işçi canından, kanından servet biriktiren hüsnülerin değil, 14 nisan 2019’da mimarlık ve tasarım fakültesi inşaatında iş cinayetinde katledilen HASAN DEMİRTAŞLARIN AVUKATIYIZ!
#ÖzÜMezuniyet2021@OzUKomitesi
hasan demirtaş.
14 nisan 2019’da özyeğin üniversitesi mimarlık fakültesi inşaatında can halatı olmadığı için iş cinayetinde hayatını kaybetti.
üniversite yönetimi 2 hafta ismini sakladı, ismini öğrenmek için bile mücadele edip oğlunu bulduk.
söz verdik, ismini unutturmayacağız…
Müvekkillerimiz Fethiye Ok ve Soner Çiçek, Diyarbakır CBS tarafından yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında bu sabah saatlerinde gözaltına alındı.
böyle bir ifşaat yapılacaksa iş hukuku çalışan avukat meslektaşlar da buna el yordamıyla, kendi dili ve tarzı, usulüyle katılabilir… bu yazılanların her gün bin misli yaşanıyor.
5 haziran cuma günü sakarya’daki fabrikasında çalışan 19 işçiyi tazminatsız şekilde işten çıkaran şen bir piliç markası da var. üstelik tazminat ödememek için iftira edip kod 49 ile işten çıkardıkları işçiler bu yüzden işsizlik maaşı da alamıyorlar.
10 yılı aşkın zamandır o işyerinde çalışan işçinin kediye, köpeğe vermek için evinden getirip işyerinde dolaba kaldırdığı yemeği görüp aylar sonra işten çıkarma yapacağı zaman geriden bunu gerekçe olarak tebligata yazıp hırsızlık ithamında bulunan işverenler var. saymakla bitmez.
iran’ın alçak abd’yi elediği, ak çocukların her maç 5 yediği, penaldo’nun 3-5 gol attığı, fas/uruguay/senegal’in sürprizler yarattığı, ochoa’nın yine şov yaptığı ve brezilya’nın kazandığı bir dünya kupası olsun… #R9#WorldCup
3 Şubat saldırısında tutsak edilen, partimizin önceki iki dönem eş başkanlığı görevini üstlenmiş yoldaşımız Şahin Tümüklü'nün bugün görülen duruşmasında tutukluluğunun devamına karar verildi. Yoldaşımız, tekli ring dayatmasını reddettiği için mahkeme salonuna getirilmedi.
Şahin Tümüklü'ye özgürlük, devrimci tutsaklara özgürlük!
Yoldaşımızın savunmasından:
“Yıllardan beri önünüze benzer dosyalar geliyor. Rejime karşı çıkan kuvvetlerin politika yapmasına, örgütlenmesine yönelik bir saldırı. Bu kuvvetler bertaraf edilmeye çalışılıyor, eğer bertaraf edilemezse de zayıflatmak için operasyonlar yapılıyor.
Sayısız kez gözaltına alındım, sayısız kez tutuklandım. Son iki yılda çok daha özel bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Her yıl 10 Eylül yaklaşırken, her kasım ayında bir soruşturma açılıyor, oradan bir operasyon geliyor. Biz hakkımızdaki soruşturmayı öğrenince, soruşturmaya dair ifade vermek için dilekçe verdik. 10 gün geçmeden evimiz basıldı, kapılarımız kırılarak, işkenceyle gözaltına alındık. Dosyada tutuklama olacağı önceden belli. Operasyon oluyor, medyaya yaygın bir biçimde servis ediliyor. 24 saatlik avukat kısıtlaması getiriliyor, bu 24 saatte itirafçılaştırma baskısı uygulanıyor. Sorgu hakimliğine girdik, tek bir soru bile sorulmadı. Amaç toplumda bir korku, kaygı ve biat örgütlemek.
Eş Başkanımızın duruşmasını takip etmişim. Hemen orada arkadaşlarımız bu duruşmayı takip ediyor. Orada polisler arkadaşlarımızın fotoğrafını çekecek, 'hakkında örgüt üyeliği dosyası olanların duruşmasına katıldınız' denilecek. Biz bu duruşmalara katılıyoruz, duruşmalara çağrı yapıyoruz. Bunu açık bir şekilde yapıyoruz, bu bir hak. Bu rejimin yaratmak istediği belirsizlik, keyfilikle ilgili bir şey. Suçlanan biziz, suçlu olmadığını ispatlaması gereken de biziz.
Biz her yıl 12 Mart'ta Gazi'de yapılan anmaya katılıyoruz. Biz bayrağımızı açar, her sene yürürüz, bunu saklamıyoruz. Biz oraya binlerce kişiyle katılıyoruz. ESP'nin bayrağıyla katılınca suç oluyor. Suçsa o zaman gözaltına al! Neden almıyorsun, devlet vatandaşına tuzak mı kuruyor? Bu toplumda korku, baskı yaratmak için yapılıyor.
Çıkınca yine bu eylemlere katılacağız. Burada söylüyorum, 15-16 Haziran'da eyleme gideceğim, 20 Temmuz'da Suruç Oturumu'na gideceğim, 7-8 Temmuz'da NATO Zirvesi'ne karşı eylemlere katılacağım.
Dosya her şeye hakim olduğunu söyleyip hiçbir şey söylemiyor. Telefon görüşmelerinde hiçbir şey yok. Siyasi bir parti, varoluş zorunluluğu olarak eylem yapar, propaganda yapar ki örgütlensin. Biz toplumda özgürlük, eşitlik isteyenlerin yanındayız; bu mücadelenin her alanında yer almaya çalışıyoruz."
3 Şubat saldırısı kapsamında tutsak edilen yoldaşımız Berkan Balcı, bugün görülen duruşmasında tahliye edilmedi.
Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar nafile. Tüm yoldaşlarımızı faşizmin zindanlarından alacağız.
Berkan Balcı'ya özgürlük, devrimci tutsaklara özgürlük!
Yoldaşımızın savunmasını paylaşıyoruz:
"ESP siyasi bir parti, ben de 15 yıldır siyasetin içerisinde olan, sosyalist dünya görüşüne sahip bir insanım. Sadece ESP binasına gitmek suçlama konusu yapılıyorsa, bu devletin kendi verdiği kararları tanımadığını gösterir. Devlet, Yargıtay onaylı bir partiye gitmeyi suç görüyorsa, yarın her parti için bunu yapabilir. Bunu darbe dönemlerine özlem duyanlar ister yalnızca.
Bir sonraki iddia, 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya katılım sağladığımın tespiti. Fezleke yazılmadan sanıkların kim olduğu araştırılsa, o mahkemede tutuksuz sanık olduğum anlaşılırdı. Bana SGDF ile dayanışmak için oraya geldiğimi söylüyorlar ama esas ben kendi mahkememe geldim ki SGDF yasal bir dernek zaten. Tüm duruşmalarıma katıldım. Süreklilik devam eden suç derken sanırım kendi mahkememe düzenli katılmamı kastediyorlar.
Baktılar ben kaçmıyorum, mahkememe geliyorum; mahkemeyi benden kaçırarak savunma hakkımı da gasp ettiler. Kendi mahkememe katıldığım suçlaması bir yana, ülkede yaşanan genel durumdan da üzüntü duyuyorum.
MASAK raporları ve HTS kayıtlarında hiçbir suç unsuru yok. İlk tutukluluğumdan bile eski tarihli kayıtlar. Ev sahibime gönderdiğim kira parası dosyaya konulmuş.
Gözaltında ters kelepçe yapmak, yere yatırıp sırtına basmak suç değil, açlık grevi mi suç? İnsanlık onuruna aykırı muamele esas suçtur. Susma hakkını kullanmak suç sayılıyor. Adı üstünde, susma hakkı. Hak mı değil mi?"
Gazeteci arkadaşlarımız, tutsak ajansımız emekçileri Nadiye, Elif, Pınar ve Müslüm çin Taksim Tünel'de bir araya geldi, "Tutsak gazetecilere özgürlük" dedi.
Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
Her türden saldırı karşısında dimdik durduk. Mücadeleyi sürdürmekten, umudumuzu büyütmekten vazgeçmedik. Ne korku ne yılgınlık çöktü üzerimize. Çünkü biliyoruz devrimden başka bir hayat yok.
Tutsaklığımız boyunca bizi yalnız bırakmayan, dayanışma gösteren herkese teşekkürler.
ırkçıların, faşistlerin karşısında; dem parti’nin özgürlük ve barış mücadelesinin yanında konum almak kendisine muhalif herhangi bir değeri yakıştıran herkesin sorumluluğudur. tarihin bu anı tarafsızlık kaldırmaz. 27-28 haziran’da özgürlük mitinglerinde buluşalım…
Bakırhan’dan ‘Özgürlük Mitingi’ne çağrı: Onurlu bir barış için katkı sunalım
▪️ Tuncer Bakırhan: ‘Yapacağımız mitingler sadece Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için değil, onurlu barış için bir araya geleceğimiz tarihi mitinglerdir’
https://t.co/AJkhQQnse1
27-28 haziran’da özgürlüğün, barışın tarafında mı olacaksınız yoksa bu savaş çığırtkanı vatan sevdalılarının tarafında mı olacaksınız? kimse için tarafsızlık söz konusu dahi olamaz.
aylardır “üçüncü yol olmaz” diye gezinen çokça çevre ne dem parti’nin 27-28 haziran’da düzenleyeceği özgürlük mitinglerine katılacak ne de müsavat’ın çağrısını yaptığı vatan sevdalıları mitingine… soran çıkarsa kendi açmazlarını üçüncü yol diye pazarlamaya kalkarlar belki…