Bir ili��kide sorumluluk almak yalnızca verilen sözleri tutmakla ilgili değil belki. Karşımızdakinin de bizim kadar ayrı bir özne olduğunu, ihtiyaçları, arzuları, sınırları ve kırılganlıkları olduğunu hesaba katabilmekle ilgili.
Çünkü sorumluluğun olmadığı yerde ne kadar ilişkiden söz edebiliriz, emin değilim. İki kişinin bulunduğu her yerde ilişki olmayabilir. Bazen görünürde iki kişi vardır ama ruhsal olarak yalnızca biri vardır: kendi arzusunu, kendi ihtiyacını, kendi özgürlüğünü merkeze alan biri.
İlişki belki tam da ötekinin varlığının bizi sınırlamasına tahammül edebildiğimiz yerde başlıyor. İstediğimiz her şeyi yapamayacağımızı, yaptıklarımızın bir başkasında karşılığı olduğunu, yakınlığın yalnızca bize iyi gelen taraflarını alıp geri kalanından bütünüyle muaf kalamayacağımızı kabul ettiğimiz yerde.
Sorumluluk, ilişkiye sonradan eklenen bir yük değil; iki kişilik olabilmenin koşullarından biri.
kırılmalardan sonra içimizde kalanmış, onarmak affetmek iyileştirmek istemek, çabaymış, beraber büyümekmiş, incinmek incitmek ve yine de karşındakini toparlamakmış, erkek ve kadın fıtratını en derinine kadar öğrenme çabasıymış, çünkü hayal kırıklığı kaçınılmazmış
aşk içinde kıpır kıpır hisler hissetmek değilmiş, güven kırıldığında bile kalıp ne olursa olsun o kişiyi seçebilmekmiş, bazen artık o kişiyi sevmediğine dair hislerle yüzleşip yine onunla bu imtihanı paylaşmak istemekmiş çünkü derin ve sağlıklı olan ancak
tüm acizliğime rağmen birini allah için sevmiştim, birinin ahiretini sevmek ne demek allah çok derinden tattırdı bana, bu emanetine layık olamamaktan ona sığınırım ondan af dilerim ve hala isterim ki ondan, tüm imtihanlarını geçebilsin farkettikleri ve farkedemedikleriyle
اذا حضر القدر عمي البصر
Kader gelince göz kör olur | Takdir zuhur edince basiret bağlanır.
Allah bir işi takdir ederse en akıllı insan dahi tökezler. Hz Ömer efendimiz hutbede iken çok uzaklarda olan Sariye'yi keramet gözü ile gördü ve el cebel, el cebel (dağa dağa) diyerek orduyu uyardi. Fakat namaz kılarken onu arkasından bıçaklayan Ebû Lü'lü'yü görememiş ve şehit olmuştu.
Dikkat etmemiz lazım. Allah yükseltir, alçaltır, mühlet verir ve duvara vurur. Bazen bela verir yükseltir. Tecellî sarkaç gibi sağa sola kayabilir.
Cemalî tecelliler yanıltmasın. Cemalin içinde celal vardır.
Tabi Hz Ömer için tersinden Celal içinde Cemal vardı. O şehit oldu.
düşünmek istemiyorum, imtihan devam ediyor ve biz bilmeyiz ama o bilir, yazgımız nerede ve nasıl ve ne zaman ve sonucu nedir alim ve allam olan o, bize seçimlerimizi ilham ettiren, ve onları evirip çeviren de yalnız o
şüphesiz nice imtihanlarla doluydu, birbirimize buldurulmamız ve sevdirilmemiz, öyle bir sevdirilme ki kalbimizi titrettiğini söylediğimiz, her geçen gün her saat rabbimin yönlendirişini biraz daha hissediyorum üzerimde, ikimiz adına da çokça imtihan vardı
acaba dualarımın ağırlığını mı yaşıyoruz diye de soruyorum rabbime, allahım öyleyse şayet yüzümüzü güldür ve imtihanımızda nerede durduğumuzu bize sorgulat ve hikmetinle yönlendir, belki ikimiz de kaybettik kendimizi böylece imtihanımız ve mükafatımızı ama öyle
benimle beraber savaştığın için teşekkür ederim, şahitlik etmek ne büyük nimet. bil ki sonunda hep gördüm seni, dediğin gibi olumsuz hiçbir duygu yaşamadığımız bir dünya oluşturabilseydik ne güzel olurdu, bu zalim ve karanlık dünyada pek de mümkün olmasa bu
yapabildiğimiz ve yapamadığımız zamanlar oldu, hep yol gösterici olmaya çalıştık ikimiz de, ne kıymetli şeydi aslında, heyhat kader ağlarını örer bazen belki de ayrı ayrı büyütmek için bizi
yormadan sevmek yorulmadan sevilmekmiş mesele, yaraları beraber iyileştirmek savaşta sırtını birbirine dayamak, aşk nedir ne değildir masaya yatırmak, herkes kendi yarasını çekinmeden açtığında birbirimize şifa olmak