@slmhktn Kimse mağdurum demesin Allah'ın haram kıldığı kazanç peşine düşersen her şey gelir başına buna şükredin sadece paranız gitti
Alev Alatlının dediği gibi her kazanç helal değildir
Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin.
Dün de ifade ettim: Biz başkalarına benzemeyiz.
Onlar baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar, belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar.
Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikâbı, her türlü kirli, pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara sahip çıktılar.
İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar.
Daha bizim söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar.
Şimdi çıkmış, kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar.
Onlara diyorum ki hadi oradan.
Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız?
Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın; şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.
Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir: Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız.
Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.
Aramızdaki fark işte budur.
Bu ülkede
Yorgun görünüp de
Gerçekten yorgun olan
tek bir adam var.
O da
RECEP TAYYİP ERDOĞAN.
Oy vereniyle, vermeyeniyle...
Seveni ve sevmeyeniyle
hakkı ödenmeyecek
bir devlet adamı.
BEN SENDEN RAZIYIM.
ALLAH DA
SENDEN RAZI OLSUN, REİS.
Reis içteki ve dıştaki bunca alçakla gece gündüz demeden uğraşırken, onun yanında görünüp cebini doldurmaya çalışan kim varsa Rabbim burunlarından fitil fitil getirsin.
Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir.
Bu ülke, kâğıt hamur yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür.
En utanç verici kitap katliamları ise millî iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır.
En son 28 Şubat döneminde, 500’ü Sultan 2’nciAbdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser, devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi kütüphanesinden çöpe atılmıştır.
Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır.
İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum.
Şundan hiç kimse şüphe etmesin: Türkiye, Allah’ın izniyle doğru yoldadır, istikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır.
Türkiye güvendedir, 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir.
Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz.
Türkiye’yi tahrik etmeye çalışanlar, ham hayallere kapılanlar şunu iyi bilsin, iyi anlasın:
“Ecdadımızın heybeti ma’ruf-u cihandır. Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır.”
Geçtiğimiz günlerde Suriye’de olduğu gibi terör defterleri kapandıkça umutlar büyüyecek, coğrafyamızda farklı bir rüzgâr esmeye başlayacak.
Nasıl 10-15 sene önce söylediklerimiz Cenab-ı Allah’ın yardımıyla bugün tek tek gerçeğe dönüşüyorsa bugün söylediklerimizin de çok uzak olmayan bir vakitte gerçekleştiğine inşallah hep beraber şahitlik edeceğiz.
Gerek millet gerekse bölgedeki kardeş halklar olarak büyük sıkıntıların ardından tarihe yeni bir altın sayfa yazma fırsatı yakalamış durumdayız.
Allah’ın izniyle bu fırsatın kaçmasına müsaade etmeyeceğiz.
Yönetmen Sinan Çetin diyor ki:
“Cumhuriyeti çok fazla abartmayalım; 1923’te kuruyorsun, 1946’ya kadar seçim yok. 1946’da sahte bir seçim yapıyorsun, ilk gerçek seçimi 1951’de yapıyorsun, seçilen adamı da 1960’ta asıyorsun (Adnan Menderes).”
Sinan Çetin çok doğru söylemiş.
27 sene halkın önüne sandık koymadan ülke yönetmişler. 1950’de Demokrat Parti iktidara geliyor, tahammül edemiyorsun; 1961’de Adnan Menderes’i asıyorsun.
Nerede Cumhuriyet’in değerleri?
Ahmet Hakan:
📍"Haluk Levent olayından çıkarılacak 6 ders var."
1- "İktidara olan nefretiniz, bir kumarbaz tarafından dolandırılacak kadar yüksek olmasın."
2- "Kumarla sorunu olan birini, yardım dağıtma sorumlusu olarak konumlandırmadan önce üç kere düşünün."
3- "Devlet Bahçeli, herhangi biri hakkında olumsuz görüş bildirmişse... Mutlaka dikkate alın."
4- "Her İzmir Marşı söyleyenin, her Atatürk diyenin, her AK Parti karşıtının peşine takılmayın."
5- "Devlete güvenmeyip AHBAP’a güvenmek... Belki ilk etapta tatlı gelebilir. Acısının sonradan çıkacağını unutmayın."
6- "Başkalarına 'koyun, aptal, cahil, kandırılmış' falan demeden önce şöyle bir kendinize bakmayı ihmal etmeyin."
Haluk Levent tam olarak bunu itiraf etti bugün, bir devlet kurumunu yok yere linç ettirdiler, Kızılay çadır falan satmadı o günde söyledim hatta sürecin içinde olan biri anlattı bana; Ahbap ekibi Kızılay A.Ş. ye geldiğinde "bakın böyle yapalım biz çadır alalım ve dağıtalım aynı sayıda üretim için ödeme yapalım, böylece Ahbap/Kızılay işbirliği adına iyi bir görüntü olur" diye ikna ettiler.. Kızılay çadırı vermeseydi bakın istedik vermediye oynayacaklardı, çadırlar zaten bağışlarla üretiliyor, Kızılay bir stk'ya çadır verme mecburiyetindeymiş gibi algı yaptılar.. Kızılay elinde çadır varda vermiyor izlenimi oluşturdular oysa Kızılay tüm depolarını tam kapasite açmıştı, sadece sevkiyat aksıyordu hatta şu dendi bizim vatandaş beklerken bir stk'ya çadır vermeniz uygun olmaz ancak madem iyi niyetle sordunuz logosuz farklı bir ülke için üretilen çadırları size verelim aynı sayıda hızlıca üretime geçelim, olay buydu..