Nefessiz kalıp, kendi karbondioksidinde zehirlenene kadar. Aynı nefes ya hayat olur sana ya da zehir. Tıpkı aynı döngünün ya ödül ya sınav; aynı zihnin ya mutluluk ya da pişmanlık; aynı yolun ya yalnız ya da aşkla olduğu gibi. Bilirsin aslında, ama işte bilemezsin. Kendin gibi.
Tesadüflere inanmıyorum. Başkalarıyla olana da kendinle olana da. Bir sebebi var hep; bir ödülü ya da sınavı. Saklamak, gizlemek istediğin ne varsa yaparsın; saklanmak, gizlenmek olunca konu onu yapamazsın. Döner dolaşır sana gelir iş çünkü.
O uykuda da ancak kanmaya razı olan kendini ve yeni suretini tanıyanları kandırırsın, sende seni görenleri ve senin suretlerini bilenleri değil. Kıramadığın cam tavanların yüzünden onun altındaki cam fanusunda uyur yaşarsın.
“Değer” kelimesine sahip çıkalım. Her anlamda; buna değer, değer vermek, birine değmek, canına değmek, değerler, değere dönüştürmek, değerini bilmek, değerini anlamak, değerini hissetmek, bir duruma değmek diye uzar gider.
Sevginin yolunda emek verme hayalime adım attım bugün. Yıllar önce dokunduğum her canda yeniden filizlenmek niyetinin en somut deneyimini yaşadım bugün. Yıllardır adım adım bir ileri iki geri giderken bir baktım zamanı gelmiş,kendiliğinden yolun keyfini tatmaya başlamışım. Şükür.