günler, sinir bozucu bir düzlem, nevrotik bir süreç, bozuk bir uyku düzeni ve anksiyete krizleri.
Bir buhranın tam ortasında olmayan bir umudu yeşertmeye çalışıp kendimizi kandırıyoruz sadece. Yorulduk ve dinlenmeye mecalimiz kalmadı. Nefes almanın insanın omuzlarına yük olduğu zamanlar varmış. Yaşarken görüyorsun. Yarına dair bir beklentin yok ve mutlu olmaya gücün de yok…
Yalnızlık değil de çıkar üzerine kurulu ilişkilerden, manzarasız sevgilerden ve tek taraflı fedakarlıklarla bezenmiş budala hevesleri aşk kisvesine uydurmaya çalışan insan kalabağından uzak olmanın verdiği kuvvetli maneviyat ve ebedi huzurun ruhuma yansıması daha doğru bir tabir.
Ruh yorgunluğu beden yorgunluğundan daha zor. Bedenin yorulunca uyursun geçer. Geçmezse biraz daha fazla uyursun ve bir şekilde kurtulursun o yorgunluktan. Ruh yorulunca öyle olmuyor. Kendinden kaçamıyor insan, zihnini susturamıyor. Uyumak istesen bile uyutmuyor. Kurtulamıyorsun.