Eski DBP eş genel başkanı Sn Mehmet Arslan @ArslanMehmettt Rêber Aponun “Demokratik Entegrasyon “
kavramsallaştırmasının ne anlama geldiğimi anlatmış.
Mutlaka dinleyin .
Oslo’da konuşan Kürt aktivist Jina Babamîrî
🔶"Benim adım Jîna Kürtçede 'yeni yaşam' demek.Babam bu ismi sisteme kaydettirmek için büyük bir mücadele verdi. Jîna Emînî’nin de 2 ismi vardı; resmiyette Mahsa’ydı çünkü ailesi rejimin dayattığı Farsça bir ismi seçmek zorunda kaldı.”
Yaprağından dalına, gövdesinden damarlarına kadar tahrib edilmiş bir kültürün varlık yokluk mücadelesinde kurulan parti ve parti kurumlarının başvurdukları doğru-yanlış yöntemlerin tümü araçsaldır ve geçicidir. Verilen bütün bedeller bilincin ve kültürün açığa çıkarılması içindir.
Bu cümleleri siyasi toplantılarda ve diyaloglarda sürekli duyarız.
Kürt-Zaza sanatını açığa çıkarmak amacıyla siyasal hareketin bünyesinde sanatsal kurumlar oluşturuldu. Sahipsiz kalan bu alanın meşruiyeti ve temsili için de büyük bedeller verildi. İlk başladığımız yıllarda bu kurumlar hep yanımızda oldular, sanatımızı icra etmek için bizlere yeni alanlar açtılar. Dükkanları, büroları, evleri basıldı, kol kanatları kırıldı, zulüm gördüler, hapis yattılar. Bahsedilen süreçte yanımızda duran Hunerkom, Mîr Muzîk, Kom Muzîk gibi kurumlara minnetdârız. Bu birlikteliği, omuz omuza mücadeleyi da her zaman ve her yerde gururla anlatırız. Ancak değerli sanatçı kardeşim Mem Ararat'ın bahsettiği tartışmayı birbirimizi kırmadan devam ettirmemiz, kendimiz, tarihimiz ve değerlerimize duyduğumuz saygının gereğidir.
Bir gerçek var ki sanatın yolu ile siyasetin yolu her zaman ve çağda tümüyle aynı değildir. Eğer bir yer ve çağda ikisi arasında sürekli ve tam bir uyum varsa ortada bir sorun var demektir. Siyaset bulunduğu zamana ve güne endekslidir, sanat ise toplumsal hafızaya hakim olan duygusal kodlarıyla zaman ve mekan ötesidir, en azından maksadı ve hedefi budur. Her ikisinin algısında farklılıklar vardır ve bu doğaldır. Bu gerçeği ve durumu anladığımızda iki alanın birbirlerini muazzam şekilde tamamladığını görebiliriz.
Bir çok sanatçı gibi benim de bu kurumlarla kavgam oldu. Kurumlara katılan, görev alan kişilerin beraberlerinde getirdikleri anlayışlar veya merkezden üretilen sanata yönelik yanlış yaklaşımlar vb.
Kürt-Zaza sanatının yeniden üretilmesiyle beraber siyasal hareketin bünyesi içinden ya da dışından yeni sanatkarlar, yeni anlayışlar ortaya çıktı ki amaç ve sonuç buydu zaten.
Şimdi hareketin bünyesindeki kurumlar, "daire" dışında kalan veya "kurum dışı" olan yeni isim ve oluşumlarla nasıl ilişkilenecekler? Huzursuzluğa ve gerginliğe sebep olan durum tam da budur. Yoksa "telif", "Kom Müzik" veya bazı şahıslar değildir. Durum yapısaldır. Tartışılması gereken budur.
Devrimci ve ulusal bilincin geniş halk kesimlerine aktarılmasıyla beraber oluşan yeni yapıda toplum takip edeceği, seveceği ya da sevmeyeceği sanatçıyı kendisi seçiyor artık. Şimdiye kadar öncülük misyonunu üstlenen emekdar kurumlara düşen yeni görev, kendi halkına güvenmeleri ve bu yolda halka eşlik etmeleridir. Çünkü partiler ve siyasetler seçenek sunabilir, ama halk seçer, seçimi yapan halktır. Halk kendi sihirli dinamiğiyle bunu seçiyor veya vazgeçiyor. Kalıcı olmak da sanatçının çabasına, kendini geliştirmesine kalıyor.
Bundan kastım örgütsüzlüğü öğütlemek ve savunmak değildir. Her sanatçı siyasal yapılar içinde de örgütlü olabilir, sanatçı örgütleri içinde de. Örgütsüz sanatçı bir süre sonra kendi gölgesine tapmaya başlayabilir. Bizi sanatçı olarak diğer insanlarla eşitleyen şey, sosyal varlıklar olmamızdır.
Atalarımızdan miras kalan bahçe elimizden alınmıştı. Bahçemizi yakmışlardı. Tarumar etmişlerdi. Verilen ve daha da verilecek olan bedellerin toplamında bir bilince ulaştık ve bize ait olan bahçemize sahip çıkmayı öğrendik. Siyaset veya parti "bahçeyi ben size geri kazandırdım, benim sözüm geçer" dememelidir. Çünkü halk artık bunun bilincindedir.
"Kurum içi-dışı" anlayışını sorgulayarak bahçemize renk katan, değer katan her bireyi ve çabayı yüceltmeliyiz.
Sonuç olarak bahçe hepimizindir, o kutsal emaneti ekip biçerken kimse üstten konuşmamalı. Emek veren, üreten her kimse, o bahçede hakkı vardır. Bize ait olan değerlere, kendimizden birine hor davranmadığımız sürece doğru yoldayız demektir.
Yolsuzluktan tutuklanan Xelfetî Belediyesi kayyımı Şeref Albayrak’ın yıllık 410 milyon TL’lik gelire rağmen 6 şirkete 3 milyar 664 milyon para aktardığı ortaya çıktı. Belediye avukatı Mahsun Karakurt, 27 ihalede usulsüzlük tespit ettiklerini aktardı.
https://t.co/MD2zwUsvfz
🔴 Çocuklar Daha Kolay Kürtçe Öğrensin Diye Çizgi Film ve Animasyonlara Kürtçe Dublaj Yapıyorlar!
➡️ Astera Media çocukların daha kolay ve anlaması için bir Kürtçe Dublaj ofisi kurdu ve onlarca Çizgi Film, Animasyona dublaj yaptılar.
➡️ Yaptıkları işler sosyal medyada büyük beğeni topladı!
Kürdistanlı gençlerin yeniden yapılanma konferansı Basel’de start aldı
Avrupa’da yaşayan Kürdistanlı gençlerin öncülüğünde organize edilen “Yeniden Yapılanma Konferansı”, bugün İsviçre’nin Basel kentinde başladı.
https://t.co/HDmwXMHGGs
https://t.co/9bG5ms1zuI
Yavrumun yavrusu diye çümleye başlamama sebep olan üslubun neden, Newroz da sahne almadığının açıklaması olmuş aynı zamanda. Anlayalana !
Allahtan Newroz tertip komitelerinde kendini dayatmak nüfus sahibi olmaya bakmıyor, yaşasın liyakat ☺️
Bak yavrum, Ahmet Türk yillardir, artik siyaset yapmak istemedigini, sagliginin buna el vermedigini dile getiriyor, her seferinde Parti israrla onu aday gosteriyor çünki adamin oyu var. Nüfus dedigin bu olsa gerek.
Kendisini direterek, ön seçimde birinci olmuş kadın arkadaşı nüfusu ile elimine eden ve Mardin kadın kotasını askıya aldıran sayın Ahmet Türk için de eril eleştirisi yapmış olsaydı belki güvenilirliği artardı.
Gürkancim, sen ÖHD başkanligi yaparken, hapis cezası korkusuyla, başkan olduğun halde, kaçmiş birisin. gözaltindayken aynı anda birden fazla kadin ile ilişki yaşiyor olduğun ortaya çikti ve kadinlarin senin çok eşliliginden haberi yoktu. Biz simdi senin yorumuna mi güvenecegiz:)
Kendisini direterek, ön seçimde birinci olmuş kadın arkadaşı nüfusu ile elimine eden ve Mardin kadın kotasını askıya aldıran sayın Ahmet Türk için de eril eleştirisi yapmış olsaydı belki güvenilirliği artardı.
Hejacım "adhominem safsatası" "kuyu zehirleme" taktiği her şeyi biliyorsun maşallah! Ceza alacağı korkusuyla kaçmışsa iyi yapmış sen tatile mi çıkmıştın ablacım ?
Gürkan’ın “sadakat” meselesi ile senin Newrozda sahne alıp almamanın alakası ne? Sen sadakat kurumu musun ablacım ?