Puşkin’in bir şiirinde bir kartal ile karganın diyalogu var. Ölümünün yaklaştığını hisseden kartal, daha yavruyken tanıdığı karganın nasıl bu kadar uzun bir ömür sürdüğünün sırrını çözmek ister. Karga bunun nedeninin yükseklerde seyretmekle aşağılarda yaşamak arasındaki farktan kaynaklandığını söyler. O çürümüş ağaçların kovuklarında yuva yapar, hayvan leşleriyle beslenir, en sevdiği yemek iki yıllık tayların çürümüş leşleridir. Leşlerden yüzüne vuran kokuşmuşluğun soluğu sağlığı için en iyisidir. Uzun bir ömür konusunda kartala vereceği inci kadar değerli öğütleri vardır. Ancak o kartalın önüne iki yol sermekle yetinecektir: Birincisi, kendisi gibi yaşayıp bin yıllık bir ömre sahip olmasıdır. İkincisi ise yükseklerde uçup çok daha kısa bir ömürle yetinmesidir. Kartal “Senin uzun ömrün senin olsun, leş yemek senin payına düşsün. Başı sürekli yerde ve hep leşle beslenen bin yıllık ömre sahip bir karga olacağıma, kartal olarak en yükseğe çıkıp başım dik ölmek isterim” der. Dünyanın en büyük şairlerinden Puşkin’in mesajı açıktır: Esas olan insanın ne kadar uzun yaşadığı değil nasıl yaşadığıdır.
Nüfusa yazılmayan “Newroz” adını yaşamı boyunca kimliğinin bir parçası olarak taşıyan İsyan Ferman Şengal, 6 harfin gerekçelerinin peşinden üniversiteden cezaevine, oradan özgürlük dağlarına uzanan yaşamında hakikat arayışından vazgeçmedi. “Anne ben gidiyorum” diyerek çıktığı yolda “Yolun açık olsun” diyerek uğurlandı.
Birêzdarî.
“Hep PKK’liler çok fedakâr insanlardır denir ya, bu tanımlamayı tam benimsediğimi söyleyemem. Fedakârlık bana hep sanki iyi bir şeyden vazgeçmekmiş gibi gelir. Bu anlamda Kemal Pir fedakârlık yapmadı, Mazlum Doğan fedakârlık yapmadı diye düşünürüm. Mazlum istediği gibi yaşadı, Mazlum herkesten daha iyi yaşadı. Çünkü yaşamanın en anlamlı biçimi onların yaşamının ta kendisidir. Yaşamak, o an neyi emrediyorsa ona cevap olmaktır; dopdolu yaşamasını bilmektir. Yaşamak, dinin cennet olarak tarif ettiği bir mekânda, ağaçların serin gölgesi altında, durgun akan bir suyun kenarında yan gelip yatmak, yiyip içmek isterken bile elini kıpırdamamak, sadece arzu etmek, arzu edilen her şeyin gerçekleştiğini görmek demek değildir. Bizim cennetimiz bu olamaz. Apocu cennet bir mücadele zeminidir.”
Karker yoldaşımız, yanından bir an bile ayrılmadığı Şehîd Fuat - Ali Haydar Kaytan yoldaşımızla birlikte şehadete ulaşarak ölümsüzler kervanına katıldı. Katıldığı ilk günden itibaren emsalsiz bir militan duruş sergileyen, gurbetten Kurdistan’ın özgür dağlarına uzanan bu muazzam yürüyüşü Fuat yoldaş gibi devasa bir çınarla aynı mevzide, aynı mekânda şehadetle taçlandıran Karker yoldaşımız, ardında asla unutulmayacak fedaice bir mücadele mirası bıraktı.
Dersîm’in boyun eğmez yurtseverliğinden Avrupa’ya, Avaşîn’den Qendîl’e ve Mêrdîn’in direniş mevzilerine uzanan bu destansı ve fedaice yürüyüşün sahibi Şehîd Çekdar Munzur.