📌 33’üncü Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu
ÇandAmed Kültür Merkezi’ndeki törende, farklı dallarda ödüller gazetecilere verilirken, yaşamını yitiren Özgür Basın emekçileri anıldı
Tören, ‘Özgür Basın susturulamaz’ sloganıyla sona erdi
https://t.co/KF8T8esk2z
Mekiye Akyel’in kaybolmasına ilişkin soruşturmada hazırlanan iddianame kabul edildi. Mekiye Akyel’in katledildiği yönünde değerlendirmeye yer verilen iddianamede, 3’ü tutuklu 5 fail hakkında ceza istendi. İlk duruşma 16 Ekim’de görülecek.
Wan’dan Gabar’a: 21 yıl sonra ilk ziyaret
📍Kendal Tetwan’ın ailesi, 21 yıl sonra Gabar Dağı bölgesindeki Basret köyünde bulunan Goristana Şehid Binevş’te oğullarının mezarını bulup ziyaret etti
#jinnewshaber
https://t.co/WfsUzfqPyC
İmralı Sekreteryası üyesi Veysi Aktaş, dünya çapında İspanyolca yayın yapan en çok okunan köklü ve etkili bağımsız yayın organlarından biri olan #Rebelión ‘na konuştu.
*27 Şubat’ın asıl önemi PKK’nin ortadan kaldırılmasında değil, silahlı çatışmanın yerini demokratik siyasetin alması için yarattığı imkânda yatıyor. Bugünkü tabloyu şöyle özetlemek mümkün: Çatışma sona erdi, ancak barış henüz inşa edilmiş değil.
*Sürecin sağlıklı ve etkili bir biçimde yürütülebilmesi için Sayın Öcalan’ın rolü, resmî muhatap ya da koordinatör olarak kurumsal bir yapıya kavuşturulmalıdır.
*Kök yasa, gerillaların hukuki durumuna bir kapı açıyor, ancak hala gerçek bir demokratik sosyal bütünleşme ve garanti yasası olmaktan çok uzak.Çerçeve Yasa’yı yeni yasalar takip etmelidir.
*“Silah bırakmak” ile topluma güvenli, onurlu ve eşit bir yurttaş olarak yeniden katılmak aynı şey değildir. Geri dönüş hakkı, güven inşasının temel unsurlarından biridir.
*Asıl ihtiyaç duyulan, kapsamlı bir Demokratik Entegrasyon Yasasıdır. Bir gerillaya yalnızca “Silah bırak” demek yeterli değildir. Aynı zamanda şu soruların da yanıtı olmalıdır: “Özgür, güvenli ve eşit bir yurttaş olarak nasıl yaşayacaksın? Demokratik siyasete özgürce katılman mümkün olacak mı?” Aynı şekilde sürgündeki birine yalnızca ülkesine dönmesini söylemek ya da siyasi tutsağa barışın geldiğini söylemek de yeterli değildir. Barışın hukuki güvenceleri, insanların yaşamlarında somut karşılık bulmalıdır. Bu nedenle Yasa’yı, kapsamlı bir demokratik entegrasyon ve normalleşme mevzuatına doğru atılmış ilk adım olarak değerlendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
*Yasa bir sonuç yasası değil, başlangıç yasasıdır. Olumlu yanı, devlet ile Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki çatışmayı yalnızca güvenlik ve ceza mevzuatı üzerinden ele almak yerine, silahların devreden çıkarılması ve demokratik entegrasyonun önünün açılması için hukuki bir çerçeve oluşturmasıdır. Bu, 2013-2015 döneminin temel sorunlarından birinin aşılmasına imkân sağlıyor: O dönemde bir süreç vardı, ancak hukuki güvenceler yoktu. Bu nedenle silah bırakmaya ilişkin yasa, bir barış yasasıyla eşdeğer görülmemelidir. Silahların bırakılması negatif barışın kapısını açar. Demokratik hakların güvence altına alınması ise pozitif barışı yaratır.
*Sayın Öcalan’ın altını çizdiği üç temel yasa; çoğulculuğu, barış kültürünü ve uzlaşmayı esas alan Demokratik Toplum Yasası, eşit yurttaşlık ve özgürlükleri esas alan Özgür Yurttaşlık Yasası ve Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasasıdır.
*Demokratik entegrasyon üç kavramla özetlenebilir: eşitlik, kimlik ve özgür irade. Kürtler, devlet ve toplumla bütünleşebilmek için Kürt olmaktan vazgeçmek, dillerini kamusal alandan çekmek ya da kültürel kimliklerini özel alanla sınırlandırmak zorunda kalmamalıdır. Burada temel bir nokta var: Entegrasyonun tek öznesi Kürtler değildir. Devletin ve çoğunluk toplumunun da dönüşmesi gerekir. Eğer entegrasyon yalnızca Kürtlerin mevcut sisteme uyum sağlaması anlamına geliyorsa, bu demokratik entegrasyon değil, asimilasyonun daha yumuşak bir biçimidir. Mesele yalnızca Kürtleri sisteme dahil etmek değil, sistemi çoğulcu hale getirmektir.
*Siyasi dengeler değiştiğinde taraflardan birinin süreci tek taraflı olarak sekteye uğratmasını engellemek için müzakerelerde varılan sonuçlar anayasal ya da yasal güvencelere bağlanmalıdır.
*Yurttaşlık tanımı herhangi bir etnik, dini ya da kültürel kimliği içermemelidir. Yurttaşlık, devletle kurulan hukuki ve siyasal bağ üzerinden tanımlanmalıdır.
Şöyle bir formülasyon düşünülebilir:
“Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı, kişinin Cumhuriyet ile kurduğu hukuki ve siyasal bağa dayanır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığına sahip herkes, etnik kökeni, dili, dini, kültürü veya inancı ne olursa olsun eşit haklara sahiptir.”
Buna şu hüküm de eklenebilir:
“Hiçbir yurttaş, etnik veya kültürel kimliği nedeniyle başka bir yurttaştan üstün ya da aşağı görülemez.”
Buradaki amaç “Türk” kimliğinin yerine “Kürt” kimliğini koymak değil, devlet yurttaşlığını herhangi bir etnik kimliğin aidiyet alanı olmaktan çıkarmaktır.
*Merkezi yönetim yetkilerini paylaşmalıdır. Bu, üniter devlet yapısının mutlaka ortadan kaldırılması anlamına gelmez. İdari vesayetin keyfi denetimden yargısal denetime taşınması, kayyım atama uygulamasının sınırlandırılması ve seçilmiş organların korunması yerel demokrasiyi güçlendirecektir. Aşırı merkeziyetçilik verimsizlik ve hesap verebilirlik sorunlarına yol açarken, aşırı parçalanma da koordinasyon ve eşitlik sorunları yaratabilir. Güçlü yerel yönetimlerle merkezi koordinasyonu birlikte esas alan dengeli bir modele ihtiyaç vardır.
https://t.co/iG7j5n1NvB
Bav Mendûh Çîçek diyar kir ku kurê wî di girtîgehê jiyana xwe ji dest daye.
Eskişehir Cezaevi yönetimi dün tutuklu Şiyar Çiçek’in ailesini aradı ve oğullarının hastaneye kaldırıldığını bildirdi.Hastaneye giden aileye Şiyar Çiçek’in ölüm haberi verildi
Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rol alacağı açıklandı. Abdullah Öcalan'ın burada yalnızca silahsızlanmayı koordine etmesi değil, süreci baş müzakereci olarak ören bir yerde konumlanacağı ön görülüyor.
Kürt hareketinin ortaya koyduğu çerçevede temel taleplerden biri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın devlet tarafından oluşturulan alt kurullardan birinin üyesi olarak değil, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” olarak rol alması.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık Nuçe TV’ye konuştu:
*Türkiye Meclisi’nde çıkarılan yasa bizim taleplerimize uygun değildi. Türkiye devleti bu yasayı daha çok kendi yaklaşımına göre çıkardı, bizim esas taleplerimize göre değil.
*Bu yasa konusunda bizimle Türkiye devleti arasında bir tartışma sürüyor.
*Bizim açımızdan önemli olan nokta, Önder Apo’ya bu süreci yönetebilmesi ve başarıya ulaştırabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasıdır.
*Önder Apo bize danışmadan hiçbir adım atmıyor, görüşümüzü alıyor. Belki doğrudan Türkiye devleti ve İmralı ile toplantılar yapmıyoruz ancak görüşlerimizi Önder Apo’ya iletiyoruz. DEM Parti heyeti aracılığıyla mesajlar gönderiliyor ve alınıyor.
*Gazeteciler ve danışmanlar İmralı'ya giderek Önder Apo ile görüşecek. Sürecin hızlandırılması ve sonuca ulaşması gerekiyor.
*12’nci Kongre’yi gerçekleştirdiğimiz ve PKK’yi feshettiğimiz zaman, Önder Apo’nun pratik olarak çalışabilmesi gerektiği yönündeki kararımızı ortaya koymuştuk. Kendisi fiziki olarak özgür olmadığı sürece devletin bu yasası hayata geçmez. Önder Apo özgür olmazsa silah bırakmayız ve Türkiye’ye de gitmeyiz.
*İran rejimi Kürtlerin sorunlarını çözmezse yıkılacaktır. Rojhilat'taki Kürtlerin kendilerini örgütlemeleri ve hazırlık yapmaları gerekiyor. Demokratik entegrasyon başarıya ulaşmaz ve savaş ihtimali doğarsa , kendilerini savaşa hazırlamaları gerekir. Süreç başarıya ulaşmazsa biz de büyük bir savaşa hazırız.
Rojin Kabaiş dosyasında yeni gelişmeler yaşandı.
* ‘Hocam’ dediği kişiden DNA alınacak.
*Şüpheli bulunan ve ağır cismin taşındığı görüntülere yansıyan eve gece saatlerinde baskın düzenlendi, şüphelilerin ifadeleri alındı.
Detaylar haberde ⬇️
https://t.co/GHh2L8MM6J
“Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır. Amaç egemenliğin değil eşitliğin ve özgürlüğün ittifakıdır. Alevi Rönesansı da bu ortak demokratik geleceğin en önemli sütunlarından biridir.”