Irkçı, özellikle te Araplara karşı olan bir insan değilim. Futbola da ilgim var. İzlerim, yer yer oynarım. Toplumu uyutmak için kullanılan bir argüman olduğuna da inanırım. Gelelim asıl meseleye; +++++
bu olay bence "Kitle afyonu nedir? Örnek veriniz." sorusuna cevap niteliğinde bir olay. Bunlar şahsi düşüncelerim, katılırsınız katılmazsınız ayrı mesele ama bir kez daha şuna geldim; "Futbol kitleleri uyutan bir afyondur. Eğlencelidir ama bir o kadar da kullanışlıdır."
Irkçı, özellikle te Araplara karşı olan bir insan değilim. Futbola da ilgim var. İzlerim, yer yer oynarım. Toplumu uyutmak için kullanılan bir argüman olduğuna da inanırım. Gelelim asıl meseleye; +++++
Hemen ardından Mısır ile olan süreç vs... Burada yaşanan olayı eleştirmiyorum, doğru bir stratejik hamle olarak ta görüyorum açıkçası. Sadece milyonlarca insanın bu gerçeği göremeyecek olmasını garipsiyorum. Bu mesajıma bile tepki verecekler vardır. Velhasıl; ++++
Beyefendinin bahsettiği ürün satın alma meselesinde ise "aldatılan" milyonlarca insana bir yenisi daha eklenmiş oldu. Çok üzücü. Çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, ilgili firmadan telefon aboneliği dışındaki tüm ürünlere karşı ön yargıyla yaklaşmak gerektiğine inanıyorum.
İlgili operatörü 12 yılı aşkındır kullanıyorum. Bunca zamandır ne fiyat politikalarını ne de müşteri anlayışını çözemedim. Abonelik yenirlerken mevcut fiyatın 2-3 katını pazarlayıp, seni mecbur kılıyorlar. İşin üzücü tarafı insanlar uğraşmak istemedikleri için kabul ediyorlar.
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Bunca yıldır müşteri hizmetleri ile her abonelik yenilemesinde saatlerce iş ahlakı ve etik değerler üzerine konuşup haksız olduklarını dile getirmeye devam ediyorum. Günün sonunda direttikleri fahiş faturaları ödememenin, daha uygun fatura tercih etmenin bir yolunu buldum.
1) Dün, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet törenindeki rezalet, utanç vericiydi.❗️
Tören sahnesinde bazı öğrenciler özgür şekilde imamoğlu’nu destekleyen ve hükümeti eleştiren politik dövizler açarlarken ben de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud-112)” ayet yazılı pankartımı açtım. Fakat bazı öğrenciler ayetten duydukları rahatsızlıkla, pankartımı fiziksel müdahaleyle indirmeye çalıştılar. Buna güçleri yetmeyince de Sn. Dekan’ımız Yener Ünver’in teşvik ve desteğiyle önümde kortej oluşturup ayetin görünmesini engellemek suretiyle sansür uyguladılar.
Başta Sn. Mesut Hakkı Caşın ve videonun sonunda “işte yeditepe’nin ruhu” diye bağıran Rektör Yardımcımız sn. Sedefhan Oğuz olmak üzere bazı hocalarımız da tüm salonla birlikte bu saygısızlığa maalesef alkışlarla ve kışkırtmalarla destek verdiler.
Sn. Bedrettin Dalan, sahibi olduğunuz @YeditepeUni ‘nin ruhu, rektör yardımcınızın ikrar ettiği gibi, din düşmanlığı mıdır gerçekten ?
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
+++👇🏻
Haberde kullanılan dil sorunlu. İnsan önce inancını benimser/tercih eder, sonra gereklerini yerine getirir.
Ülkemizde “Müslümanlık = kapanmak” biçiminde bir stereotip bulunuyor. Haberciler bu algıyı yansıtıyor veya bilinçsizce pekiştiriyor. Belki de bilinçli...
Kâr artık emeğe göre değil, karşı tarafın ne kadar ödeyebileceğine göre belirleniyor. Arz-talep bahanesiyle fırsatçılık normalleşti, ticaretin vicdanı eridi. Kâr rakamla ölçülür oldu, ahlakla değil.
Adam sıfırı 2210 TL olan ürünü, 2. el sitesinden 2500 TL'ye utanmadan satıyor.
Geçen sene halkın şikayetiyle, daracık ve tehlikeli kaldırımlar yenilenip genişletildi.
Çok kullanışlı olmuş olacak ki kısa sürede otoparka dönüştü.
Mahalleli şimdi eski dar kaldırımları arar oldu.
"Gazze Açlıktan Ölüyor" kampanyası kapsamında Sayın @RTErdogan'a hitaben yazılan açık mektubun 14730. imzacısıyım.
Ablukanın kırılması ve toplu açlığın sona erdirilmesi için uluslararası harekete geçilmesini talep ediyoruz.
Katılın:
https://t.co/syNBRRpyOj
#GazzeAçlıktanÖlüyor