“Her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi gelir” demiş Baudelaire.
Ama Nietzsche anlatmış:
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye. "Ol" der tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. "Ol" der tanrı. Bulut olur. Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da "ol" der tanrı. Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar. Ordan esen burdan eser, kaya bana mısın demez! Bildiniz, tanrı kaya olmasına da izin verir. Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı.
Sırtında bir acı ile uyanır. Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır...
Amor Fati de demiş Nietzsche. Kaderini sev. Acısıyla, tatlısıyla bizim için olanı yaşamak, anlamak, öğrenmek, devam etmek Zorundayız…
This image of Iryna, terrified and in tears, as she realizes what has just happened to her and understands that the next few moments will be her last, tears my soul apart.
In the midst of everything that’s happening, do not forget about her.
Kadınların ifşalarına inanmamak şöyle dursun, herkes bilsin ki bunlar gerçeğin onda biri bile değil. Kadınların birini ifşa etmesi için öyle çok aşamadan geçmesi gerekiyor ki. Bir defa en zoru bunun yaşandığına kendini de inandırmak. Adını koymak. Tatsız bir an deyip geçmemek.
Yine bütün ülke giydikleri üzerinden, sınava girecekken rızası olmadan görüntülenen bir kadının üzerinde tepindi. Bu sanal recmdir. Bu ülkede kadın düşmanlığı ve şeriatçılık hakim, ben de bir taş atayım kendimi tatmin edeyim şeklindeki rezil varoluşlarınızı sorgulayın.
Yarın bir gün İkbal ve Ayşenur’un katledilmesi gibi bir trajedi tekrarlandığı zaman buradaki herkes en büyük kadın hakları savunucusu olacak.
Sonra o gündem bittiğinde buldukları ilk fırsatta bir kadını en az iki gün linç edecekler.
Ve kimse de bu iki yüzlülüğü yadırgamayacak.
Her sene okul kapılarında gencecik kızların koşuşunu, üstündekileri zoomlayarak çekip sonra deccal sürüsü erkeklerin önüne atan gazetecileri, haber sayfalarını da konuşur muyuz?? Haber değeri nedir mesela her sene aynı şey, stres içindeki gençlerin ağzına kamera sokuyorsunuz