Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
1924 doğumlu Fikri Amca, 1997'de 73 yaşındayken Diyarbakır Koşuyolu'nda gözaltına alındı ve zorla kaybedildi...
Fikri Amca zorla kaybedilmeden önce Diyarbakır Dağkapı'daki avukatlık büroma haftada birkaç gün mutlaka uğrardı.
Gözaltına alındığı gün 1 saat sonra, şu an müze olan, Saraykapı'daki adliyedeydim. Maalesef faili meçhulleri koruyan yargı duvarını aşamadık, kendisine ulaşamadık ve gözaltına alındığı inkar edildi, hala da naaşına ulaşamadık...
Dilşah Teyzem, 90 yaşında. Tam 29 yıldır eşi Fikri Amcanın yasını tutuyor. Ölümünden sorumlu olanları bir tarafa bırakıyorum; en azından Dilşah Teyze sağken, hayattayken hiç olmazsa nereye defnedildiğini söyleyin, ihbar edin, yazın. Ölmeden önce sağlığında bir dua edebilsin.
Bugün Anneler Günü, Dilşah Teyzemin de, kayıplarının peşinde yas tutan bütün annelerin de ellerinden öpüyorum.
#FikriÖzgen #AnnelerGünü
@CmrtesiAnneleri@ihdgenelmerkez
Ma pêro pîya serkewtî!🏆
Bêrê ma Parka Newroze de bêre tehet û serkewtişê xo pîya pîroz bikerê!
💚❤️
Birlikte başardık!🏆
Gelin Newroz Parkı’nda buluşalım, zaferi birlikte kutlayalım!
TEBRİKLER!🏆
Amedspor Engelsiz Basketbol Takımımız, Manavgat’ta oynanan play-off karşılaşmasında KKTC Vakıflar Eng. Basketbol Takımı’nı 72-70 mağlup ederek Süper Lig’e yükselmiştir.
Bu önemli başarıda emeği bulunan tüm sporcularımıza, teknik ekibimize ve branş sorumlumuza teşekkür eder; sezon boyunca bizlere destek veren taraftarlarımıza ve yanımızda olan herkese şükranlarımızı sunarız.
Engelsiz sporun gelişimine katkı sağlayan, mücadele ruhu ve azmiyle kulübümüzü gururlandıran takımımızı yürekten kutluyor; Süper Lig’de başarılarla dolu bir sezon diliyoruz.
💚❤️
PÎROZ BE!🏆
Tîma me ya Basketbolê ya Bêasteng a Amedsporê, di lîstika play-offê ya ku li Manavgatê hat lîstin de, tîma KKTC Vakıflarê bi encama 72-70 têk bir û derket Super Lîgê.
Em spasiya hemû werzîşvanên xwe, ekîba teknîkî û berpirsiyarên xwe dikin ku keda wan di vê serkeftina mezin de heye; em spasiya alîgirên xwe û her kesê ku di tevahiya sezonê de piştgiriya me kirine dikin.
Em tîma xwe ya ku bi ruhê têkoşîn û xîretê bûne serbilindiya kulûba me, ji dil û can pîroz dikin; em di Super Lîgê de ji wan re sezoneke serkeftî dixwazin.
Amedspor artık Süper Lig’de!
Ama biliyoruz: Asıl mücadele şimdi başlıyor. Daha güçlü bir kadro, daha büyük başarılar için şimdi omuz omuza durma zamanı.
AMEDSPOR yaz 2139’a gönder, takımına ses ol.💚❤️
Amedspor êdî di Super Ligê de ye!
Lê em dizanin: Têkoşîna esas niha dest pê dike. Ji bo kadroyeke xurtir û serkeftinên mezintir, niha dema pişta hev girtinê ye.
AMEDSPOR binivîse, ji 2139’an re bişîne û bibe dengê tîma xwe.
Fotoğrafa baktım… ve sustum!..
Ben çok fotoğraf gördüm…
Yangın yerleri gördüm, cenazeler gördüm, annelerin feryadını, çocukların sessizliğini gördüm!
Gazeteci olarak nice acıya tanıklık ettim!
Ama bazı kareler vardır ki haber olmaz…
İnsanın içine oturur.
Bu fotoğrafa baktım…
Ve sustum!..
Çünkü bazen kelimeler yetmez.
Bazen bir yüz, bir halkın yıllardır içine gömdüğü acıyı tek başına anlatır.
Burada gördüğümüz şey yalnız bir kadın değil!
Burada, yılları elinden alınmış bir ömür var!
Babaya son kez sarılamamanın acısı var!
İki ağabeyin ardından duvara yaslanıp sessizce ağlamanın ağırlığı var!
Bir ablanın ardından içine gömülen çığlık var...
En ağır ceza nedir bilir misiniz?
Sevdiğin insanların acısına dokunamamak…
Bir mezarın başında dua okuyamamak…
Son kez “hakkını helal et” diyememek…
İnsan bazen dört duvar arasında sadece özgürlüğünü kaybetmez!
Hatıralarını kaybeder...
Sarılmaları kaybeder...
Vedaları kaybeder...
Ve en kötüsü, yılları kaybeder...
Yıllar gider…
Ama bir babanın sesi geri gelmez!
Bir ağabeyin gölgesi geri gelmez!
Bir ablanın sıcaklığı geri gelmez!
Ben bu kareye baktığımda siyaseti görmedim.
Ben burada bir evladın içinden koparılan zamanı gördüm...
Bir kadının gözlerine çöken memleket kadar büyük hüznü gördüm.
Ve içimden sadece şu geçti:
Bazı zulümler insanı yaşlandırmaz, doğrudan içini çürütür!
Bugün bu fotoğraf sadece bir kare değildir!..
Bu, hepimizin vicdanına bırakılmış ağır bir sorudur.
Kimse konuşmasa da bazı yüzler gerçeği haykırır!..
Ben baktım…
Ve sustum.
Çünkü bazı acılar karşısında insanın gözleri konuşur!
Bazı acıların sesi yoktur canlar… ama sustuğumuz her an, o sessizlik insanın içine mezar gibi çöker.
#ÇetinYılmazYazıyor
#FigenYüksekdağ #Vicdan #Adalet #Halkınİradesi
Yerel seçimin yıl dönümünde herkes birbirine teşekkür etti; yitip gidenlere, bedel ödeyenlere…
Seçim dönemleri malum; biz gazeteciler koşturur dururuz. O telaşın, o yoğunluğun içinde bazı yüzler, bazı sesler kalır akılda. Ve bazı kayıplar vardır ki, zaman geçse de eksikliği hiç dinmez.
Benim için o isimlerden ikisi, Mustafa Mesut Tekik ve Mehmet Gidici… İkisini de yakın zamanda kaybettik. Biri bir dost, bir abi; diğeri emeğiyle, sessiz ama derin iz bırakan bir yol emekçi...
Aslında her şehirde onlar gibi yüzlerce, binlerce emekçi var. Kimi bulunduğu konum gereği görünür olur, kimi ise hiç görünmeden büyük bir yükü omuzlar. Ama hepsinin ortak yanı şudur: Kişisel ikballeri için değil, bu halkın yararı için koşarlar, yorulurlar, emek verirler.
Sadece hatırlamak değil; onların bıraktığı izleri, taşıdığı yükü ve verdikleri emeği de anmak gerekiyor.
Ruhları şad olsun…
Adı bilinen, bilinmeyen; sayılan, sayılamayan tüm emekçilere özlemle.
Aujourd’hui, j’ai reçu un appel téléphonique du président Emmanuel Macron. Il a présenté ses condoléances à nous-mêmes ainsi qu’aux familles des peshmergas tombés lors de l’attaque de missiles à Soran, et a exprimé ses vœux de prompt rétablissement aux blessés. Il a également condamné avec fermeté l’attaque survenue aujourd’hui à Dohuk et a réaffirmé le soutien constant de la France envers la région du Kurdistan et l’Irak.
Je l’ai remercié pour cet échange ainsi que pour les positions internationales de la France, et nous avons discuté des derniers développements liés au conflit. Nous avons insisté sur l’importance d’intensifier les efforts diplomatiques afin de parvenir à une cessation des hostilités.
Je viens de m’entretenir avec le Président de la région autonome du Kurdistan irakien Nechirvan Barzani.
Je lui ai fait part de mon soutien à la suite de l’attaque inacceptable qui a visé sa résidence à Dohouk ce matin. Ce développement très préoccupant s’ajoute à une recrudescence des attaques contre les institutions irakiennes, comme celle qui a causé la mort de six Peshmergas cette semaine et pour laquelle j’ai fait adressé au Président Barzani toutes mes condoléances.
La souveraineté de l’Irak, et du Kurdistan en son sein, sont indispensables à la stabilité régionale. Tout doit être fait pour éviter que l’Irak ne soit entraîné dans l’escalade en cours. La France demeure aux côtés de ses partenaires irakiens.
Abdullah Öcalan hiçbir zaman Hendek meselesine destek vermedi tersine “Öcalan'dan PKK'ye hendek tepkisi!”şeklinde çok sayıda haberi bulmak mümkün
Mesela https://t.co/Yv1nq8rY1I haberi aşağıdaki gibidir 👇
“ Abdullah Öcalan, Selahattin Demirtaş'ın "Darbeye karşı direniştir" dediği hendekleri sert bir dille eleştirerek "Hendek savaşları sivil halkın yaşamını tehlikeye attı" dedi. Barış sürecinin yeniden tesisi için İmralı'nın devreye sokulmasına yönelik çağrılara karşı Öcalan'ın hem devleti hem de PKK'yı eleştirdiği öğrenildi.
"HALKIN DESTEK VERMEDİĞİ HİÇBİR SAVAŞ..."
Hükümet kaynaklarından edinilen bilgiye göre, "Bu aşamada benim devreye girmem bir şey ifade etmez" dediği öne sürülen Öcalan, PKK'nın şehirlerde başlattığı hendek savaşlarına halkın destek vermediğine dikkat çekti. Öcalan'ın "Halkın destek vermediği hiçbir savaş kazanılmaz" yorumunda bulunduğu ifade edildi.
"ŞU AŞAMADA DOĞRU DEĞİL"
Taraf'ın haberine göre; Öcalan'ın "PKK bölgedeki gelişmeleri yanlış okudu. Uluslararası güçlerin savaşına alet oldu. Ve hendek savaşları ile sivil halkın hayatını tehlikeye attı. Halk da bunları gördü ve PKK'nın hendek stratejisine destek vermedi. Bu aşamada benim devreye girmem bir şey ifade etmez" dediği aktarıldı.
DEMİRTAŞ: HENDEKLER DARBEYE KARŞI DİRENİŞTİR
Öte yandan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu bir açıklamada hendeklerle ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: "Ortada 3-5 çapulcu terörist yok. Ortada halk olarak kabul edilmemiş bir topluluğun hak talebi var. Devletin bu hak talebine karşı tankla topla saldırısı var. Hendekler ondan sonra ortaya çıktı. Bugün Kürtlerin küçümsediğiniz barikat, hendek dediğiniz şey darbeye karşı direniştir. Darbe yapılmıştır. Koalisyon kurulmasına Meclis'in açılmasına izin verilmemiştir. Toplum korkutulmuş, Ankara ve Suruç'ta katliamlar yapılmış, yeniden tek başına iktidar elde edilmiştir."
Hatta ilk Hendek olayından “… birkaç gün sonra PKK'nın İmralı'daki lideri Abdullah Öcalan'ı ziyaret eden Hatip Dicle, Öcalan'ın gençlik yapılanmasına hendeklerin kapatılması talimatını iletti. KCK üst yönetiminden de aynı yönde çağrı geldi.”
1- https://t.co/IlSrat4WJo
2- https://t.co/Ya5zkPnnyI
3- https://t.co/zCmsQpYaql
Bu meselede en rahatsız edici olan şey, hakikatin bu kadar hoyratça çarpıtılmasıdır. Bu meselede gerçeği çarpıtarak , Abdullah Öcalan üzerinden kesin hükümler kuranlar, aslında ne halkın yaşadığı acıyı ne de o dönemin karmaşıklığını umursuyor. Hendek sürecinde en ağır bedeli ödeyen Kürt halkı oldu; evler yıkıldı, şehirler harabeye döndü, insanlar yerinden edildi. Buna rağmen, bu trajediyi soğukkanlı biçimde analiz etmek yerine, kendi politik anlatısını güçlendirmek için gerçeği eğip bükmek, en hafif tabiriyle ahlaksızlıktır. Bu ahlaksızlar, Kürtlerin yaşadığı yıkımı anlamaya değil, onu araçsallaştırma derdindeler. Hakikatle yüzleşmek yerine slogan üretmek, ne siyasettir ne de ahlaktır; sadece halkın acısı üzerinden pozisyon devşirmektir.
Ne kadar güzeller , asiller , içtenler ve bizdenler. Ne kadar güzel Kürtler. Gerçekliğimizden ve değerlerimizden uzak kişilikler bir daha böylesi anlamlı etkinliklere asla dahil edilmesin. Herkes anlamıştır…